Kuzey Türk boyları

Türkistan, Orta Asya'da, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Rusya, Moğolistan ve Çin topraklarının bir kısmını kapsayan çoğunlukla Türk halklarının yaşadığı coğrafi bir bölgedir.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Türkistan, Orta Asya'da, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Rusya, Moğolistan ve Çin topraklarının bir kısmını kapsayan çoğunlukla Türk halklarının yaşadığı coğrafi bir bölgedir. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

ve sınırlarındaki çevre, M.Ö. II. yüzyıla kadar, Franke’nin tabiri ile sistem şekline girmiş ve şekilperestlik ile kısırlığa doğru iler­leyen bir kültür içinde yaşamıştı. M.Ö. II. yüzyılda ise, Orta Asyanın batısı ve güneyindeki medeniyet merkezleri ile ilişki kurulunca, yeni bir safha başladı. Bu gelişmenin ilk sebebi Doğu devletinin sınır­larında yükselerek, Batıya doğru, Orta Asyaya yayılması oldu. Doğu ları ve onlar ile savaşlar neticesinde yenilip Batı’ya göçen Kuşân boyları, bir yandan Batı ve Güney illeri tesirlerini Doğuya aksettiriyor diğer tarafdan da Doğu kültürü hâtıralarını Batıya götürüyorlardı… Bu arada, lilerin Doğu larına karşı M.Ö. II. yüzyılda galebeleri neti­cesinde, «İpek yolu» denen kervân yolları açılmış ve kültür cereyânlarına mecrâ olmuşdu. «İpek yolu» üzerinde tiçârî şehirler kuruluyor ve yer­leşik hayat tarzı yaygınlaşıyordu. Diğer kadîm İç Asya yarı-göçebeleri ile birlikde, ler de yerleşik hayâta daha fazla alışıyordu.

Geçen bölümde, târihî devirde çe konuşdukları anlaşılacak olan boyların, M.Ö. III. yüzyılda, Doğu devleti yükselmeden önceki devir­de, yaşadıkları çevreler araştırılmışdı. Bu İkinci bölümde, boyları­nın daha sonraki durumu söz konusu olacakdır. Batıya M.Ö. 209 ve 176’da Doğu larının Batılı «Ting-ling» ler ile Kırgızların ve ların atalarını ilhâk etmiş olduğu Birinci bölümde kayd edildi. Doğu larının birinci ve ikinci (M.Ö. 50 sıraları) Batı fuhûhatı sırasında, Taşkend ve Semerkand bölgesinde yerleşik hayâta intibak etmiş bulunan Kenğeres devleti (çince K ’ang-kü), lara karşı koymuş ve topraklarını korumuşdu. Buna karşılık Kırgız ve belki boyları, savaşlarda yenile­rek, göç mecbûriyetinde kalmışlardı; veya bu boylar esâsen belirli yerler arasında bazı zamanlarda göç etmekte idiler. Birinci bölümde, ları, M.Ö. 176 ve M.Ö. 43 kaydlarına göre, Isık-köl ile Altunyış arasında görmüşdük. ların da mensûb olduğu Kagnılı boyların hem Batıda, Kerîgeres’in kuzeyinde, hem Ötüken--Baykal bölgesinde, hem Aktağ’da, (Hamı mıntıkasında), hem de Kuzey de bulunduğuna işâret etmişdik. Kırgızlar ise Kerîgeres’in Kuzey-batısında idiler. Kırgızların, ba­zısının, M.Ö. 58 sıralarında, Doğu larının memleketlerini alması üze­rine, bulundukları muhtemelen Talaş ırmağı çevresindeki mıntıkadan, Doğuya sürüldükleri târihlerinde anlatılmaktadır. Kırgızların bir kolu, Kem ırmağı çevresine, bir başka kolu da, Mîlâd devrinden beri bazı Kagnılı «T’ie-le» lerin yaşadığı a gitmişlerdi. Kırgızlâr, Hami (43°K, 94°D) bölgesinde Mîlâd sıralarından beri bulunduk­larını kaydettiğimiz Kagnılı «T ’ie-le» lerin batısına, Hamı’dan Kara-şehre (42° Kuzey, 86° Doğu) uzanan hattın kuzeyinde ve Kara-şehr kuzeyin­deki Ak-tağ’da yaşıyorlardı. ’in T’ang devri (M. 618-906) târihlerinin yazıldığı zamanlarda da yine Kırgızlar bu bölgede bulunmakda idiler. Fakat merkezlerinin Kem ırmağı çevresi olduğu anlaşılır.

Doğuda ise, Mîlâddan önce IH. yüzyılda îç Asya’da yaşamakda iken, Doğu larından kaçıp, Liao körfezinin kuzeyine giden boylardan, «Hsien-pi», «Mu-jung», «T ’u-yü-» ile ekseriyeti olan ve oldukları sanılan «Wu-huan» lar, yine Batıya doğru akın etmiş­lerdi. Bu boylar, Doğu larının topraklarım ve bugünki Kuzey ’i istilâ ederek, Jehol’un batısı ile Ordos yaylası kuzeyindeki Yin-shan dağ­larında devletler kurup, Doğu ları ve bu mintikaya da göç eden bazı Kagnılı boylarına (Kuzeyli «Ting-ling» lerden ve Doğulu «T’ie-le» ler) karışdılar. -Baykal mıntıkasındaki bazı Kagnılı boyları M.Ö. ki son yüzyılda, lara gâlib gelerek, onları Batıya kovalamışdı. Bunlar M. 485 sıralarında Altun-yış güneyindeki Yarış yaylasına (Cungarya) yerleşmişler ve Aktağ’daki Kagnılı boylarına yakın gelmişlerdi. ın himayesine girerek, Kagnılı Kağanlığını kuracak olan bu boyların daha sonraki hikâyesi II. Bölümün sonunda yer alacakdır. Bugünki in Batı sınırlarında, -Kansu vâhası ve Tun-huang ile Ala-tağ (Ala-shan) arasında yaşayan Kagnılı boyları da, lardan kaçarak, daha Doğuya, Shansi’ye göç etmişlerdi. Selenge kıyılarındaki Yassı-Taşlar kültürünün âmili Kuzey’deki Kagnılı boylarından bir diğer kısmı ise, yukarıda söy­lendiği gibi, Gobi çölünün güneyinde, Ordos yaylasının kuzeyinde, son­radan lerin «Çogay-kuz» dedikleri ordularının bulunduğu, «Yin-shan» dağı bölgesine gelmişlerdi.

Batıya ve güneye göçlere rağmen, Yassı-Taşlar kültürünün âmili Kagnılı boylarının çokluğu vatanlarından ayrılmamış, hatta Hım istilâ­sından sonra, nün Doğusuna da yayılarak, o bölgede de aynı kültürü taşımışlardı. Milâdı 357 den ve VI. yüzyıldan bazı târihî kaydlara göre, ların da adı geçen bu Kagnılı boyları, hep aynı bölgede ve
Selenge ırrrtağının güneyde bir kolu olan ırmağı vâdîsinde bulunu­yorlardı. Böylece, Noyn-ula mezarı münâsebetile daha önceki bölümde söyleneni burada da tekrâr edebilmekdeyiz.. Bu bölgede bulunan eserlerin
bir kısmı, Kök-. devrine kadar, ların da dâhil olduğu bazı Kagnılı boylarına atf edilmekdedir. Okladnıkov bu husûsu tesbît etmekde, ancak Doğu larmın bu bölgede ordu kurdukları rivâyet edildiği, için, Selenge kıyılarında kalıntıları bulunan, söz konusu devirden bir müs­tahkem şehri Doğu larına âid sanmaktadır. Şehri kuranlar o böl­geye hâkim bulunan Doğu ları olsa bile, yerli Kagnılı boylarında bu eserde katkısı olabileceği kolayca tasavvur edilebilir. Buna bir işâret de, ların çoklukda bulunmadıkları diğer Kagnılı ve Kırgız böl­gelerinde de, aynı tarzda yapılar inşâ edilmiş bulunması keyfiyetidir. Meselâ kıyılarında, söz konusu devirden kalma bir kaledeki tarzında köşkün bir diğer ‘eşi, yada, Kem ırmağı bölgesinde bulunmuşdur (lev. XVIII a). Kem çevresindeki köşk, 53° Kuzey 91° Doğu­da Kem nehrine Batıdan akan, Abakan ırmağı kıyılarında idi. Bazı tâ­rihî kaydlara dayanarak, bu köşkün, inşâsı, M.Ö. 99 yılında «Shan-yü» süne ilticâ eden ve onun kızı ile evlenip Baykal çevresinde yaşadığı rivâyet edilen li general Li-Lipg’e40. atfedilir. Baykal mıntıkasında yaşayan Kuzeyli «Ting-ling» lerin, Li-Ling’e mukavemeti de târihlerde yer alır. Abakan kıyılarındaki köşke gelince, bunun Li-Ling’e atfı daha geç, M. V m . yüzyıldan bir rivâyete dayanmakdadır. Buna göre, Li-Ling, yeşil gözlü ve kırmızı saçlı bir ırk olan Kırgızlara vâlî tayin edilmişdi. Kırgızlar, Li-Ling’in maiyetindeki liler ile bu devirde karışmağa ve onlara benzemeğe başlamışlardı. Fakat yine de Kırgızlar lilere ben­zeyenleri uğursuz sayıyorlardı. Abakan kıyılarındaki tarzında köşkün (lev. X V II/a) keramik ve tuğlaları üzerinde Kök- harflerine ben­zeyen damgalar çıkmış ve böylece’ ustaların yerli, yanî oldukları anlaşılmışdı. Kiselev’in indinde bu damgalar, Kök- harflerinin damgalardan itibâren gelişmesine bir merhale daha teşkil etmektedir. Aba­kan evinde, Doğu larına atfedilen Selenge kıyılarındaki sarayda da gözüken, külhan ve sıcak su ile ısıtma tertibatı bulunuyordu. Abakan evinde, kültürünün bir nişanesi daha, in ezelî düşmanı sayılan Kuzeyli göçebelerin efsânevî hükümdârı ve savaş tanrısı olduğunu kay­dettiğimiz, çince adı ile «Ch’ih-yo» nun43 k başını tasvir eden «T ’aot ’ieh» maskesidir (lev. X V III/b ). Abakan. evindeki tunç kapı tokmak­larında tasvir edilen «T ’ao-t’ieh» maskeleri, in 31° Kuzey, 111° Doğu­
daki Hupei eyâletinde bir mezarda görülen tarzdadır. lilere göre eurepeoid yabancıların hususiyetleri olan gaga burun, çükura kaçmış ba­dem gözler ve çok kıllı bir görünüşde, başında üç dişli, bir tâç ile tasvir edilmişdir. Üç dişli tâcm belki aslî şekli, Shantung’da bulunan M. II.-HI. yüzyıldan bir savaş tanrısı tasvirinde görülür. Bu tâc ’de yatan genç alpinkine (lev. X II/a ) mümâsil şekilde, oklardan müteşekkildi. «Ch’ih-yo» okların ve bütün silahların mûcidi sayılırdı.

Kaynakça
Makale yazarı :
Emel Esin
Bibliyografya :
Kaynak :

İslamiyetten önceki Türk kültür Tarihi ve İslama giriş (Türk kültürü el kitibı, II, cild l/b’den ayrı basım, Edebiyat Fakültesi Matbaası İstanbul 1978, s. 49-52

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Bâb-ı Âli Baskını

22 Ocak’ta Sarayda Londra Konferansı’nın şartlarını görüşmek üzere toplanan şurada Kamil Paşa’nın İstanbul’un kuşatılmış olduğunu

İzmir düğünü

İzmir’in Kurtuluş günlerinde kaleme alınan bir başka yazının “İzmir Düğünü” başlığını taşıması yine İstanbul’da o

Kıraathaneler

XIX. yüyılın ikinci yarısında yeni bir tip kahve türedi. Buralarda gazete, mecmua, Kitap okunuyor, adına

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku