Cengiz Han’ın cihan hakimiyeti fikrinin maddi ve manevi kaynakları 3

Cengiz Han'ın Pekin'e girişi. Reşîdüddîn'in Cami’üt-Tevarih adlı eserinden.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Cengiz Han'ın Pekin'e girişi. Reşîdüddîn'in Cami’üt-Tevarih adlı eserinden. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Cengiz Han’ın ’i Devlet Merkezi Seçme Nedenleri

devlet geleneğinde ve anlayışında “ötüken”in çok önemli bir yeri vardır. ın, Gök-lerin ve Uygurların burada yerleşmeleri bir tesadüf değildir. Gabain‟in ifadesiyle dağlarında devletcilik ruhu yerleşmişti, bu yüzden devlet buradan yönetilmeliydi.(Gabain, 2009: 72) Orhun abideleri ‟in bu siyasi önemine vurgu yapmıştır. “ yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntın yoktur. ormanında oturursan ebediyen il tutarak turacaksın” (Ergin, 2006: 5) denmektedir. Yine Bilge Kağan ‟i dünyanın merkezine koyarak diğer toplumları taraf, köşe ve yanlarda tarif ederek, ‟in anlam ve önemine işaret etmektedir; “Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabi‟dir. Bunca yere kadar yürüttüm. ormanından daha iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer ötüken ormanı imiş.”(Ergin, 2006: 3-4)

Gerçektende eski geleneğine göre ve Orhun yazıtlarında defalarca belirtildiği üzere, mıntıkasını elde tutan kağanı, bütün uruğlarının başı sayılırdı. “ ormanı memleketi idare edecek mahaldi.” Uygurların baskısı altında Gök uruğları “ yışı” bırakıp gitmek zorunda kaldılar. Bu suretle yeni kurulan “Uygur Kağanlığı” esas itibarıyla yine Gök Kağanlığının devamından başka bir şey değildi. Değişen şey ancak sülale ve hakim duruma geçen yeni uruğlardı. (Kurat, 1952: 52) in, kültüründe ve zihninde yer ettiği jeopolitik değer, dini anlam ve kozmik değeri nedeniyle her uruğu i ele geçirmek ve dünyayı buradan yönetmek istemiştir. Bizce yine aynı sebepten Cengiz Han‟ın kurduğu Moğol imparatorluğu da, biraz geliştikten sonra, başkentlerini buraya taşımışlardı. (Ögel, 2003: 2). Cengiz Han‟ın kendi devletini Gök-lere benzetmeye çalışmasının en kuvvetli delillerinden biri sadece başkentlerini ötükene taşımakla kalmaması, bunun yanında kendi halkını da Köke Mongol olarak adlandırmasıdır. Yine bunu Kök (Gök-) bozkır geleneğinden aldığı düşünülmektedir. (Gabain, 1968: 111).

toplulukları için, ‟in anlam ve önemi sadece stratejik anlamından ileri gelmemektedi. yurtları, hususiyle yüksek dağları pınarları, suları, ata mezarları ve hatıraları ile de öylece mukaddes ruhların maı olup bunlar da yurdun koruyucusu idi. (Turan, 2006: 108). Orhun kitabelerinde vatanın korunmasında yer-su ruhlarının rolü Tonyukuk yazıtında pek açık ifade edilmiştir. Gök vatanına saldıran düşmanlar, Tanrı ve yer-su ruhlarının yardımıyla gafil avlanarak basılmışlardır. (İnan, 2006: 48). Belki bu sebeple kelimesinin etimolojisini genellikle dua, talep, istek anlamlarını karşılayan öt köküne bağlamak daha çok kabul görmüştür. (Bayat, 2007, c.II: 45). ‟in ifade ettiği bu dini değer nde de nakledilir; Cengiz Han, Merkit zaferinden sonra; “Gök ve Yerin yardımıyla kuvvetim arttı, Güçlü Tanrıdan nam aldım, Anamız Etugen‟in yardımıyla buraya geldik” demiştir. (MGT, 1995: 51).

Cengiz Han’ın Çadırla Simgeselleşen Devleti ve Cihan Hakimiyeti

nde geçen, cacır (çe çadır), çe‟den geçmiş görünmektedir. (Albay, XI. TTKongresi: 536). Çadır ve gökyüzü arasında kozmolojik bağ kuran ler, Kağan otağı ve gökyüzü arasında da bu bağı kurmuşlar nitekim Kağan çadırı bütün bir kainatı dolayısıyla cihan devletini temsiliyet noktasına gelmiştir. Hun döneminde li elçilerin Kağan otağına girerken belirli kurallara uymak zorunda oldukları bilinmektedir. Benzer biçimde Hakan otağı (kuru, çavaç) Gök-lerde devlet timsali olduğu için, lilere 634‟de esir düşen Gök- Kağanı Hsie-li, kendisine verilen saraya girmeyi reddederek, otağını kurdurmuştu. (Esin, 1985: 9). lerde Çadırın ve Kağan‟ın ifade ettiği bu kozmik değer, Uygurlar vasıtasıyla Moğollara da geçmişti. nde: Merkitlilere karşı Camuha‟dan yardım isteyen ‟e (Cengize) Camuha: “Çadır bacasından girerek, Çadır direğini devirelim, Onun kutsal çadır direğini parçalayarak, Bütün ulusunu yerle yeksan edelim” (MGT, 1995: 45-46) diyerek çadır ve devlet arasındaki bağa işaret etmiştir.

telakkisinde çadır ve devlet arasındaki bağlantıya uygun olarak nde, Cengiz‟in İmparatorluğunun müjdelenmesiyle, çadırı arasındaki ilişkiye dikkat çekilmektedir. Horçi uzun e:

“Camuha‟yı terk etmemiş olurduk fakat ilahi bir işaret bana (rüyamda) şunları gösterdi. Beyaz bir inek gelerek Camuha‟nın etrafında dolaştı ve onun çadır arabasını süzdü, sonra da Camuhayı süzdü. Derken, boynuzsuz (başka) bir beyaz öküz sırtına yüklenmiş büyük bir çadır direğini çekerek geldi. O, büyük araba izinden, ‟in peşinden gömürdeyerek geliyor ve gökle yer, ‟i ulusun hükümdarı ilan ettiler. şimdi () ulusu idaresine alsın diyordu. Bu hayırlı alametler bana istikbali haber verdi” demiştir. (MGT, 1995: 56).

Askeri Alanda Etkileşim

Etkileşim ve fayda sadece kültürel ve siyasi alanla da sınırlı kalmamış maddi kaynaklarda kullanılmıştır. Cengiz-Han çağında Moğollara seyahat eden li elçiler, Moğolların çelik işlemesini bilmediklerini yazarlar. Moğol generalleri ve orduları kendi kılıçlarını Uygurlara ısmarlarlardı. (Ögel, 1971, c. I: 130). Cengiz Han‟ın ordusunda pekçok askerinin varlığı kabul edilen bir tarihi durumdur. Bunun yanısıra lerin askeri sistemi pekçok unsur gibi Moğollar tarafından bire bir taklit edilmiştir. Kaynaklardan öğrendiğimize binaen Moğol ordularının teşkilatlanması büyük Hun Hakanı ‟nin kurduğu sistem üzerinde çalışmaktaydı. Cüveyni‟nin naklettiğine göre: Moğollarda ordu düzenleme sistemi şöyleydi:

“İnsanları onar onar bölerler, her on kişiden biri diğer dokuzunun emiri olur. On emir arasından birini yüz kişinin emiri (emir-i sad) yaparlar, geri kalanını onun emrine verirler. Aynı şekilde insanları bin ve on binlik gruplara koyarlar. Bu şekilde bir emiri on bin kişinin başına getirirler. Ona emir-i tümen derler. Bir işi önce emir-i tümene havale ederler. O bin kişinin emirine havale eder. Sırasıyla on kişinin emirine kadar varır.” (Cüveyni, 1999: 90)

Sonuç

Dünya tarihinin en büyük fatihlerinden biri Cengiz Handır. 12. Yüzyılın sonlarında başlattığı ve 13.yüzyılın başlarında büyük başarılar elde ettiği mücadelesi, bugüne kadar ulaşılan en geniş bitişik sınırlı imparatorluğun doğmasıyla sonuçlanmıştı. Cengiz Han‟ın kurduğu imparatorluk, , , Anadolu, Orta Doğu ve Avrupa‟ya kadar genişlemişti. Bu büyük Fatih‟in hayatı ve idealleri şüphesiz ilgi çekicidir ve merak konusu olmuştur. Bu konu hakkında en önemli kaynak 1240 yılında yazıldığı bilinen “” adlı eserdir. Bu eseri okuyan her tarihçisi o dönem Moğol kültürü ve Cengiz Han devleti ile kültür tarihinin önemli öğeleri olan Hun, Gök- ve Uygur devletleri arasındaki kültürel benzerliği kolaylıkla fark edecektir.

Tarihin erken dönemlerinden itibaren benzer coğrafyalarda yaşamış ve Moğol toplulukları arasında esasında belirgin farklılıklar mevcuttu. Daha erken bir tarihte göçebe çobanlığa geçen lerin, ekonomileri, aile yapıları ve içtimai özellikleri ile Moğolların özellikleri birbirine benzememekteydi. Sahip oldukları nitelikler sayesinde ler daha Hun çağında güçlü devletler kurabilmişlerdi. Moğollar‟da özellikle Büyük Hun Kağan‟ı döneminden itibaren bu güçlü devletlerinin hakimiyet sahası altında yaşamışlardır. Gök ve Uygur devletleri içerisindeki tabiyetleri de dikkat çekicidir. kültürünü tanıma ve ondan istifade edebilme fırsatını ve yeteneğini gösteren Moğollarda, Cengiz Han dönemine gelindiğinde kültürel alandaki benzerlikler son derece dikkat çekicidir.

Cengiz‟in Mogol devletinde gördüğümüz dini hayata dair unsurlar; eylem ve faaliyetlerinde çe Tengri, Mogolca Tegri‟den yardım beklemesi, kainatın ve dünyanın güç unsurları olan Güneş ve Ay‟a duyduğu saygı, dini hayat içerisinde unsurların varlığı bu alandaki benzerliklerin bir kısmıdır.

Devlet anlayışında; cihan hakimiyeti fikrinin ortaya çıkması, çenin, Moğol devletinde muteber bir dil olması, töre, yasa, gibi esasen çe kökenli kavramların ve anlayışların uygulanması da dikkat çekicidir. Yine Cengiz Han‟ın kendi soyunu tıpkı kaynaklarının bize bildirdiği Gök- devlet kurucuları gibi kurt soyuna dayandırması da üzerinde durulması gereken bir benzerliktir. Cengiz Han‟ın kurduğu devletin belli bir süre sonra başkent olarak lerin kutlu vatanı ‟i seçmesi ve yine Cengiz Han‟ın tıpkı Oğuz Kağan gibi doğumundan itibaren ilahi bir görevle ve nitelikle donatılması, kültürünün, Cengiz Han‟da ve onun kurduğu devlette çok güçlü biçimde etkili olduğunu ispatlamaktadır. Hun Hakanı ‟nin “tüm yay geren toplumları birleştirdim şimdi onlar Hun oldular” şeklinde ifade ettiği millet ve devlet olma anlayışı, Cengiz Han‟ın dilinde “Çadırlarda yaşayan tüm halkları birleştirdim” şeklinde hayat bulmuştur. Orhun Abidelerinde Bilge Kağan‟ın milletine vasiyet ettiği “” den ayrılmayınız ve burada yaşayınız şeklindeki çağrısına uyanlardan biri de Cengiz Han olmuştur.

Kaynakça
Makale yazarı :
İbrahim Onay
Bibliyografya :

ALBAY, M. Necati, “Moğolların Anonim “Gizli Tarih”İnde Bulunan Türk Adları Ve Bunların Önemleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, 535- 537.
GABAIN, A.Von, “Renklerin Sembolik Anlamları „A.Ü.DTCF, Türkoloji Dergisi, 1968.
GABAIN, A.Von, Türkoloji Makaleleri, Der. Yusuf Gedikli, İstanbul: 2009.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Kültürünün Gelişme Çağları 1, 2, İstanbul: MEB Yayınları, 1971.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 1, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 4.Baskı, 2003.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3.Baskı, 2006.
ERGİN, Muharrem, Orhun Abideleri, İstanbul: Boğaziçi Yayınları, 37.Baskı, 2006.
İNAN, Abdülkadir, Makaleler ve İncelemeler 1, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3. Baskı, 1998.
İNAN, Abdülkadir, Makaleler ve İncelemeler 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. Baskı, 1998.
İNAN, Abdülkadir, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 6. Baskı, 2006
KURAT, Akdes Nimet, “Göktürk Kağanlığı”, DTCF.Cilt X.Sayı1-2., (1952) : 13-53.
TURAN, Osman, “Çingiz Adı Hakkında”, Belleten Cilt.5, 1941.
TURAN, Osman, “Türkler Ve İslamiyet”, DTCF. Der. C. 4, (1946) : 457-485.
TURAN, Osman, “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” Türkler, Cilt.2, Yeni Türkiye Yayınları, (2002): 845-855
TURAN, Osman, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, İstanbul: Ötüken Yayınları, 15. Baskı, 2006.
BAYAT, Fuzuli, Oğuz Destan Dünyası, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2006.
BAYAT, Fuzuli, Türk Mitolojisik Sistemi 1-2, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2007.
ESİN, Emel, Türk Kültür Tarihi, “İç Asyada ki Erken Safhalar”, Ankara: AKDT. Yüksek Kurumu Yayınları, 1985.
ESİN, Emel, Türk Kozmolojisine Giriş, İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2001.
CÜVEYNİ, Alaaddin Ata Melik, Tarih-i Cihan Güşa, çev: Mürsel Öztürk, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1999.

Kaynak :

Turkish Studies 7/4, Fall 2012, p. 2441-2455

 

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Türk Oğlu

Ölüm arifesine girdi denilen adam Gökler kızıllaşırken, kararırken bir akşam Yelesini kabartıp ihtişamla gerindi; Bu

Mustafa Kemal bir yiğittir!

Mustafa Kemal’e son günlerde yapılan saldırılara bir cevap “Mustafa Kemal Anafartalarda doğmuştur” diyen Akşam’ın bir

İzmir düğünü

İzmir’in Kurtuluş günlerinde kaleme alınan bir başka yazının “İzmir Düğünü” başlığını taşıması yine İstanbul’da o

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku