Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Cengiz Han’ın cihan hakimiyeti fikrinin maddi ve manevi kaynakları 2

Cengiz Han'ın Pekin'e girişi. Reşîdüddîn'in Cami’üt-Tevarih adlı eserinden.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Cengiz Han'ın Pekin'e girişi. Reşîdüddîn'in Cami’üt-Tevarih adlı eserinden. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

’ın Hakimiyet Hakkı ve Kozmolojik Unsurlarla İlişkisi

Türk telakkisinde kozmolojik unsurlar özellikle güneş, ay ve yıldızlarla temsil edilen öğeler hem kozmik hem de dini ögelerdir. Oğuz Kağan destanı da dahil olmak üzere Türk tarihi boyunca bu unsurlara vurgu yapılmaktadır. Bir kısım araştrmacı Türk kültüründe güneş ve ayın oynadığı rolü Maniheizmle ilşkilendirmişse de kaynaklar bu anlayışın Maniheizmden asırlar önce mevcut olduğunu göstermektedir. Çin kaynakları, Hunlarda şan-yü‟nün sabahları otağından çıkarak güneşin doğuşuna, geceleri de aya saygısını sunduğunu naklederler. (Han Shu, 2004: 8-9).

Göktürkler için de ay muayyen bir mana ifade etmiştir. Thomsen‟e bakılırsa Kül-Tigin düşmana karşı hücum ederken ay şeklinde başında bir zineti taşımaktaydı. (Caferoğlu, 1931: 115). Bunun yanında Gök-Türkler, doğan güneşi üç veya dokuz defa selamlarlardı. Günün başka zamanlarında ise, sadece doğuya selam vermek, yine güneşi selamlamak anlamına geliyordu. (Ögel, 1971, c.I: 124). Aynı inancın devamını ‟ın hayatında da görmekteyiz. ın Gizli Tarihinde: Merkitlerin elinden tutsaklıktan kurtulan Cengiz, Burhan Dağ‟ında saklanmış, düşmanları gidince dağdan inerek kemerini boynuna ve şapkasını koluna asarak güneşe karşı dönerek ve eliyle göğsüne vurarak, güneşe karşı dokuz defa diz çöküp tövbe, istiğfar etmiştir. ( MGT, 1995: 40-41).

Gök-Türkler, Uygurlar, Hakani Türkleri döneminde ve daha sonra da hem güneş ve ay, hem kün – ay hükümdarlık simgesi olmuştu. (Esin, 2001: 148). ın Gizli Tarihinde Güneş ve Ay‟ın hükümdarlık hakkı konusunda oynadıkları mühim rolle alakalı olarak şu şekilde bir bilgiye rastlamaktayız: “Cengiz‟in cedlerinden Alan-ho-a adlı bir kadının Dobun Mergan‟dan iki çocuğu olmuş ve kocası ölmüştür. Kocası olmadığı halde iki erkek çocuk daha dünyaya getirmiştir. Bu çocukları diğer iki oğluna şöyle açıklamıştır:

“Fakat her gece sarışın bir adam, evin (çadırın) bacasından (damdaki açıklıktan) sızan ışık vasıtasıyla girerek karnımı okşuyor ve onun nuru vücuduma geçiyordu. Çıkarken de Güneş (veya) Ay‟ın nurları üzerinden sarı bir köpek gibi sürünerek çıkıyordu. Bu (hadise) üzerine fikir yürütülürse, onların Tanrı oğlu oldukları ortaya çıkar. (Kardeşlerinizi) kara başlı (adi) insanlarla mukayese ederek nasıl öyle konuşabiliyorsunuz ? Onlar bütün insanların Han‟ı oldukları zaman, adi halk hakikati anlayacaktır.” (MGT, 1995: 8).

Osmanlılarda da ay ve hakimiyet arasında bağlantı mevcuttur. Rivayete göre Osman Gazi, Şeyh Edebali‟nin zaviyesinde misafir iken Kur‟anı çok ta‟zim eder. Yatınca geceleyin rüyasında şeyhin kucağından çıkan bir ay kendi koynuna girer. Bunun üzerine Osman Gazi‟nin göbeğinden çok muazzam bir ağaç yükselir ve dalları dünyayı sarar. (Turan, 2002: 847). Bu durum Osman Gaziye dünya hakimiyetinin kozmik unsurlarla müjdelenmesidir. Aynı inanış döneminde de mevcuttur. ın Gizli tarihinde Temuçin (Cengiz) dokuz yaşında iken babası, Cengizin akrabaları olan Torgut kabilesine mensup Olhunoutlar‟dan oğluna kız istemeye gitmiş yolda Unggriratlar”dan dei-seçen”e rastlamış Dei-seçen ona şöyle demiştir:

“Kaynım Yesugai ! Ben bu gece bir rüya gördüm. Beyaz bir asil doğan, Güneşle Ay‟ı pençeleriyle yakalayarak uçup geldi ve ellerimin üzerine kondu. Kaynım Yesugai bu rüya herhalde senin oğlunla geleceğini göstermek istemiştir.”(MGT, 1995: 19-20)

’ın Töre’si

Türkler Kağanlarını dünyaya nizam ve intizam verme duygularıyla seçerken Eski da ise hanlar, savaş zamanlarında, akınlar, yağmalar ve türlü eşkıyalıklar yapmak için seçilirlerdi. Bu sebeple Türkler, a “Cete”, yani çete ve eşkıya diyorlardı. Tabii olarak böyle amaçlar için seçilen Moğol hanlarının hükümdarlık ve devlet gibi hukuk anlayışlarına dayanan kuruluşlarla bir ilgileri olamazdı. (Ögel, 1971, c.II: 80). O halde devleti nasıl bu kadar başarılı olabilmişti? Çünkü Cengiz‟in zamanında, resmi kanun Türk töresinden ibaretti. Cengiz hükümetinin törecisi‟de (Vezir?) Dokuz Oğuzlardan “Ye-lu Taşi” adli bir tigin idi. (Gökalp, 1976: 27). Nitekim ın gizli tarihinde kullanılan ve Türkçe ile aynı anlamlarda kullanılan pekçok kelime dikkati çekmektedir. Bu konudaki kanaatini dile getiren Albay, bu kelimelerin Türkçe olduğunu ifade eder. Ayrıca bu kelimelerin devlet kavramıyla bağlantılı kelimeler olması ayrıca dikkat çekicidir. Gizli tarihte geçen, yarlık (Hükümdar buyruğu), cacır (Türkçe çadır), Töre (Türkçe töre), ulus (Türkçe ulus), tanma, tanma cı (Büyük memur) “Türkçe tanmacı”, tumen (bin), Türkçe tümen”, tuh ( bayrak), “Türkçe tug”, jasah (yasa), Türkçe “yasa”, elci Türkçe elçi” anlamlarına gelir. (Albay, XI. TTKongresi: 535-537). Türkler devlet yönetimi, hakimiyet hakkı, dünya düzeni gibi kavramları tarihin erken dönemlerinde oluşturmuş törelerinin içine yerleştirmişlerdi. Bu yüzden bir Türk devleti yıkıldığında yerine kurulan devlet öncekinin devamı niteliğinde oluyordu. Aynı durumun devleti içinde geçerli olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden araştırmacılar sadece yasalarının değil aynı zamanda, Timur tüzüklerinin, hatta İslam devrindeki Hakaniyye, Selçuki, Osmanlı, Akkoyunlu, Ramazanoğulları, İran‟daki Afşar ve Kaçar devletlerinin ilhanlık kanunnamelerinin umumiyetle Göktürk ve Oğuz töresinden alındığını belirtirler. (Gökalp, 1976: 28)

Bazı araştırmacılar ‟ın da Türkçe bildiğini kuvvetle iddia ederler. Cüveyni, ‟ın Türkçe bilmediğini nakletsede anlattığı hikaye Türkçenin o dönem önem ve kıymetini göstermesi bakımından önemlidir.

“Bir gece Arapça konuşan bir münkir, Kaan‟ın huzuruna gelip: “Dün gece ı rüyamda gördüm. Bana “Oğluma söyle hepsi de kötü kişiler olan Müslümanları öldürtsün dedi.” demesi üzerine Kaan, biraz düşündükten sonra “, seninle tercüman aracılığıyla mı, yoksa tercümansız mı konuştu ? diye sordu “tercümansız” cevabını alınca Sen Türkçe veya Moğolca biliyor musun ?” diye sordu. Adam “hayır “cevabını verdi. Bunun üzerine Kaan “‟ın Moğolcadan başka dil bilmediğini kesin olarak biliyorum. Bundan senin yalan söylediğin anlaşılıyor” dedikten sonra emir verdi, adamı öldürdüler. (Cüveyni, 1999: 212)

Kaynakça
Makale yazarı :
İbrahim ONAY
Bibliyografya :

CÜVEYNİ, Alaaddin Ata Melik, Tarih-i Cihan Güşa, çev: Mürsel Öztürk, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1999.
MOĞOLLARIN GİZLİ TARİHİ, Yazarı Bilinmiyor, çev: Ahmet Temir, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3.Baskı 1995.
ALBAY, M. Necati, “Moğolların Anonim “Gizli Tarih”İnde Bulunan Türk Adları Ve Bunların Önemleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, 535- 537.
CAFEROĞLU, Ahmet, “Tukyu Ve Uygurlarda Han Unvanları”,Türk Hukuk ve İktisat Tarih Mecmuası, Cilt 1, (1931) : 105-119.
CAFEROĞLU, Ahmet, “Cihan Edebiyatında Türk Kobuzu”, Ülkü Dergisi, S.45, (1936) : 203-215
ESİN, Emel, Türk Kültür Tarihi, “İç Asyada ki Erken Safhalar”, Ankara: AKDT. Yüksek Kurumu Yayınları, 1985.
ESİN, Emel, Türk Kozmolojisine Giriş, İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2001
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Kültürünün Gelişme Çağları 1, 2, İstanbul: MEB Yayınları, 1971.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 1, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 4.Baskı, 2003.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3.Baskı, 2006.

Kaynak :

Turkish Studies 7/4, Fall 2012, p. 2441-2455

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Tamgalı Say, Saymalıtaş

“Buraya resimleri çizenlerin, uzayda var olduğu söylenen başka dünyalarla bir bağı mı var acaba?” Geçen

Anadolu’da Türk Kültürü

Miladı 1071 yılında Malazgirt Meydanı’nda Selçuk Türkleri Tanrı’ya yalvardıktan sonra atlarının kuyruğunu bağlayıp “ya gazi,

Sevgili kardeşlerim

Aranızda ne kadar mutlu olduğumu nasıl belirtsem bilmem ki?.. Duygularımı tek tek sözcüklerle açıklamış olayım:

Lisanın sadeleşmesi

Diyorlar ki: “Uğraşmaya ne hacet? İşte lisânımız kendi kendine sadeleşiyor. Yarım asır sonra ne Arapça

Uygurca 14. Ders

On tötinçi (14-) Ders – Tekrar Asıl zor kısımları atlattık, bundan sonra öğreneceğimiz her şey

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku