Yazarlar

Tarih Araştırmalarında Hatırat Türü Eserlerin Kaynak Değeri Üzerine Bir Tartışma

0

Tarih ilmi kaynaklar vasıtasıyla yapılır. [1] Tarihte olaylar yaşanırken çevresinde bir dizi iz bırakır. Bahse konu bu izlerin mücessem hali tarihin kaynaklarıdır. [2] Kaynak geçmiş hakkında tanıklıktır, [3] tarihi bilgi veren malzemedir [4] ve tarih ilmini maksatsız bir malumat yığını olmaktan uzaklaştıran yegane unsurdur. [5] kaynaklar vasıtasıyla geçmiş düşünceyi yeniden canlandırır, eleştirir, geçmiş düşüncenin değeri hakkında kendi yargısını oluşturur [6] ve tasvir eder. [7] Tarihi olayların gelişmesi, hatta madde ve eşyanın geçmişinden bahseden her yazı ve her hikaye, insanlığın eylem ve düşüncelerinin takibini, daha sonrasında ise tespitini sağlar. [8] Lakin her bilgi veren malzeme kaynak olma özelliğine sahip değildir. Malzemenin kaynak addedilebilmesi için ya devrinde ya da devrine yakın bir zamanda -devrin kaynaklarından istifade edilerek- meydana getirilmiş olması gerekmektedir. Birinci gruba girenlere yani doğrudan doğruya tarihi olaylarla muasır, bu olayları gören ve/veya içinde yaşayanın verdiği bilgilere ana kaynak adı verilir, bu kaynak biçimi tarih araştırmalarında son derece mühim ve kıymetlidir.[9]

Arapça hatırda kalan anlamındaki hutûr kökünden gelen hatırat, [10] bir kimsenin kendi başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve olguları gözlemlerine, bilgilerine dayanarak anlattığı, [11] gönüllü ve kasıtlı hatta çoğunlukla bir görev olarak deneyimlenen, [12] tam bir objektiflik içinde yazılması mümkün olmayan, daima hisler ve şahsi görüşler ön planda tutularak yazılan eserlerdir. [13] Devrin olaylarına ışık tutması sebebiyle hatıratlar tarihin ana kaynakları arasında yer almaktadır. [14]

Tarihsel sorular ve olaylar bireylerin duygularını, inançlarını veya önyargılarını uyandırmaya çok yatkındır. [15] Hatırat yazarları bu yatkınlığı ekseriyetle kendi lehlerine kullanma eğilimi gösterir, tarihsel argümanları kendi istekleri doğrultusunda çözümler, birleştirir ve kurgularlar. [16] Tüm bu süreçte hatırat yazarları hoşlarına gidenleri yazarlar, hatıratlarının bir itiraf kitabı olmamasına çokça dikkat eder, kendileriyle ilgili gerçekleri örtmeye kıymet verir, lakin başkalarıyla ilgili gerçekleri kolayca açığa vururlar. Bu sebeple kaynak değerlendirilmesinde hatıratların başkalarının kusurlarını, küçüklüklerini, patavatsızlıklarını ve haksızlıklarını anlatan kitaplar olarak adlandırıldıkları da olmuştur. [17] Örneğin Mareşal Otto Liman von Sanders’in ’de Beş Yıl (1919) adlı hatıratında [18] Türk ordusu ve askeri kadrosu hakkında kaleme aldıklarını Enver Paşa, 1 Eylül 1921’de eşi Naciye Sultan’a yazdığı mektubunda oldukça eleştirmiştir:

“Ben, Liman’ın (Maraşal Otto Liman von Sanders’in) hatırasını okuyorum. Ne tuhaf adam. Harpte ne iyi yapılmış ise, faili o. Ne ız ve kötü ise başkaları; tabii, başta ben. Sonra da, hep Alman zabitleri yapıyor. Türk zabitlerinden nadiren bahis var. Ah! Ne ise, neferlere lütfedip iyi zabitler -yani Almanlar- idaresinde olurlarsa iyi iş görürler diyor… Türk paşaları arasındaki malum rekabet ve bunun neticesi birbirine yardım etmemek hususunun bertaraf edildiğini söylüyor. Hakikaten edepsiz adam. Bu harpte bizde böyle bir hal mi zuhur etmişti?” [19]

Hatıratların anlatı mecazlarının, sosyo-tarihsel bağlamlarının ve anlatı değişimlerinin tespiti okuma pratikleri gerektirir. [20] Hatıratlara eleştirel yaklaşmamak ise tarihi çalışmanın eleştirilmesine yol açar. [21] Unutulmamalıdır ki tarihçinin tarihi bir olaya karşı hissettiği aidiyet azaldıkça tarihçinin nesnel bakışı artar, [22] aidiyet hissi arttıkça bu bakış sınırlanır. [23] Bu yüzden cereyan etmiş olan olay ile ilgili değişik görüşleri ihtiva eden hatıratlar ilmi bir kritikten geçirildikten sonra kullanılmalıdır. [24]

Sonuç olarak bakıldığında tarihin ana kaynakları arasında yer alan hatırat türü eserler dönemin birebir tanığı olması sebebiyle tarih ilmi için oldukça kıymetlidir. Lakin hatıratlar yazarın aklında kalanlardan ibarettir, kurgusu yazara aittir, kamuoyuyla paylaşmayı kabul ettiği bilgilerdir. Hatırat yazarı eseri vasıtasıyla bir zafer sonrası popülaritesini artırmaya çalışabilir, sahip olduğunu düşündüğü kabiliyetlerinin toplum tarafından bilinmesini arzulayabilir ya da bir yenilgi sonrasında müdafaasını yaparak, yenilgisindeki faktörleri –ekseriyetle başkalarını suçlayarak- anlatabilir. Bu yüzden ana kaynaklar arasında belki de tarihçinin en eleştirel yaklaşması gereken tür hatıratlardır.

Mustafa Koç
1992 yılında Rize'de doğdu. Lise eğitimini Rize Lisesinde tamamladı ve akabinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden 2014 yılında mezun oldu. 2017 yılında ise OMÜSBE Tarih Yüksek Lisans programını "Atatürk Döneminde Müteşebbis Sınıfın Geliştirilmesine Yönelik Tasarruflar" adlı tezi ile bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilmektedir.

Mustafa Kemal’den tarihi bir mektup

Önceki yazı

Ali Fuat Cebesoy’un “Kuva-yı Milliye ve Cumhuriyet Devrimleri” Adlı Hatıratının Tahlili

Sonraki yazı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorumlar

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla yazı Yazarlar