Bir Milli Mücadele Kahramanı “Topal Osman Ağa”

Hüseyin Gazi Menteşeoğlu arşivi
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu arşivi
Bir Milli Mücadele Kahramanı “Topal Osman Ağa”
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Osman Ağa hakkında birçok makale ve kitap yazılan tarihi bir şahsiyettir. Faaliyetleri her zaman tartışma konusu olmuştur. Bugün bile Osman üzerinden birçok tartışma devam etmektedir. Osman Ağa’yı karalayan ya da Osman Ağa üzerinden Gazi Ata’e çirkin ithamlarda bulunan yazılar yazılmaktadır. Osman Ağa öyle üzeri çizilecek ya da hakkına ileri geri konuşulacak bir şahsiyet değildir. Bu vatana ciddi hizmetlerde bulunmuş gerçek bir vatanseverdir. Özellikle yıllarında ciddi faydalar sağlamıştır. Peki, kimdir bu Osman Ağa? Hadi biraz Osman Ağa’yı tanıyalım.

Osman Ağa 1883’te Giresun’un Hacı Hüseyin Mahallesi’nde doğdu. Ailesi Feridunzadeler olarak bilinip Soyadı Kanunu ile Feridunoğlu soyadını almıştır. Babası Hacı Mehmet Efendi an­nesi Zeynep Hanım’dır. [1] Lider özellikleri, cömertliği ve varlığı nedeniyle yöre halkı tarafından “AĞA” lakabıyla anılmaya başladı. [2] Savaşı’na katılmış, dizinden yaralanmıştır. I. Dünya Savaşı’na katılmış, Ruslara karşı Batum ve Harşıt’ta çarpışmıştır. Osman Ağa’nın gönüllü taburu Rusların Harşıt Çayı’nı geçmesine mani olmuş, Tirebolu’nun işgalini önlemiştir. Rum ve lerin, işgalci çeteler kurarak işgalleri çabuklaştırıcı çalışmalara başlamaları üzerine, gönüllü birliği ile bu işgal çabalarının belini kırmıştır. Rum ve işgalci çeteleri, Osman Ağa’yı tehcir işlerinden sorumlu göstermişler, hakkında yakalama emri çıkartmışlardır. İzmir’in Yunanlar tarafı işgali üzerine Giresun’da işgali protesto etmek için miting düzenlemiştir. Paşa’nın ’a çıkmasından sonra Havza’da onunla görüşmüş ve o günden sonra sadece ondan emir almıştır. Hatta Paşa’yı koruyacak olan muhafız birliği onun tarafından oluşturulmuştur. Karadeniz’deki faaliyetlerinden başka ayrıca Batı Cephesinde de büyük faaliyetleri olmuştur. Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan ile 42. ve 47. Gönüllü Giresun alaylarını kurmuştur. Bu alaylar ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nden büyük fayda sağlamıştır. [3]

Herkes ona Osman Ağa ya da Ağa Dayı derdi sonra Topal namını aldı. Peki, Osman Ağa nasıl oldu da Topal Osman Ağa oldu? 1912 yılının Ekim ayında Savaşı başladı. Osman Ağa Savaşı’na yanındaki 65 arkadaşı ile gönüllü olarak katıldı. [4] Son kez aileleriyle görüşen gönüllü askerler limanda bekleyen vapura binerek önce İstanbul’a oradan da Tekirdağ’a gittiler. [5]

Osman Ağa arkadaşları ile ateş hattında iken bacağına isabet eden bir şarapnel parçalı ile dizinden yararlanır. İstanbul’da Şişli Etfal Hastanesi’nde 9 ay tedavi gördükten sonra ayağa kalktı; ancak bir fakla Osman Ağa artık topaldı. Bacağında bu yara yüzünden artık Topal Osman ağa olarak anılmaya başladı. [6] Osman Ağa’nın bacağındaki yara onu durdurmazdı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar Doğudan saldırıya geçtiler. Osman ağa bu kez Ruslara karşı savaşmak zorunda kaldı. Topladığı gönüllüler ile Harşıt’ta Rusları durdurmayı başardı. [7] Rusları çekilmeye başlayınca Milli kuvvetlerimiz takibe geçti. Osman ağa ve birliği bu takip sonucunda Batum’a ilk giren birlikler oldu. [8]

Osman Ağa savaş dönüşü Karadeniz’deki Pontus çeteleri ile mücadele etmeye başladı. Özellikle sonrasın bölgede artan Pontus faaliyetleri Osman Ağa’yı tarafından önlenmeye çalışıldı. Osman Ağa’nın çetecilere karşı yaptıkları onun İtilaf Devletlerine şikâyet edilmesine bile neden oldu. Giresun Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Rumlar önündeki tek engel Osman Ağa idi. Osman Ağa’yı uzaklaştırmak için onu ve Rum tehciriyle suçladılar. İstanbul’dan hakkında yakalama kararı çıkınca Şebinkarahisar’a geçti. Tabi Şebinkarahisar’da olan Osman Ağa burada da boş durmadı. Onun yokluğunu fırsat bilen Rumlar Taşkışla’ya büyük bir Yunan bayrağı astı. Bunu haber alan Osman Ağa şehre baskın yapar gibi girerek bayrağı oradan indirdi. Daha sonra hakkında yakalama kararı olduğu için tekrar Şebinkarahisar’a çekildi. Ardından Metropoliti’de sıkıştırarak Patrikhaneye ve İstanbul hükümetine tehcirle ilgisi olmadığına, affedilmesinin yerinde olacağına, kendisi hakkında bir şikâyetlerinin bulunmadığına dair birer mektup yazmalarını sağladı. [9] Ayrıca Sivas Valisi Derviş Paşa, Osman Ağa’nın Tehciriyle hiçbir ilgisi ol­madığına dair bir yazı yazarak affını istirham etti. Osman Ağa Şebinkarahisar’da iken 8 Temmuz 1919’da af kararı geldi. Aynı gün af kararının metnini Şebinkarahisar Millet Bahçesi’nde okudu. Öğlenden sonra törenle Giresun’a döndüler. [10]

Paşa ’da ’a ayak basınca Osman Ağa’nın namını duymuş ve onunla görüşmek istemiştir. Osman Ağa Tomoğlu İsmail, Dalgaroğlu Bilal ve Çakraklı Kara Ahmet’i yanına alarak Havza’ya gitmiş ve Paşa ile görüşmüştür. Bu görüşme onun bütün hayatını değiştiren olay olmuştur. Karadeniz’de Pontus faaliyetlerine son vermek için elinden geleni yapmıştır. Daha önce bahsettiğimiz Taşkışla olayı ve sonrasında Haçika Çetesini ortadan kaldırması Osman Ağa’nın faaliyetlerinden bazılarıdır.

Osman Ağa, Pontus belası ile uğraşırken Paşa’dan gelen emir üzerine Erzurum Kongresi için 3 delegenin belirlenmesi istenmiştir. Osman Ağa’nın ‘da onayıyla Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kongreye gidecek delegeleri belirlemiştir. [11] Öte yandan Osman Ağa düşmanla sadece silahla değil fikri olarakta mücadele etmiştir. Bu doğrultuda propaganda faaliyetleri için Gedikkaya Gazetesini çıkarmıştır.

Ülkedeki iç isyanlardan dolayı meclisin ve mebusların güvenliğini sağlamak için Ali Şükrü Bey tarafından Milli Muhafız Müfrezesinin kurulması teklif edildi. Bu teklifin kabulü üzerine Osman Ağa Ankara’ya çağırıldı. [12] Osman Ağa ile Ankara’ya gelen 15 kişilik kafile Paşa tarafından titizlikle izlenmiş ve Paşa bu kişilerden onunun Ankara’da kalmasını istemiştir. Böylece 12 Kasım 1920’de Paşa’nın koruyuculuğunu yapacak olan Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi kuruldu. [13] Osman Ağa birliğinden Paşa’yı korumanın çok önemli olduğunu söyler. Hatta birliğine öyle bir cümle kurar ki bu durumun önemini ortaya koyar “ Eceliyle bile ölmesine izin vermeyeceksiniz.” [14]

Osman Ağa’nın faaliyetleri sadece Karadeniz’de Pontusla mücadele etmek ya da Paşa’yı korumakla sınırlı değildir. Aynı zamanda cephe hattında büyük faydaları olmuştur. Osman Ağa hem Pontusla mücadele hem de Batı cephesinde kullanılmak üzere Giresun Ask Şubesi Başkanı Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan ile iki tane gönüllü alay kurmuştur. Birincisi Merkezi Giresun olmak üzere Şark Komutanlığına bağlı 47. Alay, ikincisi ise Hüseyin Avni Alpaslan Komutasındaki 42. Alay bu alaya Giresun Nizamiye Alayı’da deniyordu. [15]

Osman Ağa ve Hüseyin Avni Alpaslan tarafından kurulan Gönüllü Alaylar ’nin en çetin zamanlarında cephede yer almış ve önemli başarılar elde etmiştir. ne katılan alaylar cephede en çetin bölgelerde savaşmış hatta 42. Alay’ın neredeyse tamamı şehit olmuştur. 42 Alay Komutanı olan Hüseyin Avni Alpaslan’da ’nde şehit olmuştur. Osman Ağa komutasındaki 47. Alay’da büyük kayıplar vermiştir. Sakarya Savaşı’nın sonrasında Gönüllü Alaylardan sadece 47. Alay kalmıştı. Osman Ağa komutasındaki 47. Alay Büyük Taarruzda da yer almış ve düşmanı yurttan atana kadar çarpışmıştır.

Osman Ağa için asıl sıkıntılı dönem savaş sonrası Ankara’da başlıyor. Çünkü mecliste muhaliflerin başında gelen Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey cinayetinden sorumlu tutulmuştur. Ali Şükrü Bey, mecliste Paşa’ya en çok muhalif eden kişilerin başında gelir. Hatta meclis içinde Paşa ve Ali Şükrü Bey arasında ciddi tartışmalar yaşanmıştır. İşte bu ve bunun gibi durumlar aslında Paşa’ya düşmanlık besleyen grupların ekmeğine yağ sürmekteydi. Özellikle Paşa’nın Ali Şükrü Bey ile mecliste yaşadığı bir tartışma sonrasında Ali Şükrü Bey’in ortadan kaybolması hem de son olarak Osman Ağa’nın adamlarından olan Mustafa Kaptan’ın yanında görülmesi bir taşla iki kuş vurmak gibi bir şey. Hem bu cinayetten Paşa sorumlu tutulacak hem de Osman Ağa gibi ona sıkı sıkıya bağlı bir vatanseverden kurtulacaklardı. Ali Şükrü Bey’in cesedi Mühye Köyü yakınlarında bulunmuştur. Bulunduğunda avcunun içinde bir hasır parçası, başında bıçak yarası ve boynunda ip izleri vardı. Ve özellikle avcunun içindeki hasır parçası Osman Ağa’nın evindeki sandalyeye uyuyordu. Cinayetten sorumlu tutulan Osman Ağa, Tekçe komutasındaki kuvvetlerle girdiği çatışmada yararlı olarak ele geçirilmiş ve orada yine Tekçe tarafından öldürülmüştür. Şimdi olaya birde şu açıdan bakmak lazım. Ali Şükrü Bey Karadenizli ve Osman Ağa ile yakinen tanışıyorlar. Osman Ağa sadece Paşa’ya muhalif diye onu öldürmüş olamaz çünkü meclis içinde onun gibi birçok muhalif var. Öte yandan Ali Şükrü Bey’in cesedi yarım yamalak gömülmüş. Ki Osman Ağa’nın tecrübeli bir asker olduğunu düşünürsek böyle bir şeyi yapmış olsa bile Ali Şükrü Bey’i öyle alelade bir yere gömmez tamamen ortadan kaldırır ve evinde ya da etrafında delil bırakmazdı. Nitekim bu olay Osman Ağa üzerine atılan ilk cinayet iftirasında değildi. Yahya Kaptan’ın öldürülmesinden de Osman Ağa sorumlu tutulmuş ancak Tekçe hatıratında olayı kendisinin yaptığını itiraf etmiştir. Ayrıca yıllar sonra Ali Şükrü Bey’in oğlu Giresun’a gelerek Osman Ağa’nın kabrini ziyaret etmiş ve gazetelere verdiği beyanda babasını Osman Ağa’nın öldürmediğini söylemiştir.

Karadeniz gazetesi – 26 Ekim 1959 / Hüseyin Gazi Menteşeoğlu arşivi

Genel itibariyle özetlemek gerekirse Paşa’ya düşman olanlar böyle bir plan yaparak Ali Şükrü gibi bir vatanseveri ortadan kaldırmış ve bu olaydan yine bu vatan için her şeyini vermiş olan Paşa’yı sorumlu tutmaya çalışmış ve bunu yaparken de Osman Ağa gibi bir vatanseveri harcamaya çalışmıştır. Şunu unutmamak gerekir ki Paşa ve Osman Ağa’yı suçlayan cumhuriyet karşıtları sonraki yıllarda Paşa’ya suikast düzenleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Ali Şükrü Bey olayı hakkında kesin deliller yokken Osman Ağa kurban seçilmiştir.

Paşa, Osman Ağa’nın nasıl bir adam olduğunu şu cümle ile özetlemiştir aslında “Cumhuriyet banisi Osman Ağa

Kaynakça

[1] – Seyfullah Çiçek, Topal Osman, İstanbul, 2011, s.23

[2] – Süleyman Beyoğlu, Milli Mücadele Kahramanı Giresunlu Osman Ağa, İstanbul,2009, s.27,28

[3] – Sercan Yılmaz, Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa, İstanbul,2017, s.16

[4] – Ümit Doğan, Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman, Ankara, 2014, s.20

[5] – Mehmet Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul, 1975, s.14

[6] – Erden Menteşeoğlu, Yakın Tarihimizde Osman Ağa ve Giresunlular, Giresun, 1996, s.41

[7] – Cemal Şener, Topal Osman Olayı, İstanbul, 1992, s.55

[8] – Menteşeoğlu, a.g.e. s.43 Batum’a giren Osman Ağa ve birliği Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı olduğu için “Batum Fatihi” unvanı Osman Ağa yerine Yakup Cemil’e verilmiştir.

[9] – Ayhan Yüksel, Milli Mücadelede Giresunlu Osman Ağa ve Arkadaşlarının Affı, Türk Dünyası Dergisi, sy,231, Mart, 2006. s.55-59

[10] – Menteşeoğlu, a.g.e. s.50

[11] – Doğan, a.g.e. s.80 Kongreye Giresun’dan Dr. Ali Naci Bey, Mühendis İbrahim Hamdi Bey ve Tirebolulu Yusuf ziya Efendi katılmıştır.

[12] – Çiçek, a.g.e. s.90

[13] – Menteşeoğlu, a.g.e. s.109 Mustafa Kemal Paşa’yı korumakla görevli ilk müfrezeyi oluşturan gönüllüler:

 Hacıhüseyin Mahallesinden Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan

Hacıhüseyin Mahallesinden Ahmet Canoğlu Kırlak Hü­seyin

Hacıhüseyin Mahallesinden Tığlıoğlu Ömer

Kapukahve Mahallesinden Yoloğlu Hüseyin

Kayadibinden Aşıkoğlu Garip

Seldeğirmeninden Alişıhoğlu Mehmet

Alınyoma Köyünden Yılancıoğlu Hasan

Akyoma Köyünden Osmanoğlu Ali

Akyoma Köyünden Osmanoğlu Sarı Mustafa

Keşaptan Köseoğlu Hamit

[14]Çerkez Ethem’in Mustafa Kemal Paşa’ya düzenlemek istediği suikast Osman Ağa’nın Muhafız birliği tarafından önlenmiştir.

[15] – Yılmaz, a.g.e. s.90 Osman Ağa gönüllü Giresun Müfrezesi ile Koçgiri İsyanının bastırılmasında da aktif rol almıştır.

KAYNAKÇA:

Ayhan Yüksel, Milli Mücadelede Giresunlu Osman Ağa ve Arkadaşlarının Affı, Türk Dünyası Dergisi, sy,231, Mart, 2006.

Cemal Şener, Topal Osman Olayı, İstanbul, 1992, s.55

Erden Menteşeoğlu, Yakın Tarihimizde Osman Ağa ve Giresunlular, Giresun, 1996

Mehmet Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul, 1975

Sercan Yılmaz, Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa, İstanbul,2017

Seyfullah Çiçek, Topal Osman, İstanbul, 2011

Süleyman Beyoğlu, Milli Mücadele Kahramanı Giresunlu Osman Ağa, İstanbul,2009,

Ümit Doğan, Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman, Ankara, 2014

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
9 Ekim 1988 İstanbul doğumlu tarihçinin memleketi Giresun’dur. İlk ve ortaöğretimini İstanbul’da tamamlamıştır. Sakarya Üniversitesi Tarih bölümünü bitirmiştir. Eğitim kurumlarındaki 8 yıllık öğretmenlik kariyerine yine bir eğitim kurumu olan Uğur Okulları bünyesinde öğretmen ve yönetici olarak devam etmektedir. 2017 yılında “Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa” isimli ilk çalışmasını yayınlamıştır. Ardından Nisan 2020’de İstanbul’un işgal yıllarını ve İstanbul’un kurtuluş sürecini anlatan “İşgalden Kurtuluşa İstanbul” adlı çalışmasını yayınlamıştır.
Benzer içerikler

Kimdir bu Drakula?

Tarihin ilginç bir özelliği var. Kimileri olayları farklı bir açıdan değerlendirir ve edindiği bazı bilgilere

ABD ve Milli Mücadele

ABD-Osmanlı ilişkileri, 1830 yılında ABD’nin talebi üzerine imzalanan bir ticaret anlaşması ile başlamıştır. ABD’nin bu

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku