Yarına Tarih ve Kültür Bırakmak

 

Dünden güç aldığımız ve almamız gerektiği doğrudur.

Kültürümüzle, tarihimizle, ilmek ilmek işlenmiş her bir kilimimizle, seramiğimizle, akıl almaz derecede geniş ve üst seviyede yetkinlikle üretilmiş maden eşyalarımızla, şehirlerimiz, binalarımızla, mühendislik dehalarımızla, yazılarımızla, yazıtlarımızla, kendimize has evlerimizle, dekorasyonumuzla, dünyanın en muhteşem renklerini keşfetmemizle ve renk yelpazemizle, sembolik sanattaki gelişmişliğimizle, kaldı ki sembolik gelişmişliğimiz bize yazı ve grafik dünyasının kapılarını açmıştır. Doğal olarak eli ve yüreği üretken ulusumuzun akıl almaz derecede güçlü dili ile tarihin her sayfasını Türk ile dolu dolu doldurduk.

Not düşmedik.

Bir yerde görünüp bir yerde kaybolmadık.

Biz hep vardık, hep olduk, süreklilik halinde askerimizle, paramız, devletimizle, imparatorluklarımızla, denizciliğimizle, madenciliğimizle, kılıcımızla, kalkanımızla, eşsiz damak zevkine ulaşmış mutfağımızla, müziğimizle, tekstilimizle, baharatımızla, kahvemizle…

Bugün Jacobs’un kahve devi markası Douwe Egberts sitesine girip baktığınızda gülücük konmuş tek cümleyi görebilirsiniz. O da şu anlamda bir cümle: “Türk Kahvesi; kahve çekirdekleri şuradan, kahve işletmesi buradan, kahve kavurması filandan ve çekilmesi oradan yapılır, Türkler tarafından bu şekilde pişirilir ama adı Türk Kahvesi : ) “

Yani diyor ki; Türk’e mal etmişsiniz bu kahveyi ama Türk bunun neresinde?

Sanayisinde.

Çekirdeği şuradan, işletmesini buradan, kavurmasını filandan, çekilmesini oradan sağlayacak gücünde.

Leziz pişirme yeteneği için üst düzey damak zevkine göre ortaya getirilmesinde.

Yöneticiliğinde.

Yemek deyip geçmeyin. O kültür, sizin soyunuzu sopunuzu ele verir.

Tıkınıyor musunuz, zıkkımlanıyor musunuz, geçiştiriyor musunuz, yoksa yemek mi yiyorsunuz?

Bu sorulara bugün sadece Türkler “yemek yiyoruz” diyebilir.

Geriye kalan milletler zıkkımlanır, tıkınır, geçiştirir.

Bir de “malı götürenler” var onlar da çeteciler ki kültüre dahil olurlar mı olmazlar mı bugün olmuş bilmiyorum.

Yani bir dünya kuruyorsunuz, olması gereken tüm değerler yemeğinizden tutun kılıcınızdan çıkın her yerde olması gerektiği miktarda.

Ne bir fazla, ne bir az…

İşte bu mükemmelliktir.

Bu mükemmellik de tüm tarihi boyunca sadece ama sadece Türk’te vardır.

Hangi bölgede, hangi ad ile devlet kurarsa kursun, köklü geleneğini sürekli geliştirmeyi başarmış olan Türk, liderliğini korumuştur.

Bunu üreticiliğine, sanayiciliğine, mühendisliğine ve araştırmacılığına, korkmadan deneyebilmesine borçluydu.

Millet iki boncuğu yan yana getiremediği zamanlarda Altın Elbiseli Adam serisi, Türkün muhteşemliğini yukarda sayabildiğim konularda ortaya serer.

Batı ne yapar?

SUSAR!

Doğu ne yapar?

SUSAR!

Almanların 3 tane kelimesi Hititlerde var diye Almanlar ata babalarını Hititler ilan ediverdi hemen de!

3 kelime!

Bulabildikleri bu! Yere göğe sığmıyorlar ki atalarımızı bulduk ve atalarımız Hititler! Ne kadar muhteşemiz, diyorlar!

Hititlerde yüzlerce kelime Ön Türkçede mevcut!

Üstelik çivi yazısını Almanlar hiçbir zaman kullanmadı!

Biz ne yapıyoruz!

Alman, Hitit’e çöreklenirken SUSUYORUZ!

Neden?

Umursamadığımızdan!

Önemsemediğimizden!

Sadece bunu mu?

Yüzlerce, binlerce yıl önceki kıyafetlerimizle ortalıkta dolaşmayı kültürümüze sahip çıkmak sanıyoruz!

Heyhat!

Geçmişe saplanıp kalmışlığın adı ne zaman kültürü korumak oldu?

Kültürü korumak üretmekle olur!

Nerede benim kızımın elinde iğne oyası?

Nerede akla zarar incelikle dokunan “Ehram”ım! Tezgahları susmuş… Bir köşeye kaldırılmış…

Nerede benim türlü türlü madenlerden yeni alaşımlar üreten sarrafım!

Nerede benim yeni yeni silahlar üreten askerim!

Doğaya uyumlu ve son derece sağlıklı yemek pişirme eşyaları yani güveçler üreten ustalarım nerede?

Her yerimi gavurun kimyasalı sarmış. Nerede benim hanımlarımın el börekleri?

Neden ben “fast-food” zıkkımlanıyorum?

Yarına ne bırakabilirim?

Düşünüyorum!

Sadece benden önceki dün!

Bugünüm nerede?

Yarına bugünden bir kültür izi ve bir tarih izi bırakmak isterim…

Ama tek başına…

Mümkün olmuyor…

Çünkü Türk dediğin, kişi değil bir Millet!

Ve Milletim….

Görünen o ki bugün, unu eleyip eleği duvara asmış…

Şairi yok, ressamı yok, sarrafı yok, yazarı yok, seyyahı yok, düşünürü yok….

1 yorum
  1. Evet, sorun tespiti bence yerinde, çözüm de önerilmiş üretmek biçiminde. Ancak yerel üretim için gerekli olan bilinç ve ortamın gerektiği de unutulmamalı tabiki. İyi ile kötünün, güzel ve çirkinin birbirine karıştığı yer ve zamanlarda kültürden, bilinçten, üretimden söz etmek çok zor. Hele hele geleceğe aktarılacak milli kültür nüveleri bilinç güç yerindelik ve çağdaşlığığın önüne geçmeyi gerektirir.
    Evet üretim…
    Özgün, çağdaş, kaliteli, estetik, üretim milli kültürü zaten doğuracaktır.
    Selamlarımla.
    Zübeyir Tokgöz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Kurt içerikli atasözleri

Kurda konuk giden köpeğini yanında götürür (Türkiye Türkçesi)Kurdun konaklığına get, köpeği de ardından apar (Kazak Türkçesi)Börünen dost olsan, itin yanında olsun (Kırım Türkçesi)İt ilen yolda ol ama çomağı elinden yere…

Bir inanç sistemi olarak Şamanizm

Şamanizm, Erken Paleolitik çağdan itibaren özellikle bozkır toplumlarında, Sibirya ve Orta Asya civarında yaygın, günümüzde de yaşayan inanış biçimidir. Çoğu antropolog ve ilahiyatçılara göre tabiatüstü güçlerle iletişim kurulabileceğine inanılan ilk inanç…

Tufan Efsanesi

Şamanist Türk boylarında söylenen Dünya Tufanı efsane­sine ait rivayetler birçok folklorcu ve seyyahlar tarafından tesbit edilmiştir. Bu efsanelerin temelini müslüman ve hıristiyan kay­naklarından gelen “ Nuh Tufanı hikâyesindeki unsurlar teş­…