Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Uygurca 15. Ders

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

On beşinçi (15-) Ders – Hemyan ve Almas Üzük

Nesirdin Ependi Letipisi

1 — Bir bay hemyanni yüttürüp qoyuptu.

2 — U, kişilerge eger kim hemyanni tépivélip uniñğa tapşurup berse, hemyandiki yüz tillaniñ yérimini şu ademge söyünçe qilidiğanliqini éytiptu.

3 — Birqançe kün ötkendin kéyin, bir kembeğel hemyanni tépivélip, bayğa tapşurup bériptu.

4 — Aç köz bay tépilğan hemyanni körüp, içidiki tillaniñ yérimini bérişke közi qiymaptu.

5 — U, közini yumuvélipla, hemyandiki bir almas üzük yoq dep yalğanni toquptu.

6 — Şuniñ bilen ikkiylen qazi mehkemesige bériptu. Qaziliq qilivatqan ependi baydin soraptu:

7 — Siz hemyanda yüz tilladin başqa yene bir almas üzükniñ barliqiğa yüzde yüz işenç qilalamsiz?

8 — Şundaq, men Allaniñ namida qesem qilip béreleymen, dep qesem içiptu bay.

9 — Xoş, undaq bolsa, bu hemyanda peqet yüz tilla bar iken, siz éytqan almas üzük yoq iken, şuniñdin aydiñlaşturğili boliduki, bu hemyan siz yoqatqan hemyan emes, emdi men bu hemyanni élip qélip, heqiqiy igisige tapşurup bérimen.

10 — Siz içide almas üzük bar hemyanni izdeñ – deptu ependi.

On beşinci (15.) Ders – Cüzdan ve Elmas Yüzük

Nasrettin Hoca (efendi) Fıkrası (latifesi)

1 Bir zengin cüzdanı kaybetmiş (yitirip koymuş). — 2 O, insanlara (kişilere), eğer kim cüzdanı bulup (tapıp alıp) ona teslim etse (tapşırıp verse), cüzdandaki yüz altın sikkenin yarısını şu kişiye (adama) ödül olarak vereceğini söylemiş (kılanlığını eytmiş). — 3 Birkaç gün geçtikten (ötenden/geçenden) sonra, bir fakir cüzdanı bulup (tapıp alıp), zengine teslim etmiş (tapşırıp vermiş). — 4 Açgözlü zengin, bulunan cüzdanı görüp, içindeki altın sikkenin yarısını vermeye (verişe) kıyamamış (gözü kıymamış). — 5 O, gözünü yumup (yumup alıp-la), cüzdandaki bir elmas yüzük yok diye yalan uydurmuş (dokumuş). — 6 Şununla ikisi kadı mahkemesine gitmiş (varmış). Kadılık yapan hoca efendi zengine (zenginden) sormuş: — 7 Siz cüzdanda yüz altın sikkeden başka daha (yine) bir elmas yüzüğün olduğuna (varlığına) yüzde yüz emin (inanç kılabilir) misiniz? — 8 Evet (öyle), ben Allah’ın namında yemin edebilirim, diye yemin etmiş zengin. — 9 İyi (hoş), öyleyse (öyle olsa), bu cüzdanda sadece (fakat) yüz altın sikke var imiş, sizin dediğiniz (siz eyden) elmas yüzük yok imiş, bunun sayesinde aydınlatmak olur ki, bu cüzdan sizin kaybettiğiniz (siz yoğaltan) cüzdan değil, şimdi ben bu cüzdanı alıp (alıp kalıp), gerçek (hakiki) sahibine (iyesine) teslim edeceğim (tapşırıp vereceğim). — 10 Siz içinde elmas yüzük olan (yüzük var) cüzdanı arayın (izleyin) – demiş efendi.

Bu verdiğimiz Nasrettin Hoca fıkrasını şu anda öğrendiklerimiz ile çok iyi bir şekilde anlamamız mümkün değil. Bu fıkrayı ezberlemeye çalışıp, kendinizi yorup tüketin diye değil, kulak dolgunluğu olsun diye koyuyorum. Bu metinde daha öğrenmediğimiz gramatik unsurlar var. Bunlarla kafanızı yormayın. Sadece metni anlamaya çalışın, anlamadığınız yerlerde tercümesine bakın, cümlelerin kuruluş mantığını, kullanılan sözleri anlamaya çalışın; ama tamamen anlamak için yırtınmayın. Şimdilik bu metni yüzde yüz anlamak gibi bir hedefimiz yok. Yalnız bu metinde geçen, aşağıdaki sözleri öğrenmenizi istiyorum:

bay: zengin (bizde dil devriminde bay sözü yanlış anlamda canlandırılmıştır)

kişi: insan

tapmaq: bulmak

hemyan: cüzdan

éytmek: demek, söylemek (Eski Anadolu Türkçesinde: eytmek, eyitmek, etmek, aytmak, ayıtmak)

qançe: kaç

barliqiğa (bar-liq-i-ğa): var olduğuna, olduğuna (var-lık(ğ)-ı-na)

Ayrıca yönelme hali (-ge-ğa-ke-qa) ya da bizdeki -en-an-yen-yan ekinin Uygurcada -ken-qan-gen-ğan (kelgen: gelen ya da gelmiş) olması gibi farklılıklara da dikkat ederek dinleyiniz.

Bu metinde daha görmediğimiz, dilek-şart kipi, duyulan geçmiş zaman, yönelme hali gibi bir sürü çekim ve hemyan, kembeğel gibi öğrenmediğimiz bir sürü söz var. Dediğim gibi bunların hepsini öğrenmeye çalışmayın. Ama bu fıkranın mp3 dosyası yanınızda olsun, ara ara dinleyin. İleriki derslere geçtiğimizde dinlemeyi bırakmayın. Biz derslerde ilerledikçe siz de bu fıkradaki gramerin mantığını daha iyi anlamaya başlayacaksınız.

Kaynakça
Makale yazarı :
Bibliyografya :
Kaynak :

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Arkeoloji ve Antropoloji,

” Doğanın bugün için giz dolu sinesine gireceği muhakkak görülen insan zekası beklenilen gerçekleri ortaya

Mustafa Kemal’le beraber

Sınıf arkadaşım Mustafa Ke­mal’i görmiyeli nerede ise bir yıl olacaktı. Bununla beraber birbirimizi daima aramış,

Emil Ludwig’in kaleminden Atatürk

Ankara’ya niçin geldiğimi soruyorsunuz. Önce, büyük kurtarıcınız Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri’ni görmek için geldim. Çünkü zamanımızın

Uygurca 29. Ders

Yigirme toqquzinçi (29-) Ders – Salam Xelqim Senuber Tursunniñ xelq, veten, millet söygüsi toğriliq éytqan

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku