Celaleddin Harezmşah Mengüberti

Dschalal ad-Din (Jaloliddin Manguberdi) resimli 25 Som değerinde Uzbekistan Cumhuriyeti madeni para
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Dschalal ad-Din (Jaloliddin Manguberdi) resimli 25 Som değerinde Uzbekistan Cumhuriyeti madeni para Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

nin büyük kahramanlarının çoğu, zafer yelleri ile at yarıştırmış kimselerdir. Fakat bu kahramanlar arasında bahtın güler yüz göstermediği öyleleri vardır ki, yiğitlikte öteki zafer abidelerinden hiç de geri olmadıkları halde, tarih sayfalarına yenilme ile biten kavgaların başları olarak geçmişlerdir. Tarihin en büyük ihtilâlini yaparak kafasını milleti için düşmanlara verenler, ırkının en büyük düşmanına karşı küçük bir kuvvetle tarihin en şanlı savaşlarından birini yapıp tutsak düşenler, geri haçlı kafası ile birleşip ülkesine saldıran Avrupa’yı bir sillede yere serdiği halde, kendi ırkından bir başka kahramana yenilip ülkesini ve tahtını kaptıranlar ırkının yine şanlı, yine ulu, lâkin bahtı kara kahramanlarıdır, işte Harzemşahlı Celâlettin de milletimizin böyle talihsiz yiğitlerinden biridir.

Babası Harzemşah Mehmed’in bir takım hayallere kapılıp giz Kağan’a karşı gelmek istemesiyle iki devlet savaşa tutuştukları zaman, Celâlettin yetişmiş ve namı ülkesinde yayılmış bir yiğitti. Tanrı, onun yiğitliğini sınamak için karşısına önünde durulmaz bir adam ve bir ordu çıkarmış, Celâlettin’i, giz Kağan’la, giz orduları önünde yıllarca vuruşmak zorunda bırakmıştır. Harzemşahlı lerin bu kahraman çocugu, Tanrı’nın bu büyük sınavında tarihe yüz aklığı ile geçmek başarısını gösterebilmiştir.

Orduları gizliler’e kısa bir zamanda yenilen Harzemşahlı Mehmed; yurdunu, tahtını, ailesini ve hazinesini kaybettikten sonra hayata gözlerini kaparken, Celâlettin öteki kardeşleriyle birlikte babasının yanında bulunuyordu. Bu ölümden sonra artık herşey onun üzerine kalmıştı. En sağlam kaleleri gizlilerin eline geçen, orduları darmadağın olan Harzemşahlar ülkesi için, bundan sonra ölünceye kadar didinen, çırpınan, savaşan en büyük kahraman o olacak, bu suretle giz’i bile hayran bırakan kahramanlıklar gösterecek tarihin yiğit leri arasında yer alacaktı.

Celalettin, babasının ölümünden sonra kardeşleri ve yetmiş atlı ile Harzem’e geçtiği vakit halk pek sevinmişti. Bu ünlü kahramanın gizliler’e karşı savaşacağını duyarak, dağılmış ordudan birçok er takım takım yanına geliyorlardı. Kendisi de boş durmuyor, dolaştığı yerlerden kuvvet topluyor, bazı beğlerle anlaşmalar yapıyor. gizlilerln elinde bulunan şehirleri ayaklandırmaya uğraşıyor ve ayaklandırıyordu.

giz Kağan, Harzemşahlann işini bitmiş sayarken, Celalettin’in iş başına geçip kendisine karşı gelmek istediğini görünce üzerine hemen bir ordu göndermişti. Bu ordu ele geçirilen şehirlerde çıkan isyanları kana boğarak bastırdıktan sonra. Celalettin üzerine de yürüdü. 1221’de yapılan çarpışmada Celâlettin, gizliler ordusunu bozdu. İçinde o kadar büyük bir öç duygusu vardı ki, ele geçirdiği tutsaklara büyük zulümler yapmaktan çekinmedi. Bu zaferden sonra kalelerinden birini kuşatmış olan bir giz ordusunu daha vurdu, dağıttı. Sayıca az bir gizli ordusunun da üzerine saldırıp onların da işini bitirdi. Devletini yıkan ırkdaşlarından böylece öç çıkarmaya uğraşıyordu.

Harzemşahların yiğit çocuğunun dığı bu zaferler, büyük Kağanı kızdırmıştı. Ordularını yenen ve yere seren bu yiğitle çarpışmak üzere kendisi Celâlettin’in üzerine yürüdü. Ona gizliler’in gücünü göstermek istiyordu.

Celâlettin, büyük Kağanın kendi üzerine geldiğini duyunca çekilmeye karar verdi. Elindeki kuvvetlerle giz’e karşı duramayacağını biliyordu. Bu kuvvetler bir ordu sayılamazdı. Çünkü orduda türlü boylarından başka lılar gibi yabancı milletlerden kimseler de vardı. lerle bu yabancı milletler birbirleriyle uğraşıp dururlar, Celâlettin, onların aralarını bir türlü bulamazdı. Sonunda ler’den bir boy çekilip gitmiş ve Celâlettin’in ordusu gücünden düşmüştü. Çünkü ordunun ruhu ler’di. giz ordularına karşı zaferleri onlar mışlardı. Celâl, öteki milletlerden savaş ında büyük bir varlık beklenemeyeceğini unutmuyordu.

Harzemşahlı Celâlettin, Sind suyuna doğru çekilmeye başlamıştı. giz de gece gündüz yol alarak ilerliyor, onu yakalamağa uğraşıyordu. Ve sonunda Sind suyu boyunda ordularını yenen kahramana yetişti. Celâl, suyu geçmeye hazırlanırken giz orduları yiğit ırkdaşlarını sarıverdiler. Harzemşahlı bahadır suyla ateş arasında kalmıştı.

’ü ’le karşılaştıran kavgalardan biri olan bu çarpışma başlarken büyük Kağan, Celâlettin’in diri olarak tutulması buyruğunu vermişti. Onun için erleri ona ok atmıyorlar, yalnız çemberi daraltıp bu kahraman ırkdaşlarını ele geçirmeye uğraşıyorlardı. Celâlettin ise kendisini ve buyruğundaki küçük kuvveti saran üstün giz ordularına karşı korkusuzca ve kahramanca saldırıyor, işitilmemiş yiğitlikler gösteriyordu. Fakat bu büyük kuvveti söküp atamıyor, her an daralan kıskaçtan ulamıyordu. Çember gitgide daralıyordu. Ve sonunda bir an gelmişti ki Celâl, artık bir gedik açıp ulamayacağını anlamıştı. Irkdaşlarının eline düşecekti. Lâkin o, gönlüne bunu kabul etmedi. Kendi ırkdaşları bile olsa, çarpıştığı kimselere tutsak olmayı pek ağır buldu. Zırhını çıkardı. Başka bir ata allayıp hayvanı suya doğru sürdü. Sancağı elinde, kalkanı arkasında bulunuyordu. Bu şekilde yardan ırmağa atladı. Karşı kıyıya doğru yüzmeye başladı. Buyruğundakiler de soyunarak kahraman başbuğlarının arkasından suya atıldılar. Tarihin birkaç büyük adamının zafer mış ordularıyla geçtiği Sind suyunu, 1222’de Harzemşahların bu bahtsız kahraman çocuğu da yenilmiş bir savaşçı olarak ve küçük kuvveti ile aşıyordu. Bu öyle bir geçişti ki ulu kahraman giz Kağan’ı bile heyecana getirmişti.

Celâlâddin, sancağı ve kalkanı ile birlikte yardan suya atladığı zaman, giz’in erleri bu yaman savaşçıyı yakalamak için ardına düşmek istemişler, fakat büyük Kağan onları durdurmuş, bu görülmemiş canlı levhayı seyre başlamış ve yanında bulunan oğullarına “bir babadan doğacak oğul böyle doğmalı!” demiştir. Yalnız bu hareket ve bu sözler bile Celâlettin’in kahramanlığını anlamaya yeter.

Bahtsız Celâl, giz Kağanın ölümünden sonra bir aralık oldukça büyük bir güce sahip olmuş, hattâ ile Harzem’in bir bölümünü ele geçirmişti. Fakat onun kabarık sayılı ordusu yine de tam bir kuvvet değildi. Çünkü bu ordudaki ler bir dereceye kadar lılaşmışlar, lüğe has savaşçılık duygularını az çok kaybetmişlerdi. Töreden ayrılmayan ve vuruşta savaş şanından başka bir şey düşünmeyen ler asıl devlet saydıkları gizliler’e hizmet ediyorlardı. Celâlettin’in ordusunda bulunan savaşçılık ruu kaybetmemiş ler de fırsat buldukça giz Devleti’ne kaçıyorlardı.

Bu şartlar altında iki ordu yine karşılaştıkları zaman Celâlettin’in üstün gelmesi zaten beklenemezdi. Fakat o, her zaman olduğu gibi bu vuruşmada da büyük kahramanlıklar göstermişti. gizliler ordusunun saldırışları karşısında kendi buyruğundaki lılar hemen dağılmışlar, lılaşmış ler de fazla bir savaş gücü gösterememişlerdi. Talihsiz kahraman, ordusunun bırakıp kaçtığı savaş alanında pek az adamla kalmıştı. Artık bu sefer kaçıp ulmak imkânsız gibi gözüküyordu. gizliler ordusu kendisini öyle sarmıştı. Fakat Celâl’in çelik iradesi yine sarsılmadı, önce korkaklık gösteren kendi adamlarından birinin üzerine yürüyüp onun işini bitirdi. Sonra ırkdaşlarının ordusuna saldırarak kahramanca vuruştu. Ve bu sefer de bir yol açarak savuştu, gitti.

gizliler ordusunu kendisine bir kere daha hayran bırakan Celâlettin’in bu bozgundan sonraki hayatı pek karışık geçmiştir. O, büyük bir sultan olmaya lâyıkken, çok kere bir çete başı gibi yaşamış, yoksulluklar içinde ve bahtın elinde çırpınmış, durmuştur. Son bir bozgundan da yine görülmemiş bir bahadırlıkla ulabilen Celâlettin, dağlarda kürtlerin eline düşmüş, şanlı ve acı kavgalarla dolu olarak geçen bahtsız bir hayatı yine bahtsız bir şekilde bir kürtün eliyle sona ermiştir.

Harzemşahlı Celâlettin, büyük kahramanlarındandır. Eğer iyi bir muhitte yetişmiş olsaydı, tarihe büyük başbuğlarından biri olarak geçebilirdi. Lakin kara bahtı onu hem Harzemşahlar devletinin o zamanki kötü çağında yaşatmış, hem de giz Kağan gibi büyük bir savaş devinin karşısına atmıştı. Fakat uğradığı bozgunlara ve kaybettiklerine rağmen o yine ırın kahramanlarından birisidir. 13’üncü yüzyılın ve bütün nin dev kahramanlarından biri olan giz Kağana “bir babadan bir oğul böyle doğmalı!” sözünü söylettikten altı yüzyıl sonra (*) gibi bir kahramanın gönlünü heyecanla çaptırması da onun yiğit ruun tanıklarıdır.

(*) Büyük milliyetçisi ve hürriyet şairi , duyduğu aşırı sevgi sonucu, Celâlettin’in anısına “Celâlettin Harzemşah” adlı eseri yazmıştır.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, 1943, s. 23-25

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Kazakça Dersleri – 14

2-22 — Şınğısxan dombıra äwenin tüsinedi 2-22 — Cengizhan dombıra nağmesini[n ne demek olduğunu] anlar

İlteriş Kutluk Kağan

Milletimiz tarihte iki kere istiklalini kaybeder duruma düşmüştür. Bunlardan biri yedinci yüzyılda Gök Türkler çağında,

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku