Çiçi Yabgu

Çiçi Yabgu - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Çiçi Yabgu - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Irın kahramanlarından bazıları bütün Türklerin ve hattâ bütün dünyanın tanıdığı ünlü kimselerdir. Diğer bazıları ise, adları ve hayatları tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış bulunduğundan bilinmeyen kahramanlardır. Çiçi , ikincilerden ulu bir Türk’tür ki milattan önceki tarihimizin sayılı büyüklerinden biri olarak topraklarında yüzyıllardan beri yatmaktadır. Çiçi, Kun Türkleri’ndendir. Kun tarihinin karışıklıklar çağı olan milattan önceki birinci yüzyılın son yarısında yaşamıştır. Hayatı savaşlar içinde geçen bu kahraman hakkında bildiklerimiz şunlardır:

Milattan önce 58’de bir iç savaşından sonra Kun tahtına o Huhanşa, yanlış bir hareketle işe başlamıştı. Bu hareket, kendinden önceki nun küçük kardeşi olan Batı Beğler Beğini öldürtmek istemesidir. Huhanşa’nın bu yanlış hareketi Kun ülkesini kargaşalıklar çağında birçok lar çıkıp birbirleri ile savaştılar. Bunlardan çoğu çabuk bastırıldı. Fakat haşa’nın büyük kardeşi olan ve törece tahta oturması gereken Doğu Beğler Beğinin kendisinin Çiçi adı ile hükümdar ilan etmesi, ülkeyi uzun zaman için ikiye bölmüş oldu.

Çiçi, luğunu ileri sürerek ortaya atıldıktan sonra, ölümüne kadar birçok savaşlar yaptı. Büyük bir kahraman olduğu kadar iyi bir asker olan , savaşlarda hep üstün geliyordu. İlk önce 54’te bir başka ile vuruştu. Bu yu Çiçi üzerine, Türk birliğini büsbütün bozmak düşüncesi ile, liler göndermişlerdi. Çiçi, savaşı arak kendisini alt ermek isteyen yu öldürdü, tebaasını aldı. Bundan sonra kardeşi Huhanşa’nın üzerine yürüdü. İki çok sert çarpıştılar. Çiçi dı, kardeşi kaçtı. Çiçi, bu zaferi ile luk şehrini de ele geçirerek bütün Kun ülkesinin başı olmuştu.

Bu bozgundan sonra Huhanşa’nın beğlerinden birisi yenilmiş ya, ’e tabi olmak ve onlardan yardım görerek başşehri yeniden elde etmek teklifinde bulundu. Huhanşa, Kurultay topladı. Tahtı kendisine dıracak bu fikri ileri sürdü. Fakat beğler ’e tabi olmak düşüncesini beğenmediler. Çok üstün bir milli şuurla dediler ki: “Kunlar, ’in önünde dize gelip tutsak olamaz. Kun devletinin temeli at üzerinde savaşmaktır. Bunun içindir ki komşu devletler bizden korkuyor. Temeli kahramanlık olan ülkemizde yiğitlerin sonu gelmiş değildir. Şimdi bizde iki kardeş taht için vuruşmaktadırlar. Ya biri, ya öteki acaktır. Böyle vuruşmalarda ölmek bile şandır. Atalarımız başka milletler üzerinde hâkimdiler, torunlarımız da hâkim olacaklardır. liler bugün bizden güçlüdürler. Ama ne kadar
güçlü ve büyük olursa olsun, Kun ülkesinin hepsini yutamaz. Onlara tutsak olmak, atalarımız ların ruhlarını incitmek ve kendimizi komşu milletler yanında küçük düşürmektir. Niçin atalarımızın koyduğu törelerden ayrılalım? ’e tabi olursak ülkemizde belki kargaşalıklar sona erecek, fakat biz bundan sonra başka milletler üzerinde hâkim olamayarak istiklalsiz yaşayacağız”
Beğlerin bu çok güzel ve doğru düşüncesine rağmen, Huhanşa, ’e tabi oldu. 51’de imparatorunu ziyarete gitti. Pek çok armağan aldı.

Bu sıralarda Çiçi, eski Kun imparatorluğunu diriltmeye çalışıyor, bunun için savaşlar yapıyordu. Kardeşinin önünde dize gelmesi onu yolundan çevirmemişti Çiçi, bu yolda ilk savaşını Batı luğu’nu ilan eden bir prensle yaptı. Onun üzerine yürüdü. Çarpıştılar. Çiçi üstün geldi, öteki şehit düştü. Çiçi, şehit nun tebaasını aldı. Bundan sonra Usun beğinin ordusu ile vuruştu, onu da yendi. Daha sonra Batı şimale yürüdü; Oğurlara, lara ve Tinlilere gücünü tanıttı. Eskiden Kunlara tabi olan bu boylar, Çiçi önünde boyun eğdiler. Çiçi, bu başarılardan sonra karargâhını ülkesinde kurdu. Ama oturup kalmadı. Kanklılar kendisini çağırmışlardı. Buna sevinerek ordusu ile
Kanklı ülkesine gitti. Fakat dondurucu bir soğuk yolda ordusunu kırdı geçirdi. Ancak 3.000 kişi sağ kaldı.

liler; savaşan, an ve Kun birliğini kurmaya uğraşan Çiçi’nin kendileri için büyük bir tehlike olduğunu biliyorlardı. Onu içeriden vurmak istemişler, istediklerini elde edememişlerdi. Bu işi kendi orduları ile yapmak veya yapmaya uğraşmaktan başka çıkar yol yoktu. Zaten Çiçi, bir elçisini öldürmüş, ortaya bir sebep de koymuştu. liler, yu yok etmek için 60.000 kişilik bir ordu hazırlayarak gönderdiler.

Çiçi ’den çok uzaklarda olduğundan tedbir almadan oturuyordu. Bir gün oturduğu şehrin düşmanlar tarafından kuşatıldığını görünce şaşırdı kaldı. ordularının oralara kadar geleceğini hiç ummamıştı. Onlara ne istediklerini sordu. Teslim olarak ’e gitmesini söylediler. Savaş gücü yerinde olan savaşçı bir Türk nasıl teslim olabilirdi? Çiçi, teklifi geri çevirdi. liler şehri kuşattılar.

Kalenin duvarlarında Çiçi’nin beş renkli bayrağı dalgalanıyordu. sağ kaldıkça dalgalanacaktı da… Hem de kendi buyduğundaki erlerin çok az, lilerin sayısının pek kabarık olmasına rağmen…

60.000 li ile bir avuç Kun Türkü arasında nispetsiz olduğu kadar kanlı bir savaş oldu. Önce küçük bir atlı kolu kaleden çıkararak düşmanın üzerine yürüdü. ordusu bu küçük kola saldırdı. Vuruştular. Atlıları kaleye attılar. Savaş bütün gün sürdü. Gece de durmadı. Kunlar geceleyin bir saldırış daha yaptılar. Koca ordusunu söküp atmak mümkün olmadı, yine kaleye çekildiler. Dövüş ertesi gün pek şiddetlendi. Kunlar, ları ve çocukları ile hep birden ve pek kahramanca vuruşuyorlardı.

Düşen kalıyor, ayaktakiler, yaralı da olsalar, savaşıyorlardı. Çiçi da yüzünden yaralanmış lakin dövüşü bırakmamıştı.

Uzun zaman vuruştular. Düşe düşe sayıları azalan Kunlar, sonunda kaleyi bırakmak zorunda kaldılar. Ama dövüş bitmedi. Şehrin içindeki bir saraya çekilen düşmemiş kahramanlar, bu pek yiğitçe çarpışmalarına orada da devam ettiler. Kırıla kırıla sayıları pek az kalmıştı. Yine de teslim olmuyorlardı.

Üstelik liler şehri ateşe de vermişlerdi. Lakin Çiçi ve yanındakiler, yaralar içinde oldukları halde, vuruşu yine bırakmadılar, sonuna kadar boğuştular.

ordusu üstün geldiği zaman, ortada vuruşabilecek bir tek Türk kalmamıştı. Kunlardan 1518 kişi ölmüş, 145 bahtsız tutsak edilmişti. Bu kahramanlar alayının başı Çiçi de şehitler arasında idi. Buyruğundaki lar, çocuklar ve erkeklerle birlikte o da toprağa düşmüştü. Lakin, Türklüğün şanı bir yol daha yüceldikten, Türk’ün baş eğmezliği ve kahramanlığı en parlak bir örnek dıktan ve ne bir kahramanlık destanı daha eklendikten sonra…

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, 1943, s. 8-10

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Kazakça Dersleri – 7

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. 1-43

ABD ve Milli Mücadele

ABD-Osmanlı ilişkileri, 1830 yılında ABD’nin talebi üzerine imzalanan bir ticaret anlaşması ile başlamıştır. ABD’nin bu

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku