Alp Arslan

Alparslan - Miniature painted illustration from the Majma' al-Tawarikh of Hafiz 'Abru. Depicts accession to the throne of Herat by Alp Arslan (20 January 1029 – 15 December 1072).
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Alparslan - Miniature painted illustration from the Majma' al-Tawarikh of Hafiz 'Abru. Depicts accession to the throne of Herat by Alp Arslan (20 January 1029 – 15 December 1072). Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

, Selçuk sülalesinin ikinci başbuğudur. Devleti’nin kurucusu olan amcası zamanında valisi idi. Zaferle biten birçok savaşlar yapmış, usta ve yiğit bir kumandan olarak tanınmış, bu yiğitliği iledir ki Tuğrul’un büyük kardeşi olan babası Çağrı Beğ tarafından veliaht yapılmıştı. Ve sülalenin kurucusu öldüğü vakit, Çağrı Beğ’in yiğit Arslan’ı lider oldu.

’ın ilk liderlik yılları iç işleriyle geçti. Akrabalarından ve beğlerden bazıları yeni sultanı tanımak istememişlerdi. Fakat onların gücünü çabuk kırdı. Yalnız akrabasından Kutulmuş (Kutlamış)un isyanı biraz tehlikeli oldu. Yapılan vuruşmada üstün geldi. Kutulmuş (Kutlamış) öldü, kardeşi ve oğlu tutsak edildiler. , yalnız yaman bir kahraman değil, hem de büyük kalpli bir Türk’tü. Kutulmuş’un oğlunu ve kardeşini bağışlayarak onları yeniden gazasına gönderdi.

Türkleri, Selçuk oğullarının ilk çağlarından beri Batı’ya akınlara başlamışlardı. bu akınlar ’ın sultanlığı zamanında, günden güne hızını arttırarak devam etti. , iç kavgalarını bitirdikten sonra ordusunu Batı’ya sürmüştü. Yolda beğler de erleriyle birlikte kendisine katıldıklarından güçlü bir orduyla Gürcistan’a geldi. Gürcü kralı, Türk sultanı ile karşılaşmayı göze alamadı, boyun eğdi. Selçuk ordusu Gürcistan’ı zapt edip kralı haraca bağladı.

Sultanının iç işleriyle uğraştığı sıralarda Selçuk beğleri ’daki gazalarına devam ediyorlardı. Bunlardan bilhassa Gümüş Tegin ile Afşın Beğ büyük kahramanlık ve başarı gösteriyorlardı. Hele Afşın Beğ, pek sert vuruşuyordu. ’yu bir baştan bir başa aşarak Ege kıyılarına kadar varmıştı.

Selçuk beğlerinin ’daki bu hareketleri, imparatoriçesinin gönlüne korku saldı. böyle giderse Türklerin ’ı yıkacağından korktu. İş başına değerli bir adam getirmeye karar vererek (Romanos Diyogenes) adlı ünlü kumandanla evlenip onu imparator yaptı. Yeni imparator ordusunun başına geçerek Doğu’ya ilerledi. Türkler’e karşı bir iki büyük başarı kazandı.

Fakat asıl sonuç, iki hükümdarın karşılaşması ile belli olacaktı. Sonunda bu karşılaşma oldu. Türk ve Rum başları Malazgirt’te boy ölçüştüler.

Malazgirt savaşı, tarihin büyük ve keskin sonuçlu çarpışmalarından biridir. Bu büyük çarpışmayı yapan Türk ve Rum orduları sayıca denk değillerdi. , Rum imparatorunun elçisinden dostluk sözü alarak ’ı zapta giderken, ’in Doğu’ya doğru yürüdüğü haberini almış ve ordusunun bir bölümünü Suriye’nin ele geçirilmesi için ayırarak geri dönmüştü. Selçuk sultanının buyruğundaki kuvvetler 40.000 kişi kadardı. Bunun büyük bir bölümü atlı idi. Rum imparatorunun savaşacak kuvvetleri ise 100.000 kişiden artıktı. Hem bu orduda başka milletlerin askerleri de vardı.

Tarihin büyük ve kesin sonuçlu savaşı 26 Ağustos 1071’de yapıldı. Türkler kendilerinden sayıca çok üstün olan düşmana karşı pek kahramanca vuruştular. ’la erlerinin Türk’e has yiğitlikle savaşmaları düşman ordusunu bozguna doğru götürürken, bir olay bu sonucu kolaylaştırdı. Türlü milletlerden karışık ordusundaki Uz ve Peçenek Türkleri, karşılarındaki ordunun kendi ırkdaşlarından olduğunu görünce hep birden tarafına geçtiler. Türkler’deki bu üstün milli şuur, bozgununu çabuklaştırdı. Rum ordusu darmadağın ve tutsak oldu.

, bu parlak zaferi kazanmakla hem ’ın son gücünü ezmiş, hem de yolunu Türkler’e tamamen açmıştı. İleride Fatih’in çelik yumruğu ile Doğu Roma’yı yıkacak olan Türkler, Malazgirt zaferiyle bunun ilk adımını atmış oluyorlardı.

Kahraman , ordusunu yok ve kendisini tutsak ettiği Rum imparatoruna çok iyi davranmıştır. Domen ölüm ve hiç değilse hapis beklerken, tutsaklıkta gördüğü iyi muameleden başka sonunda hürriyete de kavuşmuş, fakat tahtını bir daha ele geçirememiştir.

Batı’daki bu büyük zaferiyle ırkına yolunu açan , daha sonra doğuya döndü, yürüyüşüne hazırlanmaya başladı. Ordusuyla Maveraünnehri geçti. Orada kendisine isyan eden ve yakalanarak ölüme mahkum edilen Yusuf adlı kumandanın meydan okumasını mertçe kabul etti. Fakat ayağı takılıp yere düşmesi büyük bir yara almasına sebep oldu.

Birkaç gün sonra, İkinciteşrin 1072’de, kırk beş yaşlarında olduğu halde bu yara yüzünden Tanrısına kavuştu.

, Selçuk sülalesinin başlık yaptığı ’yi, büyük ve güçlü bir devlet haline sokan değerli başbuğdur. Gururuna kurban gidip de erken yaşta ölmeseydi, Türklüğü daha bir misli yüceltebilirdi. Bununla birlikte öldüğü zaman milletine kılıç kuvveti ile kazandığı büyük bir devlet, Melikşah gibi bir oğul, Nizam‐ül Mülk gibi bir vezir ve Malazgirt savaşı gibi büyük bir zaferin hatırasını ve sonucunu bırakmıştır. ’yu, ’dan sonra, ikinci Türk anayurdu yapacak olan olayların ilki de bu kılıcı keskin ve bileği çelik Selçuk arslanının indirdiği yumruğun mahsulüdür. Bu bakımdan Türklük, tarihinin mertlik heykellerinden biri olan ’a çok şey borçludur.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, 1943, s. 17-18

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

TÜRKÇEYE KARŞI ENDERUNCA

Atalarımız: “Bir bela bin nasihat değer…” demiştir. Son uğradığımız felaketler de bizi uyandırdı. Türkler milliyetlerini

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku

Baksı