Tagar ve Taştık kültürü sanat eserleri

Tagar Kültürüne ait bir petroglif - Евгений Палецкий - Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Tagar Kültürüne ait bir petroglif - Евгений Палецкий - Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

kültürüne âid son devre mezarlarında, bayrak kalıntıları da bulunmuştur. Bayrak direğinin tepesine, ongun olarak, dağ keçisinin kü­çük bir heykeli dikiliyordu (lev. V b). Dağ keçisi ongununun altında, bazen de, çıngıraklar ve başka küçük dağ keçisi heykelleri bulunan tunç çenberler de, takılmış bulunuyordu (lev. V a, V b/3, 13). Kiselev dağ keçisi alâmeti olan bayrakların yüksek mertebeli alp mezarlarında bulunmasına dikkati çeker. Mannay-ool ise kültürünün bu dağ-keçisi ongunun­ da, Kök- Kağan soyunun bir dağ-keçisi piktogramı olan damgasının aslını görmektedir (lev. X X X IX ).

ve kalıntılarında, çok sayıda’ tunçtan küçük heykeli, veya hayvan başı tasviri bulundu. Bunlar, umûmiyet keçisi, geyik, at, , boğa, kaplan, pars ve yırtıcı kuş tasvirleri. Bu zoomorfik (hayvan tasvir eden) eserlerin hususiyeti, bağlı bir uslûb idi.

Tagâr kalıntılarında, bütün İç da olduğu gibi, tunçdan, veya altından, bazen renkli taşlar ile murassa, kabartma veya delikli levhalar da bulunmuştur (lev. IlI/b ). Bu tarz levhalar, ekseri, mütevâzın şekilde karşı-karşıya duran, veya birbiri ile mücâdele hâlinde olan hayvanlar gösteriyordu. Yine bütün göçebe eserlerinde olduğu gibi, bu levhaların bir husûsiyeti ‘de, belki çerçeveye uymak mecbûriyeti ile, tabiî şekillerin bazen zorlanmış, uzatılmış, veya tersine çevrilmiş olmasıdır.

Kem vâdîsinin batısı ile güneyinde, yada ve Altun-yış silsilesi­ nin güneyindeki çe Yarış denen Cungarya yaylasında, yeri tesbît edilmeyen mezarlardan, Rus tüccarları altın levhalar toplamış, ve bun­lar hazînesinde yer almıştı. Bu bölgeler de ve diğer boylarının yayılma sâhası idi. M.Ö. 176 ve 43 târîhli kaydlarına göre, Isık-köl ile Altun-yış dağları arasında, boyları da bu­lunuyordu. Böylece, söz konusu altın levhaların (lev. IX b) kimisinin er­ken lerin eseri olması imkânı mevcîıddur. ya ve Cungarya lev­haları da Ordos levhalarına benzer. Bazılarının, yarı-mongoloid görünüş­ Vlü şahısların hayâtından sahneler tasvir ettikleri sanılmakdadır (lev. III, IX b). Bu levhalarda .ının safhalarını arayanlar bile ol­muştur.

Kaynakça
Makale yazarı :
Emel Esin
Bibliyografya :
Kaynak :

İslamiyetten önceki Türk kültür Tarihi ve İslama giriş (Türk kültürü el kitibı, II, cild l/b’den ayrı basım, Edebiyat Fakültesi Matbaası İstanbul 1978, s. 12-13

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

İstanbul halkı ve Cumhuriyet

AtaTürk’ün Tercüman-ı Hakikat Başmuharririne demeç. İstanbul halkının bu kılıncı bana göndermekle, gösterdiği muhabbet ve teveccühe

Kızıl Elma

Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin, Yunanlıların, Bulgarların ve Rumenlerin belgelenen halk Efsanelerinde ve 16. yüzyıldan buyana

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku