Hain “Damat Ferit”

Damat Ferit Paşa'nın (fesli) Sevr Antlaşması’nı imzalamak üzere diğer Osmanlı delegeleriyle birlikte Paris Barış Konferansı’na giderken İtilaf Devletleri’ne ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Sağında Şûrâ-yı Devlet Reisi Rıza Tevfik, solunda Maarif Nazırı Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa ve Bern sefiri Reşat Halis yer alıyor. Bu dört Osmanlı görevlisi İstiklal Savaşı'ndan sonra Ankara tarafından diğer 150'liklerle birlikte Türk vatandaşlığından çıkarılacaklardı.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Damat Ferit Paşa'nın (fesli) Sevr Antlaşması’nı imzalamak üzere diğer Osmanlı delegeleriyle birlikte Paris Barış Konferansı’na giderken İtilaf Devletleri’ne ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Sağında Şûrâ-yı Devlet Reisi Rıza Tevfik, solunda Maarif Nazırı Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa ve Bern sefiri Reşat Halis yer alıyor. Bu dört Osmanlı görevlisi İstiklal Savaşı'ndan sonra Ankara tarafından diğer 150'liklerle birlikte Türk vatandaşlığından çıkarılacaklardı. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Paşa, IV. Sadareti öncesinde “İttihatçılık”, “Bolşeviklik”, “Yalancı ”le itham ettiği Kuvâ-yı Milliyetçileri, IV. Sadaretinde “Hükümetin Beyannamesi”, “Padişahın Hatt-ı Hümayunu” ve Şeyhülislam Dürrizâde ullah Efendi’ye çıkartmış olduğu “Fetvâ-yı Şerife” aracılığıyla etkisiz hale getirmeye çalışmıştır. Özellikle Dürrizâde’nin çıkardığı Fetvâ-yı Şerife aracılığıyla Paşa ve arkadaşları; “dinsizlik”, “devlete ve millete düşmanlık”la suçlanmış, nihayetinde de öldürülmelerinin “farz” olduğu insanına duyurulmuştur. Böylelikle halkın dini duyguları siyasi hesaplar uğruna kullanılmaya çalışılmıştır.

Paşa, Kuvâ-yı Milliye Hareketini tenkil etmek maksadıyla bir de Kuvâ-yı İnzibatiye adını verdiği birlikler vücuda getirmiştir. İngilizler tarafından da desteklenen bu birlikler sayesinde Kuvâ-yı Milliye’nin ortadan kaldırılmasını sağlamaya çalışmış fakat başarılı olamamıştır. Nihayetinde bütün çabalarına rağmen üstesinden gelemediği Kuvâ-yı Milliye Hareketi’ni bu sefer hukuki yönden mahkum etme yolunda çalışmalara girişmiştir: Öncelikle 1. Divân-ı Harbi Örfi’nin başına Nemrut Mustafa Paşayı getirmiştir. Nemrut Mustafa Paşanın başkanlık ettiği 1. Divân-ı Harbi Örfi, Paşa ve yakın arkadaşları başta olmak üzere pek çok Kuvâ-yı Milliye mensubunu, memleketin uluşu için mücadele etmek “suçundan” yargılayıp idam dahil olmak üzere çeşitli cezalara çarptırmıştır: İlk olarak Paşa ve arkadaşları gıyaben yargılanmışlar ve “Mülkiye Ceza Kanunname-i Hümayunu” gereğince (24 Mayıs) “idamlarına” karar verilmiştir. Ardından Fevzi Paşa (27 Mayıs), onun ardından da aralarında İsmet Bey, ve Hamdullah Suphi gibi önemli simalarında bulunduğu 17 kişi yargılanmış ve (15 Haziran) “idama” mahkum edilmişlerdir. Böylelikle Büyük Millet Meclisinin ilk İcra Vekilleri Heyeti üyeleri, başkanı Paşa da dahil olmak üzere 1. Divân-ı harbi Örfi Riyaseti, nihayetinde de Sultan Vahdettin tarafından idama mahkum edilmiştir. Bu mahkumiyet neticesinde de “idama mahkum edilmiş bir Hükumet” ile karşı karşıya mıştır.

Paşa’ya göre memleketin uluşu için işgallere sessiz ması, “büyük devletlerle” iyi ilişkiler içerisinde olunması gerekmektedir. Paşa ve arkadaşları da, bu “iyi ilişkiler kurma” yolunda büyük bir engel olarak görülmektedir. Fakat bağımsızlığa gölge düşüren bu işgallere sessiz kalmayıp bilfiil mücadeleye girişmeyi gerekli gören ve canların feda edilmesi neticesinde de olsa, işgalci kuvvetlerin değil ’nun iradesine göre, “milli iradeye müstenit” bağımsız bir hayat sürmek isteyen Paşa ve arkadaşları, Paşanın bütün engellemelerine rağmen azimle mücadelelerine devam etmişler ve nihayetinde de “tam bağımsız” bir i Devletini kurmayı başarmışlardır.

Kaynakça
Makale yazarı :
Doç. Dr. Osman Akandere
Bibliyografya :
Kaynak :

Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S 43, Bahar 2009, s. 343-406

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Uygurca 32. Ders

Ottuz ikkinçi (32-) Ders Nur bilen Betti oxşaş bir mektepte Xenzu tili öginivatidu. Ular Uyğurçe,

Kazak Türkçesi Fonetiği

Fonetik farklılıklar yavaş yavaş yerine oturacaktır; ancak şimdiden öne geçmek isteyenler bu makaleye göz atabilir:[

Kazakça Dersleri – 7

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. 1-43

İstanbul halkı ve Cumhuriyet

Atatürk’ün Tercüman-ı Hakikat Başmuharririne demeç. İstanbul halkının bu kılıncı bana göndermekle, gösterdiği muhabbet ve teveccühe

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku