Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

devrinde lerin «yoğ» (cenâze) merâsimine «Kubbeli otağ altındaki tabut» adım verirdi. Çünki geleneğinde ölen kimsenin cesedi, kubbeli otağ altına konarak, otağın etrâfında at koşdurulurdu. Otağın kapışma gelince matem tutanlar yüzlerini ve kulak­larını bıçaklarlardı. Matem işareti olarak saç da kesilirdi. «Kökuluk» (tütsü) kullanılır, çından ağacı ve «yug yıpar» (tütsülü matem meşalesi) yakılırdı. Kadîm Sir-deryâ göçebelerinde olduğu gibi, Uluğ Kem vâdîsinde Tuva bölgesinde bulunan atalar tapmaklarında, cesedi yakmak merâsiminin, künbedli otağ şeklinde bir tahta köşk içinde olduğu anlaşılmaktadır. Kubbeli köşk ile «yug» merâsiminin başka husûslarına, H. 121/738’de ölen «Kür Şûl» (Köl Çor) münâsebetile Tabarî de işâret eder. lerde hükümdar, at üstünde olarak, kendine âid eşyâ ve altın, gümüş, kürk gibi değerli hediyeler ile, yakılırdı. da cesedleri yakmakda idiler. Daha sonra, ilk bahar veya son baharda, küller gömülür, bir tapmak yapılarak, veya «bengü taş» (ebedî taş) denen bir kaya üzerine, ölenin kendisi ve savaşları tasvîr edilir ve ağıt yazılırdı. vâdîsindeki beylerinin tapınakları, Tuva’da bulunan devri ata tapınakları gibi âbidelerde, bu âdetlerin ka­lıntıları görülür. Kızlasov’a göre bu tapmaklar ve heykeller, yüksek mertebeli kimselere mahsus idi ve diğerlerinin mezarlarına, ölünün tas­viri olarak, bugün ın «tulı» dediği büyük kuklalar konmakda idi. mezarlarında da böyle kuklalar çıkdığım Birinci bölümde kaydetmişdik. Kızlasov «tulı» kelimesinin Talas’daki Batı mezarla­rındaki kitâbelerde geçdiğine dikkati çeker. Uzakda ölenlere de «» dikildiği kitâbelerden bilinmektedir. Ölenin tasviri etrâfında yakın­ları ve maiyetinin de heykelleri bulunduğunu Köl âbidesinde görmekdeyiz. Ölenin heykeli veya resmi dışındaki tasvirler, belki kadîm de­virde kurban edilen insanların yerini almakda idi. Mezar sâhibinin ha­yatta iken öldürdüğü insanlar sayısında, mezar etrafına, taşlar veya hey­keller dikildiğini ve bunlara «» dendiğini bilmekdeyiz. Kızlasov, mezar kitâbelerinden, mezar yanındaki heykellerin çoğunun öleni temsil ettiği ve «» ların ancak k baş şeklinde tasvîr edildiği neticesi­ne varmışdır.. Fedorov-Davidov ise, mezar heykellerine, diğer bir çe kelime ile «sın», «sın-taş» denmesi gerekdiğini işâret etmekdedir. «Bal­bal» lara mümâsil şekilde, devri mezarlarında görülen koç heykelleri (lev. X L III/d) ile at ve geyik resimlerinin (lev. X LIII/a) kur­ban merâsimi hâtırası olduğu hakkmdaki düşüncelerimizi kaydettik. lerde de, kadîm Chou’larda olduğu gibi, kurban kesilen koç (ve atların) başları sırıklara çakılır ve mezar etrâfına dikilirdi. Koç heykel­leri ve geyikli taşlar bu kurbanları belki anmakta idi.

Graç’ın araştırmasına göreen basit devri mezar­ları ise, üstüvânî bir çukur idi. Buraya, cesed, veya «tulı» (ölenin tasvîri olan kumaşdan kukla), ve ölenin atı gömülüyordu. Mezarın üstüne yığılmış taşlardan bir kubbe şekli yapılıyordu (bugün, bu kubbe şeklin­de tümsekli mezarlara «kurgan» denmektedir). Bazı mezarların dört köşesinde, kitâbe taşları, veya «sın» ar dikilmişdi.

 

Kaynakça
Makale yazarı :
Emel Esin
Bibliyografya :
Kaynak :

EMEL ESİN, İSLÂMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK KÜLTÜR TÂRİHİ VE İSLÂMA GİRİŞ (TÜRK KÜLTÜRÜ EL-KİTAB I, II, CİLD l/b ’ DEN AYRI BASIM, EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATBAASI İSTANBUL 1978, S. 104-105

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Harfler marşının hikayesi

Osman Zeki (Üngör), Harfler Marşı’nın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “…Yeni Türk harfleri çıktığı zaman, eskiye

Uygurca 28. Ders

Yigirme sekkizinçi (28-) Ders – Tekrar Sohbet derslerinin yarısı bitti. Bundan sonra daha çok gerçek

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku