Kök-Türk devri İç Asya Türklerinin görünüşü ve kıyafetleri

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

M. VI.-VIII. yüzyıllardan göçebe mezarlarındaki kazılar, her yerde, Mongoloid ve Eurepeoid karışıklığının muhtelif nisbetlerinde bir ırk gösterir. Kök- devri Çin kaynakları ı çoğunlukla ye­şil gözlü ve kırmızı saçlı olarak tanıtır. Demekki Kök- devrinde henüz Eurepeoid veçheli idiler. Milâdi VI. yüzyılda Kök- kağanı Mu-kan mavi gözlü ve uzun, kırmızı yüzlü bir Eurepeoid olarak tasvir edilmekte idi. Fakat le karışma neticesinde olsa gerek, M. VIII. yüzyılda Bilge Kagan’ın veya Kök- sülâlesine mensûb başka birinin tasviri (lev. X L V III/a) ve bilhassa Köl-104, Mongoloid veçhe­de gözükmektedirler. Kök- devri hükümdârları Çinli hükümdâr sülâlelerinin kızları ile evlenmek isterlerdi, çünki Kağan seçilirken, ananın âilesine de ehemmiyet verilirdi. Analar vâsıtası ile de bir tah­ta vâris çıkmak ihtimâli de mevcûd idi. «Mu-kan» Kağanın (553-72), verdiği söze rağmen, kızını Çin fagfûrunla evlendirmek istemediği ve an­cak bir fırtına çıkıp otağım yıkınca, bunu gök tanrısının bir tehdidi sa­yarak, sözünü tuttuğu, ce rivâyet edilirdi. Kök ve Batı- hükümdârlarınm hatunları olan Çin fagfürlarının kızları, Sâsânî târihindede, akisler bırakmışdı. Bal’amî, IJusrav Anûşirvan’ın (531-77) hatununun «Hakan»nın Çin Fagfûrunun kızından. doğma bir kızı olduğunu nakleder. Bu yarı-, yarı-Çinli hatun Hurmiz IV’ün (579-90) annesi olmuşdu. -Çin hükümdar kızı menkıbesi böylece doğdu ve Fars edebiyâtına ve sanâtıma ilhâm verdi.

lerin bir hususiyeti de erkeklerin uzun saçları idi. Kök- beylerinin saçları umumiyetle uzun ve serbest dalgalanırdı (lev. LVEH/a), ve ancak matem sebebile kesilirdi. Uygur metinleri alplerin uzun saçını arslan yelesine benzetir. Kâşğarî «idunçu saç» tabiri ile mukaddes olan ve kesilmeyen saçdan bahseder. Milâdî 630’da Batı kağanı «T ’ong» ’nun uzun saçları böyle serbest dalgalanıyordu ve başına bir yeşil kurdele veya sarık sarmışdı. «T ’ong» ’nun maiyetindekilerin, aynı devirde yaşayan «T ’ie-le» beyleri gibi, örülü saçları bulunuyordu. «T ’ie-le» beyleri, ancak Çin hizmetine girince, örülü saçlarını kesiyorlardı.’ mezar heykellerinde örülü saç çok gözükür (lev. X L V m /b ). Huei-ch’ao’ya nazaren,. Tobâristan leri saç ve sakal­larını traş ederdi. Kâşğarî’den öğrendiğimize göre, başın ancak tepesini traş oluyor ve bu bir âdeti sayılıyordu. ler gibi başının tepesi saçsız olan kimseye «tok», «toker» deniyordu. «Toklı» ise kuru kafa de­mek idi. Başın tepesinin traş edildiği zaman, alın ile saçaklar hizâsında zülfler bırakıldığım ve bu âdetin yeni evlenen «Hsien-pi» gençleri ile Suyâb-Balasagun halkı ve: Uygur çocuklarında (ley. X L V H I/c) görüldü­ğünü kaydetmişdik. Uygur metinlerinde Burkan’m mVo’sma (başı­nın tepesi üstündeki efsânevî çıkıntıya) topuz anlamına, «saç teginsük» denmesi ve topuza «didim» (tâc) adı da verilmesi lerde ve bü­tün İç Asyada topuza atfedilen mertebe işâreti mânâsını belirtmektedir.

Nitekim, Tibet kaynaklarında adı geçen ve Uygur ili olduğu Laufer ta­rafından tahmin edilen, bir memlekette, hükümdâr saçlarını topuz şeklin­de toplamakda ve topuzun üstüne, beş sınıf halkı temsil eden, beş dilimli bir tâc giymekde idi. hükümdâr tasvirlerinde de, meselâ ’in, veya sanılan şahsın tasvirinde (lev. X L V III/a) muh­temelen topuz şeklinde toplanmış olan uzum saçlar, serppşun altında sak­lanmış gözükmektedir. Sanatkâr tasvirlerinde, başlığın altında sezilen to­puz (lev. L X X V III/b) ustalık tâcı olsa gerek.

heykelinin, tâc gibi, üç dişli kenarı olan börkü, Hun dev­rinden beri, Çin sanatında kuzeyli beylerin başında görülen bir serpûştur. Kök- devri sanatında bu şekil börk ve üç dişli tâc çok sık tasvir edilmişdi(lev. X L I/a ).

Kök ler, kadîm atlı göçebeler geleneğinde, keçeden, yünden, deri ile kürkden ve Çin ipeğinden kıyâfetler, börkler, Kâşğarî’nin «t», «çanğşü» veya «çekrek» (arabca metinlerde ak) dediği kısa hırka ve mintanlar, kaftanlar, çakşır ile «etük» (çizme) veya çarık giyerlerdi. Çin­lilerin aksine olarak, Kök-ler, kaftanlarını sola doğru ilikler idi. erkeklerinin (Oğuzlar gibi) küpe takdıkları rivâyet olur. Küpe takmak âdeti İç Asya göçebelerinde yaygın idi ve erkek mezarlarında da, meselâ Esik’deki genç alpin mezarında, küpeler bulunmuştur. Orta Asya Buddhist sanatında da, hükümdâr olarak dünyâya gelen azizler, küpeli olarak tasvir edilirdi.

Taştık kültüründen beri gelişdiği bilinen, deriden kemer veya eski adı ile «kur», artık Kök- devrinde lerin husûsiyetlerinden ol­muştu. «kur» u küçük şahsî eşyayı asmak için sarkan kayışları, madenî süs levhaları ve iğneli tokası ile, tebârüz ediyordu. «Kur» keli­mesinin hem kemer, hem mertebe manâsında kullanılmasından ve mezar taşlarındaki ibârelerden belirdiği gibi, kemeri süsleyen madenî levhaların cinsi ve sayısı, sâhibinin mertebesi ile ilgili idi (lev. X U I I /b ve XLV1II/

Yukarıda kaydedildiği üzere, (‘Wei-sm’nun «T’ie-le» lerinden say­dığı) Ak Hunlarda, «kıir»’lu-alpler arasında, azamî yirmi kişiden ibâret, birbirine sadâkat andı içmiş kimselerden müteşekkil birlikler kurulmakda idi.

Kaynakça
Makale yazarı :
Emel Esin
Bibliyografya :
Kaynak :

İslamiyetten önceki Türk kültür Tarihi ve İslama giriş (Türk kültürü el kitibı, II, cild l/b’den ayrı basım, Edebiyat Fakültesi Matbaası İstanbul 1978, s. 106-107

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Çingiz Han

Mogolistan’daki kabilelerin birbirleri ile durup dinlenmeden boğuştukları on ikinci yüzyılın ikinci yarısında bir kaç kabilenin

TSK – Kemal Atatürk Marşı

“Benim, ordularımızı sevk ettiğim ve yönelttiğim hedefler, esasen ordularımızın her erinin, bütün subaylarının ve komutanlarının

Arkeoloji ve Antropoloji,

” Doğanın bugün için giz dolu sinesine gireceği muhakkak görülen insan zekası beklenilen gerçekleri ortaya

Uygurca 14. Ders

On tötinçi (14-) Ders – Tekrar Asıl zor kısımları atlattık, bundan sonra öğreneceğimiz her şey

Balkan Savaşları

Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti’nin oldukça zayıf olduğu dönemlerin birinde meydana geldi. Savaş patlak verdiğinde Osmanlı

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku