Hürriyet yolunda

 

Mustafa Kemal’i, üçüncü sınıfta meş­gul eden en önemli şey, işte bu hürriyet meselesi idi, bunu kurtardıktan sonra her sahada idareyi dü­zeltmek mükün olabilirdi. Bunun için de muhakkak teşkilât­lanmak lâzımdı. Teşkilâtı memleket içinde ancak genç subay­lar yapabilirlerdi. Mustafa Kemal’in şöyle bir tasavvuru var­dı: üçüncü sınıf kalabalıktı. Bunlardan ancak, pek az bir kıs­mı Harp Akademisi’ne girebilecekti. Geri kalanlar tâyin edil­dikleri kıtalara dağılacaklardı. Bunlardan emniyet ettiklerine daha şimdiden gittikleri yerde teşkilât kurmaları için telkin­ lerde bulunuyordu. Bir gün bana: Hürriyet Yolunda

— Fuat, demişti, biliyorum, bu arkadaşlar er kânı harp olamıyacaklar. Fakat bizlere nazaran daha avantajlı durum­da bulundukları da muhakkak. Çünkü bizden önce ordu safla­rına katılacaklar, eğer Rumeli’ye giderlerse, erkânı harp çık­tığımız zaman bizim için bir zemin ve vasat hazırlamış ola­caklardır.

Demişti. Kurmay sınıflarına geçmiş olan Pirlepeli Ali Fethi (Okyar) de aynı kanaatte idi. Mustafa Kemal, muhakkak kurmay subay olacağına ina­nıyordu. Bir gün:

— Ya erkânı harp olamazsan, ne yaparsın?

Diye yarı ciddî, yarı şaka takılan sınıf arkadaşımız Arif’i derhal susturmuştu:

— Seni bilmiyorum, fakat ben muhakkak erkânı harp ola­cağım.

Mustafa Kemal kurmay oldu. Arif, mümtaz yüzbaşı olarak okuldan çıktı. Harp Okulu’nda teşkilâtın ilk nüvesini kurduk. Tabiî giz­li oİarak. Mustafa Kemal’e benden başka yardım edenler ara­sında Muhittin Baha Pars’ın ağabeyi İsmail Hakkı ile Ömer Naci ve bir kaç arkadaş daha vardı. İsmail Hakkı şairdi, güzel yazı yazıyordu. Ömer Naci ise hatipti, güzel konuşuyordu Arkadaşları üzerinde şayanı hayret bir telkin kudreti vardı. Sesinin tonu da çok tatlı idi.
Fikirlerimizi, toplamı binleri aşan Harp Okulu öğrencile­rine aşılamak için sınıfta el yazısı ile bir dergi çıkarmaya karar verdik. Bu görevi başta Mustafa Kemal olmak üzere Ömer Naci ile İsmail Hakkı ve diğer bir kaç arkadaş üzerlerine al­mışlardı. Üçüncü sınıfta hatırımda yanlış kalmadı ise, bu der­gilerden iki veya üç sayı çıkarabildik. Asıl faaliyetlerimiz Harp Akademisi’nde oldu. Bu yüzden az daha okuldan koyula­ caktık. Sırası gelince, bu olaydan da kısaca bahsedeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Vatan, millet ve Türklük fikirleri

Mustafa Kemal, çok güzel giyinir, çok güzel konuşur, kimseyi kırmaz, terbiyeli bir çocuktu. Doğup büyüdüğü Selanik’in batıyla daha çok bağlantılı bulunması sebebiyle olacak, dikkati çeken fikirleri vardı. Etrafına topladığı arkadaşlarla…

Emil Ludwig’in kaleminden Atatürk

Ankara’ya niçin geldiğimi soruyorsunuz. Önce, büyük kurtarıcınız Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri’ni görmek için geldim. Çünkü zamanımızın hemen bütün devlet adamlarını tanımak isterim. Bundan başka, Birinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye’ye gelmiştim. Dostlarım…

Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor

Atatürk, çocuklara karşı büyük bir sevgi, saygı ile karışık bir sevgi besler ve gösterirdi. Çocukların saflıklarıyla içlerinden geldiği gibi konuşmaları O’nun hoşuna giderdi. İlk defa Cumhurbaşkanlığına seçildiği sıralarda idi. Bir…

Bir adım geri gitmek yoktur!

Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki üzerimizde bulunan vatan ve namus vazifesini tamamen yerine getirmek için bir adım geri gitmek yoktur! Uyku ve istirahat aramanın,…