Dîvânu Lugâti’t-Türk’e göre Oğuzca

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Divanü Lügat-it-’te ca için verilen bilgilerin tarihi bakımından nasıl bir anlam taşıdığını belirttikten sonra, şimdi bunları tanıklama ve gereğince açıklayabilme bakımından, Kâşgarlı’nın ca için yazdıkları üzerinde durabiliriz:

Kâşgarlı, eserinin caya ayırdığı bir bölümünde lehçe ve ağız ayrılıklarından söz ederken “asıl lûgatte, asıl kelimede değişiklik az olur. Değişmeler, ancak birtakım harflerin yerine başka harfler gelmesi yahut atılması yüzünden olur’” diyerek, canın Karahanlı çesine oranla XI. yüzyılın ikinci yarısındaki genel durumunu açıklamış oluyor. Bu açıklamadan ve eserde yer yer gösterilen örneklerle verilen kurallardan anlaşıldığına göre, ca bu yüzyılda dil yapısı bakımından, daha Karahanlı çesinden bütün yönleri ile ayrılabilmiş değildir. Onunla söz dağarcığı, ses ve biçimbilgileri yönünden ortaklaştığı yerler vardır. Yalnız Karahanlı çesi için verdiği yüzlerce örneğin, aynı zamanda -men kollarında da bilinen ve bugüne kadar kullanılagelen sözcükler olması, Kâşgarlı’nın yukarıdaki açıklamasının somut tanıklayıcılarıdır. Bu bakımdan, eserde ortak olan özellikler üzerinde aynca durulmamış, özellikle ca için bir ayrıcalık sayılan sözcüklerle, ses ve biçimbilgisi özellikleri sıralanmıştır. Bu nedenle, canın XI. yüzyıldaki dil yapısı ile ilgili değerlendirmede bu genel durumu gözden kaçırmamak gerekir. Nitekim Divan’da yer olan on, ün “ses”, uwut “utanma”, ögüt, öküz, atış, öpüş, ülü; “pay, hisse” azı “azı diş”, aşuk “topuk kemiği”, uluk “eskimiş, yıpranmış, bozulmuş”, etek, erük, oğul, üzüm, ekim, evin “tahıl, tahıl tanesi”, ât“ad, isim”, â; “aç”, âz“az”, ag“iki bacak arasındaki boşluk”, âw “av”, açlık, mek “eşek”, ummak, ütmek, ulaşmak, üleşmek, ag’uz “hayvan doğurduktan sonra ilk gelen süt”, öl “yaş, ıslak”, körmek: “görmek”, bozmak, tezikmek “kaçmak”, koşmak, tizmek: “dizmek”, pamale “pusuya yatmak”, bışmal: “’pişmek”, boğmak, sewmek gibi nice nice örnekler hiç bir kayıt olmadığı halde, ca ile de ortaklaşa sözcüklerdir. Kâşgarlı’nın “cadır” kaydı ile verdiği sözcükler ise, Karahanlı yazı dili ile öteki ağız ve lehçelerde bulunmayan ve ca için bir lehçe ve ağız ayrılığı meydana gen sözcüklerdir. İşte söz dağarcığı yönünden XI. yüzyılın ikinci yarısında canın Karahanlı çesinden ayrılan yanı, ca için bir özellik doğuran bu sözcüklerde toplanmaktadır. Kâşgarlıda eserinde yer yer yaptığı açıklamalarla bu durumu yansıtmak istemiştir.

Kaynakça
Makale yazarı :
ZEYNEP KORKMAZ
Bibliyografya :
Kaynak :

Kaşgarlı Mahmut ve Oğuz Türkçesi, Türk Dili, aylık dil ve edebiyat dergisi, yıl 22, cilt XVII, sayı 253, 1 Ekim 1972, s. 6-7

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler
Fatih, İstanbul

İstanbul’un Fethi

İlk Gelen Kuvvet ve Şehir Haricindeki Kalelerin İşgali Daha muhasara başlamadan evvel Boğazkesen hisarının yapılmasından

Türk boyu

Czegledy’nin kaydettiği gibi, Türklerin türeyiş Destanlarından biri, VI. yüzyılda Kuzey Chou (M. 556-81) târihinde bulunmakdadır.

Uygurca 47. Ders

Qiriq yettinçi (47-) Ders – Iz Kırk Yedinci (47.) Ders – İz Muqeddime Mukaddime Qedem

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku

Emel Esin