Saltuklu Beyliği’nin kuruluşu

 

Alparslan, Malazgirt Savaşı sonrasında İmparator Diogenes ile imzaladığı antlaşmaya sonuna kadar sadık kalmıştı. Ancak, yenik imparatorun bir saray darbesi ile tahtını, peşinden de mücadelesinde başarısız olarak hayatını kaybetmesi üzerine, yapılan anlaşmanın hükmünü kaybettiğini görerek komutanlarına ve beylerine Anadolu’da Bizans topraklarına saldırmaları emrini vermişti. Çağdaş Ermeni tarihçisi Urfalı Mateos, Romanos Diogenes’in akıbetine üzülen Sultan Alparslan’ın askerlerine: “Romalıların Allah’ı yoktur. Türkler ile Romalılar arasında akdedilmiş olan dostluk ve ittifak yemini bugün çözülmüş oldu. Bundan sonra haça tapınan bütün milletler kılıçla mahvedilecek ve bütün Hıristiyan milletleri esaret altına alınacaktır. Bundan sonra arslan yavruları gibi olun. Bütün memleketleri kartal yavruları gibi süratle katedin. Hıristiyanları gece-gündüz durmadan kılıçtan geçirin ve Romalılara karşı asla merhamet duymayın.” dediğini yazmaktadır. Anadolu’da Türk hâkimiyeti, fetih hareketlerinin başladığı 1072 tarihinden, I. Aleksios Komnenos’un tahta geçtiği 1081 yılına kadar geçen 10 yıllık devrede gerçekleşmişti. Devrin çağdaş Bizanslı tanığı Anna Komnena’ya göre, 1078 yılında Anadolu’daki Bizans hâkimiyeti artık son bulmuş, buna paralel olarak, Doğu Anadolu’da kalmış olan az sayıdaki Bizans birlikleri Türklerin ülkenin tamamına yakın kısımlarına hâkim olmaları sebebiyle, yapacak bir şey olmadığını görerek umutsuz bir şekilde öteye beriye dağılmışlardı. Anonim Gürcü kaynağı da bu dönemle ilgili olarak şöyle demektedir: “Türkler gitgide kuvvetlendiklerinden, Bizanslılar doğuda ellerinde bulunan toprakları, kaleleri ve şehirleri terk ederek gittiler ve böylece Türklerin aynı yerleri zaptla oralarda yerleşmelerine meydan verdiler.” Anlaşıldığı kadarıyla, bahsi geçen dönemde Bizans’ın içinde bulunduğu kötü durumdan yararlanan Emîr Saltuk, Anadolu’nun doğusunda Erzurum ve çevresini eline geçirerek yeni bir siyasî oluşumun temellerini atmıştı. Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1072 yılı sonbaharından itibaren Türklerin saldırıları o kadar etkili olmuştu ki, Anadolu’nun doğusundaki irili ufaklı birtakım şehirlerin halkları topraklarını terk ederek, Türk saldırılarının daha az olduğu batı mıntıkalarına doğru çekilmeğe başlamışlardı. Bu cümleden olarak, Kars ve çevresinin hâkimi Ermeni kralı Gagik, Türklerin bu saldırılarından dolayı son derece korkmuş ve topraklarını Bizans Devleti’ne vererek, karşılığında batıda Zamantı, Larya, Amasya ve Komana’yı sayısı yüz civarında olan köyleri ile birlikte almıştı. Bunun hemen akabinde, Bizans generali Grigol, Oltu, Karnukalak ve Kars’ı hâkimiyeti altına alıp, mevcut durumdan yararlanarak Bizans’tan bağımsız bir siyasî yapılanma gerçekleştirmeğe çalışmıştı. Selçukluların Azerbaycan valisi Sav Tegin’in Gürcü kralı II. Giorgi karşısındaki yenilgileri sebebiyle, Gürcü kralının bölgedeki gücü çok artmış ve bunun üzerine, bahsi geçen Bizans generali Kars ve çevresini krala bırakarak, ona tâbi olmuştu. 1080 yılında Ahmed adında bir Türk emîri ordusuyla bölgeye gelmiş ve Kars’ı aldıktan sonra Gürcistan’a girip, kralı büyük bir yenilgiye uğratmıştı. Bununla da kalmayıp, Anadolu’ya akınlarda bulunmak için gelen bir takım Türk komutanlarına Gürcistan’ı hedef göstererek, bunlar vasıtasıyla bütün ülkenin yağmalanıp, tahrip edilmesine sebep olmuştu ve bu saldırılar sonraki yıllarda da tekrarlanmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Dokuz Oğuzlar ve Gök Türkler

Dokuz Oğuz kavim ismi, iptida yalnız Arap tarihçilerine borçlu olduğumuz şeklinde tanınmıştı. Bu şekil vaktiyle muhtelif şekillerde okunmuş ve muhtelif şekillerde izah edilmiştir. Bu ismin doğru olarak toquz oğuz “Dokuz…

Saha (Yakut) Türkleri

Türklerin en eski kavimlerinden biri olan Yakutlar, kendilerine Saha adını veriyorlardı. Saha Türkleri XVII. asırdan beri Rus ve Avrupa edebiyatlarında Yakutlar olarak tanıtılmakta ve tanınmaktadır. Bu sebeple Sahalar Yurdu, Yakutistan…