Mete (Motun)

Mete (Motun)  - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Mete (Motun) - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Yirmi beş yüzyıllık tarihimizde çelikten iradeleri ve büyük kahramanlıklarıyla ırkımıza başlık yapmış olan birçok ulu larımız vardır. (), boz yeleleri ile lüğü yüceltmiş olan bu kurtların ilkidir. Yirmi beş yüzyıldan beri çok defa dağınık yaşayan, fakat birçok kereler de birleşen büyük milletimizi, bugünkü kesin bilgimize göre, ilk olarak bir araya toplayan kahraman ve dahî, (= )’dur. ırkının milli ülküsünü tarihte birinci defa olarak gerçekleştirmek şerefini kazanmış olan (= )’nin tarihi şahsiyetini, uzak tarihin karanlıkları arasından şöyle bulup çıkarabiliyoruz.

Milattan önceki üçüncü yüzyılın sonlarında Moğolistan’da Kun adını taşıyan ler oturuyorlardı. Kunların başı Tuman idi. Tuman’ın oğlu (= ) veliaht bulunuyordu. (= )’nin bir üvey anası, Tuman’ın bu dan da bir oğlu vardı. Üvey ana, (= )’nin veliahtlığını kıskanır, bu yere kendi oğlunun geçmesini isterdi. Fakat gelenek buna engel bulunuyordu. Hırslı , veliahtlığı oğluna kazandırmak için bir plan kurdu. Plan şuydu: yu kandırıp (= )’yi Yüeçilere rehin göndertmek, sonra savaş açtırıp Kun veliahtının komşuları tarafından öldürülmesini temin etmek… , karısının bu hilesine kandı. Oğlunu gönderdiği Yüeçilere savaş açtı. Yüeçiler ilk iş olarak Kun veliahtını yok etmek istediler. Fakat (= ), daha çabuk davranarak komşularının eline düşmedi, Kun ülkesine kaçtı.

Tuman , oğlunun kurtuluşuna sevinerek kendisine on bin çadır halkı verdi. (= ) ise babası, üvey anası ve üvey kardeşine karşı büyük bir öç beslemeye başlamıştı. Bu öç duygusu ile, kendisine verilen on bin çadır halkından on bin kişilik bir ordu yaptı. Bu orduyu görülmemiş bir disiplinle yetiştirmeye başladı. (= ), ordunun disiplin ruhunu anlamak için, onları birkaç kere sınadı. İlk olarak kendi atına ok atıp bütün askerlerinin de aynı işi yapmaları buyruğunu verdi.

Erlerin bazıları bunu göze alamadılar. (= ), ordusundaki disiplinin istediği dereceye çıkmamış olduğunu gördü, o askerlerin başlarını vurdurdu. Bir müddet sonra ikinci bir denemede bulundu. Bu seferki buyruk pek ağırdı. (= ), oku sevgilisine atmıştı, erleri de karılarına atacaklardı. Dehşet içinde kalan bazı askerler buyruğu yerine getiremediler. (= ), bunların da başını vurdurdu. Daha sonra yapılan üçüncü sınama (= )’yi sevindirdi. Çünkü babasının atına ok atmaları için verdiği buyruk, bütün ordu tarafından yerine getirilmişti. Veliaht, askerlerindeki disiplinin tam olduğunu görerek babasının üzerine yürüdü, onu bozdu yu, üvey anasını ve kardeşini öldürdü. Milattan önce 209’da babasının tahtına oturarak Kun su oldu.

Disiplinin askteki yerini günümüzden yirmi iki yüzyıl önce anlamış olan (= ), Kun su olduğu vakit, Doğu Moğolistan’daki Tung‐Hu (= Dunxu)lar çok güçlü bulunuyorlardı. Tung‐hu hükümdarı, Kunların güçsüzlüğünden ve yeni nun tecrübesizliğinden faydalanmak istiyordu. Onun için savaş bahanesi aradı. Elçi göndererek Kunlardan Tuman çağından kalma çok değerli bir atı almak istedi. (= ) beğlerini toplayıp komşu hükümdarın isteği hakkında düşüncelerini sordu. Beğlerin çoğu “Kunların hazinesi” diye ünlü olan bu atı vermemek düşüncesini ileri sürdüler. (= ) ise bir komşudan bir at esirgenmeyeceğini söyledi. At gönderildi. Bu hareketi Kunların korkusuna veren komşu hükümdar, yeni bir elçi göndererek bu sefer (= )’nin karılarından birini istedi. (= ), yine beğlerini topladı. Beğlerin hemen hepsi bu isteği büyük bir vicdansızlık sayarak elçiyi kovmak düşüncesini ileri sürdüler. (= ) ise komşudan bir esirgenmeyeceğini söyledi. gönderildi. Büsbütün şımaran Tung‐hu hükümdarı üçüncü olarak kendi devleti ile Kunlar arasında bulunan boş ve ıssız bir toprağı istedi.

(= ), yine beğleri topladı. Beğlerden birkaçı hiçbir işe yaramayan bu toprağı vermekle vermemek arasında büyük bir fark olmadığını söylediler. (= ), bu fikre karşı büyük bir öfke gösterdi. At ile ı kendisine ait olan şeyler olduğundan vermiş, bir at veya aşkı için Kunları güçlü düşmanlarıyla tehlikeli savaşa sokmak istememişti. Fakat toprak devletin temeli ve milletin şerefi idi. Toprak verilemezdi. Vermekle vermemek arasında fark görmeyen beğlerin başlarını vurduran (= ), ansızın Tung‐hu’ların üzerinde yürüdü. Gafil avlanan Tung‐hu hükümdarı yurdunu (= )’ye kaptırdı, kendisi de öldü.

Doğu’daki tehlikeyi böylece yok etmiş olan (= ), daha sonra Yüeçiler üzerine yürüdü, onları da yendi. leri bir bayrak altında toplamak isteyen Kun su, bir takım beğliklere boyun eğdirdikten sonra, in vaktiyle ler’den zaptetmiş oldukları toprakları da kurtardı. 300.000 kişilik bir orduya sahip olan (= ), bu suretli ’nın en güçlü devletini kurmuş oldu.

Kun su bu zaferlerle şimalde birliğini kısmen kurmuş bulunuyordu. Fakat (= ), asıl ’le hesaplaşmak ve onun işini bitirmek isteğinde idi. Sonunda bu istek yerine geldi. ’nın iki büyük devleti karşılaştılar. Kunlar, (= )’nin, , hükümdar Kao‐ti’nin buyruğundaydılar. imparatoru, lerin gücünü iyice anlayabilmek için (= )’nin karargâhına casuslar göndermişti. Bunun farkına varan , casusları aldatan bir plan kurdu. Karargâhında hasta askerleri ve sıska atları bırakarak asıl seçme ordusunu gizledi.

Casuslar bunun farkına varmayarak imparatorlarına durumu olduğu gibi bildirdiler. Bunun üzerine Kao‐ti ordusuyla ilerledi, fakat zafere gittiğini sanırken kendini bekleyen tuzağa düştü. (= ), ordusunu parçaladıktan sonra Kao‐ti’yi bastı, kuşattı. Kuşatma yedi gün sürdü. Bu müddet içinde kumandanlardan hiçbir yardım almayan imparator, (= )’nin karısına gizli adamlar gönderip durumunu yalvarmakla kurtarmaktan başka çare bulamadı. İmparatorun karısını elde etti. Bu sıralarda bir iki kumandanının hareketinden kuşkulanmakta olan (= ), karısının sözlerinin tesirinde de kalınca kuşatmayı gevşetti. Ele geçmekte olan imparator da bundan faydalanarak kıskacından kurtulup kaçtı. Az sonra barış yapıldı. , Kunlara her yıl kumaş, şarap, pamuk, pirinç ve ipek vergisi göndermeyi kabul ettiler.

(= ), ’i ürküterek hep barış halinde yaşamış, imparatordan hep vergi almış, buna rağmen ’e karşı yapılan ünlü akınları hiç eksik olmamıştır. (= ), en büyük düşmanı ’le barışın devam ettiği sıralarda, leri bir bayrak altına toplayacak olan seferlere başlamış, yirmi altı beğliğini sınırları içine almak suretiyle Japon denizinden Yayık ırmağına ve belki de daha ötelere kadar uzanan bir devlet kurmuştur. İşte bugün kesin olarak bildiğimiz ilk birliği, bu seferlerin sonucu olarak meydana gelen bir devlettir.

(= ), milattan önce 174’te gözlerini kapadığı zaman, ’nın en güçlü devletinin ve birleşmiş nin başı bulunuyordu. Bu sıralarda ler, ’in ancak bir vilayeti kadar nüfusa sahiptiler, fakat koca ’den vergi alıyorlardı ki lüğü bu üstün duruma kahramanlığı, askerliği ve dehâsı ile ulaştıran (= ) olmuştur.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, 1943, s. 6-8

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Büyük Taarruz

Türk İstiklal Harbi’nin dönüm noktası olan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Muharebesi, yok edilmek ve vatanından

Mert Türk milleti

Çanakkale Savaşları’nda savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden General Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı

Çalışmak

Memleket ve milletin Kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur. Bu, bir insan

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku