Ket Buğa

Ket Buğa -  Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Ket Buğa - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

, savaşçı ve kahraman bir kumandanıdır. Tarihimizin gizliler çağında yaşamıştır. Dünyayı dize gen o dehşetli akınlarındaki kanlı kavgalarda bulunmuş, şanlı bir hayatı şanlı bir son ile bitirmek için ihtiyarlık yaşlarında savaş yerlerine koşmuştur. ’daki kahramanlık ruu anlamak için hayatının sonunda yaptığı son savaşı bilmek yeter.

İlhanlar’ın başbuğu Hülagü, Bağdat’ı zaptetmiş, Gürcistanı dize getirmiş, Halep ve Şam şehirlerine de gücü önünde boyun eğdirmişti. Muzaffer orduları ile yeni zaferlere doğru gitmeye hazırlanıyordu. Fakat büyük Kağanın ölümü haberinin gelişi, onu yolundan alıkoydu. Ordunun başlığını ihtiyar ’ya bıraktı, kendi geri döndü. ’nın buyruğu ele alışı, onu yeni bir şerefe doğru götüren olayın başlangıcı oldu.

’a gitmek, ’ın elinde bulunduran ırkdaşlarına gizliler hâkimiyetini tanıttırmak isteğinde idi. Bu isteğini önce savaşsız olarak yapmayı diledi, ’a gönderdiği bir elçi ’nın teklifini o ülkenin hâkimi olan ırkdaşlarına ulaştırdı. O zaman ’da bir başka kahraman, Kotuz, baş bulunuyordu. Bu teklif karşısında beğleri toplayarak fikirlerini sordu. Çoğu savaşmak dileğini ileri sürdüler. Kotuz da: “İlhanlılar üzerine yürüyelim. İster yenelim ister yenilelim. Yeter ki vazifemizi yapmış olalım. Bizi alçaklıkla suçlandırmasınlar!” dedi. On iki bin kişilik bir ordu ile yürüdü.

giz ordularının namı o çağlarda bütün dünyaya olduğu gibi, ’a da yayılmıştı. Onun İçin leri’nin ordusu da ’nın savaşçılarından çekiniyorlardı. Onlarla vuruşacak kadar sağlam bir manevî güçleri yoktu. Bu yüzden bir aralık daha ileri gitmek bile istemediler. Kotuz, onlara heyecanlı sözler söyledi. Ulu Yavuz’un yıllar sonra sızıltı çıkaran ordusuna yapacağı gibi, o da:

“Sizler savaşmaktan kaçıyorsunuz, ben ise savaş için yürüyorum. Savaş isteyenler ardan gelsin, istemeyen evine dönsün!”

diye bağırdı. Ordu Kotuz’un arkasından yürüdü. Kotuz, yeni heyecanlı sözlerle manevî gücünü sağlamlaştırmaya gayret ettiği ordusu ile ’nın karşısına çıktı. 3 Eylül 1260’da tarihin ’ü ’le çarpıştıran kavgalarından biri yapıldı.

Bu çarpışma ’nın son savaşıdır. Yaşlılık çağında bu savaşı kendisi istemiştir. Hülâgü, bu sefere çıkarken ’nın yine kumandayı istemesi üzerine kahramanına:

“Bu zamana kadar çok yararlık gösterdin. Artık yeter. Otur da kocalıkta biraz rahat et!”

demişti. , Hanı’nın bu sözlerine şu yaslı karşılığı verdi:

“Hanım: beni savaş şanından ayrı bırakma. Savaştan ayrı kalıp da rahatlamak benim için lütuf olamaz. Ben artık yaşlıyım, yakında ölürüm. Yatakta miskinler gibi can vermemi mi istiyorsun? Senden dileğim şu: Benden savaş ında ölmek şanını esirgeme!”

İşte bu kahramanca sözler, ordunun kumandasını ’ya dırdı. Hülâgu’nın yaşlı arslanı yeni ülkeler aşmak için ileri yürüdü.

Suriye’de ilerleyen , kendisine karşı durmak isteyenlere ağır yumruklar indiriyordu. Bununla beraber askeri durumu iyi değildi. Bu yüzden artık savaşmayı bırakıp çekilmesini söyleyenler bile olmuştu. Fakat ihtiyar arslan bu teklifleri dinlemedi. Çekilmeyi kaçmak diye sayıyor, bunu, çarpışma gücünü kaybetmiş olan kocamış gönlüne kabul etmiyordu. Bu yüzden “çekilelim!” diyenlere şunları söyledi:

“‐Şanlı bir ölüm namussuzca kaçmaktan daha iyidir. Ordudan birisi Hanın katına giderse bu sözlerimi götürsün. çekilmeyi ayıp buldu, hayatını vazifeye kurban etti, desin. Böyle bir ordunun yok olması Han için büyük bir kayıp değildir. Bir yıldır çerilerinin karıları gebe kalmadı ve haralarının kısrakları doğurmadı saysın!”

İşte savaş alanına böyle yürüdü ve kendi soyundan bir başka ordunun karşısına bu düşüncelerle çıktı.

Kotuz’un ordusu ’nın namlı askerlerinden hâlâ korkuyordu. Başlarının bütün gayreti onlann gönlünden “giz orduları” korkusunu söküp atamamıştı. Bu korku, çarpışma başlar başlamaz meyvesini verdi. leri’nin sol kolu daha ilk vuruşmalarda kaçmaya başladı. Kotuz, bozgunun bütün orduya yayılmasını önlemek için ileri atıldı. Üç defa:

“‐ Tanrı! Kotuz kulunu a üstün getir!”

diye haykırdı. Bu haykırşla İlhanlılar ordusunun içine dalan Kotuz, büyük kahramanlıklar gösterdi. Hem vuruşuyor, hem askerlere cesaret vermeye uğraşıyordu. Bu yiğitlik boşa gitmedi. Kaçan sol kol askerleri de dönüp savaşa atıldılar. Beri taraftan buyruğundaki yenilmez gizliler ordusu da pek sert vuruşuyordu. İki ordu kahramanlık ve zafer yarışına çıkmış gibiydi. Lakin iki ’ün birden üstün gelmesi imkânsızdı. Talih güler yüzünü ancak birine gösterebilecekti. Bunu Kotuz dı. Ket Boğa ordusunun kumandanlarının çoğu şehit düşmüş ve ordu bozulmuştu.

O ana kadar yalnız zafer görmüş olan , ömründe ilk defa yeniliyor, bozguna uğramanın dehşetli acısı ile karşılaşmış oluyurdu. Ordunun bozulduğu ve artık hiçbir umudun kalmadığı bir sırada ona kaçmasını söylediler. Fakat o kaçmak teklifini beğenmedi:

“‐ Yenilmiş bir kumandan olarak Hanın yüzüne baam. Burada ölmeliyim!”

dedi. Ve ordusunun bozulmuş olmasına rağmen aslanlar gibi savaştı. Toprağa düşmek, yenilmiş olarak yaşamamak dileğinde idi. Fakat aslanlar gibi çarpıştığı halde isteği yerine gelmedi. Koca kahraman soydaşlarının eline tutsak düştü.

Savaş yerlerinin kocamış kahramanı tutsaklıktan sonra elleri bağlı olarak Kotuz’un karşısına çıkarılmıştı. Kotuz bu sırada, er meydanında alt ettiği ve din ayrılığından dolayı düşman saydığı Buğa’ya hakaretli sözler söyledi. Hülâgü’nün bu namlı bahadırı yenilmiş olmakla beraber yiğitliğinden bir şey kaybetmemişti. O imkânsızlık anında bile kahramanlığını göstermekten geri kalmadı. Tuzağa düşüp zincire vurulmuş bir aslan heybeti ile sert bir karşılık verdi:

“‐ Mağrur adam!” diye bağırdı, “bir günlük zaferinle gururlanma. Senin bütün yurdun askerlerimizin ayaklarının altında çiğnenecektlr. Benim tutsak düşmemle İlhanlılar bir şey kaybetmez. Hülagü Han’ın gibi daha üç yüz bin kişisi vardır.”

Tarih, sayfalarına türlü türlü kahramanlık vakaları geçirmiştir. Fakat gibi gençliğinde de, yaşlılığında da, tutsak bulunurken de daima kahraman olanların vakalarına ve gibi büyük kahramanlara yalnız bizim tarihimizde rastlamak mümkündür.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahramanları, Aylı Kurt Yayınları, 1943, S. 27-29

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Celaleddin

Cengin birinde Sultan’a yanaşmaya çalışan bir bölük Kara Tatar’ı cansiperane bir çabayla durdurmuşlardı. Sultan’ın komutasındaki

İlteriş Kutluk Kağan

Milletimiz tarihte iki kere istiklalini kaybeder duruma düşmüştür. Bunlardan biri yedinci yüzyılda Gök Türkler çağında,

Gericilik

Hayatın felsefesi, tarihin garip tesellisi şudur ki, her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında,

Türkmenler

Kadim insanlığın maddi medeniyet ve kültür merkezlerinden biri olan bugünkü Türkmenistan, Hazar denizinin doğu sahilinden

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku