Bahtiyar Vahabzade’nin makalelerinde Karabağ

Remains of the Askeran fortress just outside of the city of Stepanakert, Nagorno-Karabakh.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Remains of the Askeran fortress just outside of the city of Stepanakert, Nagorno-Karabakh. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

a- Hadiseleri Başladığında Elim Kalem Tutmuyordu

Vahabzade, ’da, Ermenilerin taşkınlıklar yapmaya başlamasıyla birlikte rahatsızlık duymaya başlar. Sözü edilen dönemde şair duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanır. Bir makalesinde sözü edilen dönemdeki yaşadıklarını şu satırlarla dile getirir:

hadiseleri başlayalı elime kalem aldığımda bütün vücudum titremeye başlıyordu. Kalem içimdeki gazabı ve kini istediğim gibi yazıya dökemiyor. Hiddetim ve düşüncemin yoğunluğu istediğim gibi yazmama mani oluyor. Çünkü halkıma yapılan zulüm o kadar büyük, o kadar dehşetli idi ki buna tahammül etmem mümkün değildi.”

“Zulüm ve haksızlığın bu derece olabileceğine hayatımda ihtimal veremezdim. Gözlerimle görsem de aklım bunu kabul etmekte güçlük çekiyor. Kalbimin ve aklımın kabul etmediği, üzerlerimize yağmur gibi yağan iftiralara hangi sözle cevap verebilirim?”


b- Asılsız İddialar

Aynı makalesinde Vahabzade, Ermenilerin ’a ve bugün bulundukları topraklara sonradan geldiklerini dile getirmektedir. Bunu bilen Ermeniler, kendilerini haklı çıkarmak için yalan ve iftira yolunu seçtiklerini dile getirir. İftiralarını da Avrupa’da ve Amerika’da birçok insan desteklemektedir. Ermenilerin, “Denizden Denize” ve “Büyük ” hayaline göre güya bizim yaşadığımız toprakların hepsi onlara aitmiş. Onların düşüncesine göre, “Hiçbir zaman olmamışız, bugün de olmamalıymışız.”

Vahabzade, ’da oynanan oyunları hakkıyla anlamak için geçmişteki olaylara bakmak gerektiğini dile getirir. Ermenilerin, ’dan toprak talebi çok eskiye dayanmaktadır. 1918’lerde Ermeniler halkını kaldırmak için harekete geçerler. C. Cabbarlı’nın Atan Kazaklardır eserinde bu hadiselerin arka planı dile getirilmiştir. Kendilerini Bolşevik ve Sosyalist olarak gören Şaumyan, T. Emirov, S. Lalayev Taşnakların liderleri ile birleşerek, Bakü, Şamahı ve Nahcivan’da binlerce suçsuz, günahsız insanı vahşice öldürürler. Buna rağmen yavuz hırsız misali iye’nin soy yaptığını iddia eder.


c- Halka Yapılan Zulümler

Ermenilerin 1918 yılında yaptıklarını Gazetesi, 1918 yılında çıkan 14. sayısında şu ifadelerle dile getirir:

halkını soymakla meşgul olan çete reisi T. Emirov, ‘Sosyalist’ ordunun ı olduktan sonra Bakü’de altı bine yakın suçsuz insanı öldürdü. Martınov’un içki masalarında dostu olan Lalayev ise aydınlarını ortadan kaldırdı. Lalayev aydınları evlerinden çıkarıp sokaklarda kurşuna dizdi.”

Ermeni çeteleri bu şekilde suçsuz, günahsız insanları acımasızca kurşuna dizerken Ermeni aydınları da ler aleyhinde çalışmalar kaleme alır. Gerçekler maalesef Ermeni aydınları tarafından göz ardı edilir. Onlara göre yeryüzündeki bütün ler “medeniyetten uzak”, “vahşi”dir. Ermeniler ise dünyanın en masum, en çok azap çeken, aynı zamanda en medeni milletidir.


d- Hatalarımız

Şair, Birleşmiş Milletlerin ve Rusların yaptıklarına karşı çıkarken aynı zamanda bir eserinde özeleştiride bulunur, yaptıklarını eleştirir:

“Bizim bu süreçte yaptığımız hatalardan birisi de Ermenilerin asılsız iddialarına cevap vermemiz gerekirken biz başkasından medet umduk, işin adaletle halledilmesini bekledik. Bizi müdafaa edecek dediğimiz malar da her defasında bizim aleyhimizde oldular. Bu da bizim yumuşak olmamızdan ileri geliyor. Biz mazlumuz. Yetmiş sene önce bu durum bize bir şey dırmadığı gibi bugün de dırmayacaktır. Çünkü zalime sahip çıkmak, mazluma zulmetmektir. Birleşmiş Milletler bugün zulmeden, başka bir ülkenin topraklarına saldıran ülkeye haksız olduğunu hatırlatmalı ve faaliyetlerini derhal durdurmalıdır. Diğer taraftan Moskova da Birleşmiş Milletler’e benzer bir tavırla Ermenilere “dur” diyeceğine bize ‘dur’ diyor.”

Kaynakça
Makale yazarı :
Dr. Erdal Karaman
Bibliyografya :
Kaynak :

Bahtiyar Vahapzade’nin eserlerinde Karabağ, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 31. Sayı,  s. 83-85

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Tufan Efsanesi

Şamanist Türk boylarında söylenen Dünya Tufanı efsane­sine ait rivayetler birçok folklorcu ve seyyahlar tarafından tesbit

Uygurca 18. Ders

On sekkizinçi (18-) Ders – Mekteptiki Turmuş Mahire ve Adildin ibaret ikki oquğuçi özleriniñ çüştin

Kazakça Dersleri – 4

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. SOHBETLERİ

Türk Edebiyatı’nda ilk lirik şiir

a…………… adınçıġ amraḳ …… amraḳ özkiyem ….. ḳasınçıgımın ö[yü] ḳadġurar men ḳadġurduḳ[ça] ḳaşı körtlem ḳavışıġsayur

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku