Türkçesi dururken İngilizcesi ayıp!

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Arşiv: wannart.com
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Arşiv: wannart.com
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

İngilizler bilim ve teknik terimlerini Latince ve eski Yunanca’dan türettiler. Çünkü 4-5 dilin kırması, sadece birkaç yüzyıllık geçmişi olan İngilizce’nin kendinden terim türetme yetenekleri hemen hemen hiç yoktur. Osmanlı aydınları bilim, teknik, tıp terimlerini , kökenlerden türettiler, tayyare ve zatürreede olduğu gibi. Araplara hediye ettiğimiz böyle kelimeler hâlâ kullanılıyor. Hâlbuki buna hiç gerek yoktu. On bin yıllık çe’nin matematik gibi kuralları var. Köklerden, takılardan ses uyumlarını da kale alarak bir milyon sözcük türetebiliyor. Üstelik en teknik bir konuda böyle türetilen bir terim halka bile bir şeyler ifade edebiliyor. Amerikanca’da bu mümkün değil.

’le başlayan dönemde ve le çe’ye dönüldü; Ata geometri terimlerini bizzat türetti. Rahmetli Prof. Abdullah Kızılırmak gibi, Sayın Aydın Köksal gibi ni kurallarıyla, yapısıyla iyi bilen, onu seven bazı bilim adamları 1980’e kadar kendi dallarında çemize “gökbilim” “bilgisayar” gibi nice güzel terimler dırdılar. Her dalda terim sözcükleri yayınlanırdı. Orta öğretimde de kullanıldı. Sonra birden bu sözcükler adeta yok edildi. Pek çok okulda çeşitli veya bütün dersler İngilizce olarak verilmeye başlandı. Bunun tabii bir sonucu da dilini bilmeden yetişenlerin çesini bilmedikleri için, çe düşünemedikleri için ya da daha kötüsü, etrafa kendilerini beğendirirler zehabıyla, çe kelimeler yerine “Anglomanlıca” diye tabir ettiğim İngilizce bozuntusu lâflar sarf etmeleri. Hâlbuki her ülkede, bizden de 10-15 yıl öncesine kadar olduğu gibi, kendi dilini güzel ve temiz kullananlar takdir edilir. Araya yabancı kelimeler sokuşturmak ayıptır; , kişilik yoksunluğuna delâlet eder. Şimdi bazı örnekler vereceğim: Yaygın olarak kullanılmış, halk diline kadar geçmiş daha eski veya daha yeni güzelim çeleri dururken kulak tırmalayan, diken gibi batan İngilizcemsi uydurmasyonları kullanmak niye? Çoğu zaman bu özentifikasyonlardan gülünç manalar da çıkıyor. “Canaran” yaygında, birden “ambulans hatta “ambulace” oluverdi. Bu çirkin İngilizce laf, kökeninde “dolaşan” demektir. Eh, uygun. Öyle ya, bu araba keşmekeşinde gariban can armıyor, dolaşıyor. “Meclis” birden “parlemento” oluverdi. “Milletvekilleri” de “parlementer” kesiliverdiler. Hayrola, bu lafla kendilerine hava vermekte olanlara hatırlatalım: “Parlementer”, İtalyanca kökeninde “lâf üreten” demektir. Hâlbuki millet lâf üretenleri değil, vekillerini bekliyor!

Bize “lâf üretilen yer” (hem de bütçeye büyük bir yükle) değil, Ata’ün anlamlı bir şekilde adını koyduğu “iye Büyük Millet Meclisi” lâzım… …Dilimizi kirletip ayıplanmaktan sakınalım. Unutmayalım ki “gönlü temiz olanın dili de temiz olur.”…

Kaynakça
Makale yazarı :
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Bibliyografya :
Kaynak :

Bir Nev-York Rüyası “Bye-Bye” Türkçe,Otopsi yayınevi, 2000, s. 190-193

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Terim Dâvamız

Bu terim sözlüğünde en az dört kategori söz gözüMüze ilişiyor: 1. Bütün milletler arasında ortak

Şaman dualarında Erlik Kan

Ey kara beygir üzerindeki Erlik,Kara kunduzdan bir yatağın var,Kalçan o kadar geniş ki,Hiçbir kucak kuşatamaz,Güçlü

Kasım-ı Kamberalp Meseli

Ağzından kaymak köpük saçaraktan, tozu dumana kataraktan, baştan ayağa gök tere bataraktan, bir alay yoldaşını

Pierre Loti kahvesi

Adını, ünlü Fransız yazarı ve Türk dostu Pierre Loti’den alan bu kahve, Eyüp’te Haliç’e bakan

Mustafa

Mustafam küçücük çocukken bile gayet temiz giyinirdi. Adeta büyük bir adam gibi tavırlar alır, herkeslerle

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku