Mondros Mütarekesi’nin İmzalanması ve İzmir’in İşgali

İzmir - 15 May 1919 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
İzmir - 15 May 1919 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Mondros Mütarekesi’nin İmzalanması ve İzmir’in İşgali
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Birinci Dünya Savaşı’nın üçüncü yılından itibaren malî ve ekonomik durumu sarsılmış olan ’nde üretimin azalması ve buna ilave olarak ulaştırma işlerinin de yetersiz olması halk ve ordunun beslenmesini güçleştirmiştir. 1918 yılından itibaren savaş, Osmanlıların ve Müttefiklerin aleyhine olmuştur. Zira 1918 Mart’ında ’taki İngiliz birlikleri Bağdat’ın yüz kilometre kuzeybatısına varmış ve 7 Mayıs’ta ’ü işgal etmişlerdir. Öte yandan 26 Eylül 1918’de ın İtilaf Devletlerine mütareke teklif etmeleri ve 30 Eylül’de Selanik’te bir mütareke imzalamaları Makedonya Cephesi’nin çökmesine yol açmış ve ’nin ile olan irtibatı kesilmiştir. ın ve Almanların savaştan çekilmesi üzerine , savaşa devam edemeyeceğini anlayarak daha Talat Paşa kabinesi döneminde İngilizlere başvurarak barış teklifinde bulunmuştur. [1]

İngilizler, mütareke yapmakta hiç acele etmiyorlardı. Çünkü onlar, önce Suriye ve ’ın istilâsını tamamlamak istiyorlardı. Bunun için İngilizler, İzzet Paşa’ya güvenilir temsilcilerini Mondros’a göndermesini talep ettiler ve İngilizler, Türk temsilcilerine Türkiye’nin kayıtsız şartsız teslimini öngören barış şartlarını ancak 26 Ekim günü bildirdiler. Tamamen bitkin ve savaşacak halde olmayan Türkiye’nin öne sürülen bu ağır şartlan kabul etmekten başka çaresi yoktu. 30 Ekim’de imzalandı. [2]Mondros’un imzalanmasıyla birlikte ülkede işgallerde başlamıştı. Özellikle Paris Barış Konferansı’nda alınan kararlar bir bir uygulamaya geçiriliyordu. Bunlardan biride ’in işgaliydi.

ve çevresi I. Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli antlaşmalarla İtalya’ya verilmiş iken Paris Barış Konferansı’nda bundan vazgeçilmiş ve bölgenin ’a bağlanması kararı alınmıştır. Bu nedenle ’in işgal edileceğine dair söylenti ve kuşkular iyice artmıştır. ’in haklarını savunma yönündeki örgütlenme ve çalışmalar, vali ve 17. Kolordu Komutanı olan Nurettin Paşa’dan büyük destek görürken Hükûmeti Nurettin Paşa’yı görevden almış yerine vali olarak İzzet Paşa’yı, 17. Kolordu Komutanı olarak da Ali Nadir Paşa’yı tayin etmiştir. Bu tayinlerle ’in işgali durumunda ortaya çıkabilecek direncin kırılması yoluna gidilmiştir. [3] İzzet Paşa’nın atanır atanmaz yaptığı ilk faaliyetlerden birisi işgal haberlerini yalanlamak oldu. 7 Mayıs’tan itibaren İngiliz, Fransız, ABD ve Yunan savaş gemileri limanında toplanmaya başladılar. ’ni müttefikler adına imzalayan kişi olan Amiral Caltrope, 14 Mayıs günü akşam saat sekiz sularında XVII. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya bir nota vererek mütarekenin 7. Maddesi gereğince İstihkâmlarının ve çevresinin 15 Mayıs’ta işgal edileceğini, durumun Hükümeti’nin de bilgisi dâhilinde gerçekleşeceğini, üzücü bir olaya yer verilmemesi için Türk askerlerinin kışlalarında bir süre dışarı çıkmamaları gerektiğini, Anadolu’ya herhangi bir haberin sızmaması için de yarın sabah (15 Mayıs) erkenden telgrafhanenin İngiliz askerleri tarafından işgal edileceğini bildirdi. Ali Nadir Paşa, bu durum karşısında ve çevresindeki birliklere işgale karşı koyulmayarak silah ve teçhizatın müttefiklere teslim edilmesi emrini verdi. Aynı gün Foça ve Urla’yı Fransızlar, Kösten Adası’nı İngilizler, Yeni Kale’yi de Yunanlılar işgal etti. Vali İzzet Paşa bu durum karşısında bile ’in işgalini yalanlıyordu. [4] 15 Mayıs 1919’da gerçekleşen işgal sırasında vali ve kolordu komutanının teslimiyetçi tutumları, kentin kısa sürede Yunan kontrolüne girmesine ve çok sayıda asker ve sivilin öldürülmesine yol açmıştır. [5]Yunanlıların ’e yaptığı çıkarma, nın dönüm noktası olmuştu. Yunanlılar karaya çıktıktan sonra ’de yayımlanan Hukuk-u Beşer gazetesinin sahibi , Yunan işgal gücünün bayraktarını tabancayla vurarak öldürmüş. Ortalık karışmış, Tahsin şehit edilmiş, bunu birçok olay izlemişti. [6]

Kaynakça

[1] – Hurşit Tolon, Sevr’e Giden Yol, Ankara, 2005, s.92

[2] – Josef Pomiankowiski, Osmanlı İmparatorluğu’nun Çöküşü “1914-1918 I. Dünya Savaşı”, çev: Kemal Turan, Ankara, 1990, s.346

[3] – Temuçin Faik Ertan, Başlangıçtan Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Ankara, 2014, s.81

[4] – Enis Şahin, Haluk Selvi, Mustafa Demir, İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Sakarya, 2006, s.96

[5] – Ertan, Başlangıçtan Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Ankara, 2014, s.82

[6] – Salahi R. Sonyel, Gizli Belgelerde Mustafa Kemal Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı, Ankara, 2010, s.27

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
9 Ekim 1988 İstanbul doğumlu tarihçinin memleketi Giresun’dur. İlk ve ortaöğretimini İstanbul’da tamamlamıştır. Sakarya Üniversitesi Tarih bölümünü bitirmiştir. Eğitim kurumlarındaki 8 yıllık öğretmenlik kariyerine yine bir eğitim kurumu olan Uğur Okulları bünyesinde öğretmen ve yönetici olarak devam etmektedir. 2017 yılında “Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa” isimli ilk çalışmasını yayınlamıştır. Ardından Nisan 2020’de İstanbul’un işgal yıllarını ve İstanbul’un kurtuluş sürecini anlatan “İşgalden Kurtuluşa İstanbul” adlı çalışmasını yayınlamıştır.
Benzer içerikler

ABD ve Milli Mücadele

ABD-Osmanlı ilişkileri, 1830 yılında ABD’nin talebi üzerine imzalanan bir ticaret anlaşması ile başlamıştır. ABD’nin bu

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku