Göde Göde – Babrabubrik

By Dr. Andreas Hugentobler - Own work, CC BY 2.0 de -
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
By Dr. Andreas Hugentobler - Own work, CC BY 2.0 de - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Birbirine zıt gibi gözüken “Yağmur- Güneş” töreninin yağmura mahsus olanının ’da, güneşe mahsus olanın ise sahası ile kısmen Karadeniz sahilinde mevcuttur. Yayla hayatının sert iklim şartları, durmadan yağan yağmurlar ve daimi sis bölge halklarının, tabiatıyla, yağmur değil güneş ve sıcaklık artışını temenni etmesine neden olmuştur. Yağmur dualarındaki dilek unsurunu teşkil eden yağmur, yağış yahut da İslami telakkiye bürünen rahmet, yerini bölgedeki uygulamada Güneş’e terk etmiştir.Araştırmacıların tespit ettiği varyantlardan biri Güneş Duası olduğu halde diğerinin adı ’tir. Kudu adında, havanın kurak gittiği zamanlarda, yağmur yağması dileğinde bulanmak üzere yapılan bir tören vardır. Söz konusu tören Ayancık ve Sinop’ta Göde Göde; ’da Gode Gode adıyla tespit edilmiştir.

Kudu/Kodu’nun, insanlarla “Büyük Tanrı” arasında arabuluculuk yapan tanrının yahut ilahenin tam kendisi olduğunu iddia edilir. “Böylece, Yakut ve diğer ist halklarına, yerleşme mahallini seçmekte yardım eden ve sosyal hayatlarının kutlu olmasını sağlayan, kendilerini bütün varlığı ile koruyan Kudu; Azeri ünü yağmurdan, halklarını ise kuraklıktan koruyan, mukabilinde her iki ülke folklorunda, bir çığır açan Kodu/Gode Gode, halk inancına bakılacak olursa, bu işte tam ödevini yapmış sayılır.

Güneş çağırma ritüeli şöyledir: Yağışı bol olan köyde yağmur duası yerine güneş duası edilir. Buna denir. Dua için bir çalı süpürgesi bulunur, süpürgenin iki yanından sopalar geçirilir. Üzerine bir elbise giydirilir. İki kişi bunu eline alarak taşır; ev ev dolaşıp helva yapmak için gerekli malzemeleri ister. Dolaşılırken ezgili bir şekilde şu sözler söylenir:

ne ister

Kaşık kaşık yağ ister

Gadelden (yağın konulduğu kap) kaymak ister

Verene bir koç oğlan, vermeyene kör topal bir kız…”

Bu esnada ev sahibi un, şeker, yağ, kaymak verir. Bunlar bir torbada toplanır, daha sonra köyün meydanında ateş yakılır, toplanan malzemeden helva yapılır. Helvanın üstündeki yağ ateşe dökülür, bu sırada etraftakiler başlarını yukarı kaldırarak açıklık, açıklık, açıklık; güneş, güneş, güneş diye bağırırlar. Saçılan nesneler, topluluğun değişik zamanlarda ürettiği ve kendileri için hayati değeri olan ürünlerdir. Bunlar avcılık devrinde avın kanı, yağı ve eti; çobanlık devrinde süt, ve hayvanların yağı; çiftçilik devrinde darı, buğday, meyve ve altın, para, mücevher gibi kıymetli şeylerdir.

kültüründe helvanın önemli bir fonksiyonu da inanç boyutundan gelmektedir. Eski dini olan cilik’te ruhlar/ata ruhları önemli bir yer tutar. Hayat, ölümle bitmez, devamlılık arz eder. Ruhlardan yardım alınabilmek veya onlardan gelebilecek zararlardan sakınabilmek için birtakım uygulamalar yapılır. Koku çıkarmak bunlardan biri idi. Helva da hazırlanırken koku çıkaran bir besindir. Denilebilir ki helvanın kültüründe kod oluşturması atlı medeniyetin bir taam ürünü olması ve bu medeniyetin inancı olan cilik’te de koku itibariyle yer almasındandır. 

Kaynakça
Makale yazarı :
Arş. Gör. Fadime Tikbaş Apak
Bibliyografya :
Kaynak :

Rize – Çamlıhemşin – Yazlık Köyü Örneğiyle Mevsimlere İlişkin İnanç, Bayram ve Ritüeller, Acta Turcıca, Yıl V, Sayı 1, Ocak 2013 “Kültürümüzde İklim ve Mevsimler”,  s. 9 -10

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Türk oğlu, Sinanoğlu

2015, öyle sanıyorum ki, Türkiye’ye çok fazla şey kaybettirdi. Yitirdiğimiz en son değer ise, dünyaca

Kasım-ı Kamberalp Meseli

Ağzından kaymak köpük saçaraktan, tozu dumana kataraktan, baştan ayağa gök tere bataraktan, bir alay yoldaşını

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku

Katun