İzmir düğünü

Ahmet Ziya Akbulut, Türk Ordusunun İzmir'e Girişi
(77 cm × 53 cm, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi)
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Ahmet Ziya Akbulut, Türk Ordusunun İzmir'e Girişi (77 cm × 53 cm, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi) Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

İzmir’in uluş günlerinde kaleme alınan bir başka yazının “İzmir Düğünü” başlığını taşıması yine ’da o günlerdeki hislerin farklı bir ifadesidir. Bu başlık ve benzerleri halkının sevince ortaklığını göstermektedir. Yüz binlerce Müslüman’ın kalbi bir tek kalp gibi çarpmakta ve halk hep bir ağızdan; “Yaşasın Ordu, Yaşasın Anadolu, Yaşasın asker, Yaşasın Gazi Paşa…” coşkusu içerisinde ’da şenlikler düzenleme çabasındadır. Fakat bu sevinçli günlerde bile mütareke günlerinin belirsizliğini bütün açıklığı ile duyarak üç buçuk seneden beri mütemadiyen uğradığımız zulüm ve haksızlıkların şefaatiyle ağlayan ve Müslüman dünyasında herkes Cenab-ı Hakka hamd-ü sena ederek sevinçten ağlamaktaydı. Bir taraftan mevlitler okunup, dualar edilirken diğer yandan bütün ayakta tezahürat yapmakta idi. Haberi alır almaz sokaklarda toplanan halk birbirini kucaklamaya ve öpmeğe başlamıştır. Halk “vatanperverane” heyecanlar içerisindedir. Bu sırada Sultan Ahmet meydanında toplanan halkın duygularına Nakiye Hanımefendi yaptığı kısa bir konuşma ile tercüman olarak “Üç bucuk sene evvel yine bu muazzam mabetlerimiz arasında sevgili İzmir’in işgalinden sonra defalarca toplandık ve hüzün ve matemler içinde ağladık. Siyahlara bürünen şanlı bayrağımız şimdi hakiki rengini buldu… birçok dost yabancılar şanlı bayrağımızı alarak otomobillerle tezahüratımıza işt etmişlerdir… İtidal ve vakarını şerefimizle mütenasip bir halde muhafaza eyleyen halk her türlü taşkınlıklardan içtinap ederek dolaşmış ise de Yunan sefarethanesinin önünde nöbet bekleyen Yunan askerleri halkı görür görmez sefarethane binasının kapısını kapayarak saklanmışlardır.” demektedir. Eyüp Sultan, Kadıköy, Üsküdar, Çengelköy, Beylerbeyi ve ufak tefek bütün semtler tezahüratlarla çalkalanırken, kurbanlar kesilmiş, mevlid-i şerifler okunarak İzmir’in uluşu milli ve dini adetlerimizle şenlendirilmiştir.


Beşiktaş’ta yapılan şenliklerde halk kadın erkek demeden katılarak gece muazzam bir fener alayı düzenlemiştir. “Yaşasın Paşa, Yaşasın kahraman ordumuz, milletimiz! avazları ile” ortalığın çınladığı, Eyüp Müslümanlarının da aynı avazlarla tezahüratta bulunduğu, halın bütün bu tezahürat sırasında vakar ve itidal göstermiş ve hiç bir hadiseye sebebiyet vermediği belirtilmiştir.

Fenerbahçe de yapılan şenliklerde de kadınlar ve erkeklerle birlikte, Fenerbahçeli futbolcuların da düzenlenen şenliklere katıldığı, gündüz programında musikiden başka boks maçları dikkat çekicidir. Özellikle gece dokuzdan sonra danslar edilmiştir. “Gece yarısından sonraya kadar Marmara’nın bu köşesi ziya ve ateş içine boğuldu.” Düzenleme Kurulu boks maçlarında an gençlere mükâfatlar dağıtmıştır. Alafranga dansta birinci olan Said Şakir Bey mükâfatlandırılmıştır.

Eğlenceler arasında askerimizin İzmir’e girdiğine dair telgraf okunur ve hazır bulunanlar bu müjdeyi heyecanla karşılarlar. Okunan İstiklal Marşı da heyecan ve coşkuyu son mertebeye çıkarmıştır. Bahriye mızıkası da İzmir Marşını çalmıştır.

Kadıköy’de de on beş-yirmi bin kişinin katıldığı tahmin edilen fener alayı düzenlenmiş ve alayda şarkılar ve marşlar söyleyerek, meşaleler ve fenerlerle Fenerbahçe’ye kadar gelmişlerdir. Kadıköy sokaklarında dolaşmışlardır. Her alayın başında yüzlerce bayrağı dalgalandığı bu kadar kalabalık ve heyecan arasında en küçük bir olay olmamıştır.

Kınalı Ada’daki tezahüratlarda “kahraman ordumuzun dığı büyük zafer nedeniyle Kınalı Ada’nın bir avuç hamiyetli Müslümanları pek parlak ve samimi tezahüratta bulunarak ve saat dokuzdan ikiye kadar büyük bir vakar ve sükûnetle adayı dolaşmışlar, tekbirler ve ilahilerle ordumuzun saadetine ve İzmir yolunda ölen mübarek şehitlerimizin ruhlarına Fatihalar ithaf etmişlerdir.”

10 Eylül 1922 tarihli Vakit Gazetesi “ Zafer Şenlikleri” başlığı ile verdiği haberinde ise yine Kadıköy ve Üsküdar’da yapılan şenliklere değinilmiş ve sabahlara kadar süren fener alayları ile zafer kutlanmıştır.

“Bilumum Müslüman esnafın otomobilleriyle fener alayına işt eden şoförlerimizin hamiyetleri pek şayan-ı nokta görülmüştür.”

Gazetelerin haber başlıkları ve sütunlarına yansıyan ifadelerde görülmektedir ki İzmir’in uluşu ve ordumuzun son zaferinden duyulan haz halkının sevincini bir kat daha arttırmıştır. Halk “…vatanperverane tezahüratlarda bulunmuş…”, şeklinde duyulan sevinç ve kutlamalar basına yansımıştır.

11 Eylül 1922 tarihli Akşam Gazetesi ise “Dünkü Şenlikler” başlığını taşıyan haberi ile yine şenliklere değinmektedir. da tahminen yüz elli bin kişinin katıldığı kutlamalarda ellerinde bayraklar ve fenerler olduğu halde zafer marşları söylendiği, her kafilenin başında mızıka, davul veya mehter takımı bulunduğu, milli oyunların oynandığı ve devamında “…Evler, dükkânlar bayraklar ve çiçeklerle, kurdelalarla donatılmıştı. Böyle bir meserret şimdiye kadar ’da hiç görülmemişti. halkı esaretten yeni ulmuş bir belde ile harb içinde bulunan bir şehrin hissettiği sevinçlerden gayrı bir sevinç duyuyordu.” denilmektedir. Halkın gözyaşları arasında bu tezahüratlara katıldığı ifade edildikten sonra; “Nihayet onlar da anladılar. Dün Pazar olmasına rağmen kısmen kapalı, kısmen açık dükkanlarının üzerlerine hemen her semtte ve ilen Osmanlı bayrağı çekmişlerdir. Şehrimizdeki muzaffer sancağımız bir müddet evvel tahkir edenlerin dükkanları üzerlerinde görüldükçe muzdarip olanlar vardı. Bunlardan bazıları isimlerini bile değiştirmişlerdi. Milletin tezahüratı sabah geç vakit nihayet buldu.” şeklinde bir yorum vermiştir.


12 Eylül 1922 tarihli İleri Gazetesi ise, İzmir’in uluşu ile ilgili olarak verilen bir diğer haberinde, “… gülen İzmir’i halkı hürmetle alkışladı…” ifadelerine yer vermiş da düzenlenen faaliyetlerin bir bayram havasında geçtiğini ve bütün iptidai mekteplerin kutlamalara katıldıklarını sütunlarına taşıdıktan sonra, Büyük Ada’da yapılan kutlamaları ise; yapılan muhteşem gösteriler yanında Asilandid Oteli’nin önüne zarif bir zafer takı inşa edilmiş ve yüksek bir mevkie Paşa’nın resmi asılmıştır. Büyük Ada Okulu öğrencilerinin de dahil olduğu tezahüratların terbiye ve nezaket içerisinde olduğundan Ada zabitlerinin takdirini dığını anlatıyor ve devamında, “Yaşasın Paşa” nidaları adanın her zaman sakin duran ve üç yıldan beri hep “Zito! sesleriyle ve Rum izcilerin muhib-i akis sedalarla çınlattığı” ortamı sona erdirdiğini müjdelemekteydi.

Bu kutlamalara birçok Musevi vatandaşlarımız da katılmıştır. O gün Pazar olduğu halde önceden Yunan bayrakları ile donatılan oteller her nedense bayrak asmadığı gibi, “Mütarekeden sonra leri ve bayrağını tahkir etmiş olmakla meşhur bir palikarya olan (Kalbisu) oteli sahibi otelin kapısında üç senedir asılı duran Venizelos’un büyük bir fotoğrafını kendiliğinden kaldırmıştır…”


11 Eylül 1922 tarihli İleri Gazetesi sütunlarında gazete önünde yapılan tezahürattan bahsedildikten sonra, halktan bir grubun gazete önüne gelerek kendilerine teşekkür ettiklerini ifade etmektedir.

12 Eylül 1922 tarihli Vakit Gazetesi ’daki kutlamalara değinirken, İzmir’in uluş müjdesinin top atılmak suretiyle ilan edildiğini, vaktin geç olmasına rağmen sabahlara kadar gösterilerde bulunulduğunu, her kesimden halkın bu kutlamalara katıldığını yazdıktan sonra haberin devamında Rauf Bey’in; “…bilhassa ordunun levazımatını sırtlarında taşıyan kadınlığına teşekkürler etmişlerdir…” şeklindeki beyanına yer verdikten sonra da kurbanlar kesilerek, parlak bir resmigeçit yapıldığını, ’da iye Büyük Millet Meclisi önünde İzmir Maarif Müdürü
Vasıf Bey ve Saruhan Mebusu Hayati Beylerin birer konuşma yapmış olduklarını ve oyunların, şenliklerin sabahlara kadar devam ettiği haberini sütunlarına taşımıştır.


Paris’teki bütün lerin de bayram günleri yaşadıkları ve beraberce mümessillik ve sefarete gittikleri aktarılmaktadır. Temsilcilik’te Ferid Bey kendilerini kabul etmiştir. “Tebrikleri, mukabil tebrikleri ile karşıladı ve güzel bir hitabe irad etti…” denilmekte ve hitabede zaferin azim ve imanın zaferi olduğu ve milletin amacı uğruna, adil ve hakkaniyetle çalıştığında mutlaka başaracağını vurgulamaktadır.


Hedefine Varıldı” denilir iken, aynı zamanda; “İzmir’de düşman hiçbir şey kaçıramamıştır, Paşa Hazretleri İzmir’in işgali üzerine orduya hitaben neşrettiği beyannamesinde hududuna varıldığından dolayı orduyu tebrik ediyor… ve ordunun aynı fedakarlığı göstereceğine itimadım berkemaldir.’’ sözlerine yer verilmektedir.

ordusunun İzmir’i yeniden fethetmesiyle; “Yunanlılarla bir mütareke akdine lüzum hissedilmeden Anadolu’nun tahliyesi meselesi silah kuvvetiyle ler tarafından bizzat hal edilmiş bulunuyor. İşte Kral ’in serseriyane siyasetinin neticesi bu oldu.” değerlendirmesinde bulunulmaktadır.

16 Eylül’e gelindiğinde Atina kaynaklı haberde; İzmir Metropoliti Hristostomos’un idamı “İzmir’den varid olan haberlere göre İzmir Metropoliti (Hristostomos), İzmir divan harbinde mahkeme edilmiş ve idama mahkum olmuştur. İdam cezası aynı dakikada icra ve ithaz edilmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Gazete haberinde yapılan değerlendirmede; 1919’da İzmir şehri işgal edildiğinden beri
Metropolitin ismini herkesin öğrendiğini, kendisinin öteden beri Müslüman ve düşmanı olduğu ifade edilmektedir.

Kaynakça
Makale yazarı :
Yrd. Doç. Dr. Nilgün Nurhan Kara
Bibliyografya :
Kaynak :

İşgal Altındaki İstanbul Basınında İzmir’in Kurtuluşu, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi Journal Of Modern Turkish History Studies XVII/35 (2017-Güz/Autumn)s. 127-131

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Bir at mezarı: “Sisli Kır”

Sultan II. Osman, Osmanlı padişahlarının on altıncısı, İslâm halifelerinin seksen birincisi olup 1013/1604 tarihinde İstanbul’da

Uygurca 49. Ders

Qiriq toqquzinçi (49-) Ders – Tekrar Aşağıdaki sözleri öğrenelim: tetil: tatil énik: net, açık, aşikar,

Kazakça Dersleri – 4

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. SOHBETLERİ

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku