Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Türk’ün Ata Sporu Güreş

Türk’ün Ata Sporu Güreş
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

in tarihi insanlık tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. İlkel insan yaşantısında doğa şartları gereği insan, güçlü olmaya savaşmaya, vuruşmaya yönlenmiştir. Türklerde ise in tarihi Orta Asya dönemine kadar dayanmaktadır.  Bazı kaynaklar sözcüğünün kökeninin küremek fiilinden geldiğini savunmaktadır. Kaşgarlı Mahmut’a göre “çalış” ve “çelme” sözcüklerinin tam karşılığı sözcüğüdür, çiden de “çalışçı” diye bahseder,  Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig’de kürüşmek, küreşmek sözcüğünü boğuşmak olarak tanımlar, Clauson, sözcüğün etimolojisinin tam olarak bilinmediğini kaleme almıştır. Ortak kök olarak dikkat çeken “kür” sözcüğü, Yenisey ve Orhun Yazıtları’nda da güçlü, kuvvetli anlamında sık sık karşımıza çıkmakta, bugün hala “gür” şekliyle kullanılmaktadır. adının etimolojisi bir kenara dursun,  Türkçenin neredeyse her lehçesinde bu spor, güleş, kuraş, göreş, gu’res gibi birbirine benzer sözcüklerle adlandırılır bu durum in Türkçe sözcük olduğunun bir kanıtı niteliğindedir. Türklerin yaşadığı her coğrafyada benzer adlara sahip olan in Özbekistan’daki bir versiyonu,  günümüzde Kurash ya da Uzbek Kurash adıyla,  merkezi Taşkent’te olan bir uluslararası bir dernekle dünya sporuna kazandırılmış, olimpiyatlarda yer alan bir branş olması için başvuruları yapılmış ardından 2018 Asya Oyunları’nda kendine yer edinmiş bir türüdür. Özbekistan devletinin bu başarısı, Türkçe olduğu kesin olan sözcüğünü dünya dillerine yerleştirme açısından büyük öneme sahiptir.

Türklerin le ilgisinin başlangıç tarihi tam olarak bilinmeyecek kadar eski olmakla beraber M.Ö 2. YY. Çin (Han) kaynaklarında Türklerin tiğinden bahsedilir. Yine bu tarih, resmi sitesine göre 3000, Uluslararası Kuraş Derneği (IKA) resmi sitesine göre 3500 yıla kadar dayanmaktadır. Yine Çin kaynaklarında Türklerin e verdiği önemden de bahsedilmiştir. Ölen yiğitlerin mezarları başında dokuz gün dokuz gece ildiği, ölüm yıl dönümlerinde de bunun üç gün, üç gece olacak şekilde tekrarlandığı, yeni yılın başlangıcı gibi özel günlerde düzenlenen şölenlerde gösterilerinin yapıldığı rivayet edilir. Türk hükümdarların ordularını le eğittiği de tarihi kaynaklarda yer alır. Timur’un ordusu bunun bir örneğidir.

Türkler için diğer bütün sporlardan üstün tutulan in, siyasi alanda da önemi vardır. Öyle ki Türklerin, kendi aralarında çıkan anlaşmazlıkları savaşarak çözmek yerine, karşılıklı çıkardıkları iki pehlivanın inin sonucuna göre hareket ettikleri rivayet edilir. Yalnızca içerideki meselelerin değil başka milletlerle olan sorunların da bu yolla çözüldüğünü, Manas Destanı’nda ’ın Çinli Coloy Han’la mesi ve yenmesinin anlatılması ile örneklendirebiliriz. Türkler için ve çiler topumsal olayları dahi çözebilecek öneme sahiptirler çünkü , sadece beden gücüne değil, zekaya, stratejiye de dayanan bir ata spordur ve pehlivanlar, toplumun zeki ve yiğit kesiminden sayılırlar.  

yalnızca Orta Asya Türk Tarihinde değil Osmanlı Devlet’inde de büyük yere ve öneme sahip bir ata sporudur. Osmanlı tarihinde çi padişahlar olduğu gibi in gelişmesine hizmet eden padişahların çokluğundan kaynaklar bahseder. Sultan I. Murat’ın bir pehlivan olduğu ve Edirne merkezli bir çiler tekkesi kurduğu, II. Bayezid’in Amasya’ya civar ülkelerden yetenekli pehlivanları getirdiği oradan da İstanbul’a götürüp teşkilatlandırdığı, I. Selim’in “” (Farsça: çiler Topluluğu)  adıyla bir topluluk kurduğu, Kanuni Sultan Süleyman’ın izlemekten zevk aldığı ve huzur leri düzenlediği, kız kardeşi Hatice Sultan ile Pargalı İbrahim Paşa’nın düğün törenlerinde dahi müsabakaları düzenlediği bilinir. Osmanlı’da e verilen değerin bir örneği de Sultan IV. Murat’ın faaliyetlerdir. IV Murat, pehlivanları, Birun diye tabir edilen sarayın dış halkından Enderun’a taşımış böylece pehlivanlar saray ahalisinden sayılmışlardır. II. Mahmut döneminde de Enderun’da önemli vazifelere pehlivanların getirildiği de bilinmektedir. çiye verilen önemin örnekleri ile Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde de karşılaşmak mümkündür. Osmanlı döneminde yalnızca padişahların suretlerinın çizildiği bilinmektedir, zira şeri hukuka göre suret çizmek yasaktır fakat Evliya Çelebi, nakkaşların padişahlar dışında çizdikleri ilk suretin bir pehlivana ait olduğunu sonrasında da ünlü pehlivanların çizilmeye devam edildiğini söyler. Bu açıdan bakıldığında pehlivanların, yalnızca padişaha has olan bu haktan yararlanacak kadar mühim insanlar olduğu görülebilir. Yine çiler, huzur i adıyla sık sık padişah huzuruna çıkabilen ender insanlardandır.

Cumhuriyet döneminde de büyük bir öneme sahip olan , nun 2018 yılı verilerine göre, uluslararası arenada 1500’ün üzerinde madalya ile cumhuriyet tarihinin en çok madalya kazanılan branşı olup madalya sayısı bakımından dünyada ikinci sırada yer almaktadır. Bu tablo, ata sporu in bugün hakkıyla temsil edildiğinin ve Türkler için in hala ne denli önemli olduğunun büyük bir göstergesidir.

, Molla İzzet, ,  Recep Kara, Ali Gürbüz gibi çayır inde dünyaya nam salmış Türk pehlivanlar olduğu gibi bugün minderde de Yaşar Doğu, Hamza Yerlikaya, Rıza Kayaalp, Taha Akgül, Cenk İldem, Mehmet Özal gibi dünyaya rüşdünü ispat etmiş, başarılı isimlerle Türk’ün geleneği dünyaya adını duyurmaya devam etmektedir. Bu isimlerle beraber birçok yiğit çimiz Türk pehlivanlarının namını dünyaya duyurmakta, tarihi belki 3000 yıllık belki daha eski olan ata yadigârını gelecek nesillere sevdirme konusunda iyi birer örnek olma konusunda büyük bir rol oynamaktadırlar.

Kaynakça

*Mehmet Türkmen, Alpaslan Ceylan “Wrestling in Ottoman Palace (La Lutte Dans la Palace D’ottoman, Osmanlı Saray Hayatında Güreş)”

*Türkiye Güreş Federasyonu resmi web sitesi (tgf.gov.tr)

* Uluslararası Kuraş Derneği resmi web sitesi (kurash-ika.org)

* Seyahatname, Evliya Çelebi (Osmanlıca Nüshadan sf: 513-612)

* Mehmet GÜL, Recep Nur UZUN, Mehmet ÇEBİ, Oğuzhan GÜL “Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’de Güreş Sporunda İz Bırakan Sultanlar: Sultan Abdulaziz Han

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2016 yılı Kırıkkale Üniversitesi Arapça Mütercim Tercümanlık Bölümü mezunudur. Doğu Dilleri özelinde Arapça, Farsça, Mandarin Çincesi, Azerbaycan Türkçesi çalışmakta ayrıca Yabancı Dil Öğretimi hakkında araştırmalar yürütmektedir. Aslen Samsunlu olan Kılıç, halen Diyarbakır ilinde Yabancı Dil (Arapça) öğretmeni olarak görevine devam etmektedir.
Benzer içerikler

Türkçü başöğretmen Atatürk

Atatürk’ün eğitim anlayışında Türklük, Türkçülük ve Millilik temel hedeftir. Başöğretmen Atatürk eğitim alanındaki sözlerinin büyük

İskilipli Âtıf

Öyle zamanlara denk geldik ki, Milli Mücadele zamanında kim milletin yanındaysa onlar artık hain! O

Türk oğlu, Sinanoğlu

2015, öyle sanıyorum ki, Türkiye’ye çok fazla şey kaybettirdi. Yitirdiğimiz en son değer ise, dünyaca

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku