Mustafa Kemal’le beraber

Ali Fuat Cebesoy Atatürk'ü anlatıyor
Ali Fuat Cebesoy Atatürk'ü anlatıyor
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Sınıf arkadaşım Mustafa Ke­mal’i görmiyeli nerede ise bir yıl olacaktı. Bununla beraber birbirimizi daima aramış, sor­ muş ve mektuplaşmıştık. Fakat bu bizim için kâfi değildi. Karaferiye’ye hareketimden önce ’ı ziya­ret etmiş, oğlunun geleceği müjdesini, kendisine ilk defa ben vermiştim. O akşam çok işim olduğu halde beni bırakmamış, yemeğe alıkoymuştu. iki yıla yakın bir zaman hasret kaldığı yavrucuğuna yakında kavuşacağı için çok memnundu. Bana da dualar etti. İsyan mıntakasına gittiğimi söylediğim zaman:

– Aman oğlum, kendine çok dikkat et, çetelerin dini ima­nı yoktur.

Diye nasihatlerde bulunmuştu. Çetelerle yapılan müsade­melerde nice genç subayların şehit düştüğünü biliyordu. ’in, Selânik’e geldiğini ve 3. Ordu Maiyet Kurmay Heyeti’nde göreve başladığını Karaferiye’de haber al­dım. Selânik’le Karaferiye arası trenle üç saatti. Fakat ku­manda mevkiini bırakarak arkadaşımı görmeye gidemedim.

Bir perşembe günü akşamı, Karaferiye istasyonunda tre­nin gelmesini bekliyordum. Trenden çıkan subaylar arasında ’i görünce şaşırdım. Sarılıp öpüştük.

– Seni ziyarete geldim.

Dedi. Kaldığım eve gittik. Yemek yedik, bir kaç kadeh içki aldık ve\şabaha kadar konuştuk, detleştik. Ben ayrıldık­tan sonra 5. Ordu’da olan bitenleri anlattı.

– Beşinci Orduda askten eser kalmamış.

Diyor, acı tenkitlerde bulunuyordu. ı Ben de Selânik’te geçen sekiz on ayın hikâyesini kendisine naklettim. Cemiyeti’ne nasıl girdiğimi, Genel Merkez.Toplantıla­rını olduğu gibi anlattım. İhtilâl öncesi ve sonrası hazırlıksız bulunduğumuzdan, arkadaşlar arasında lider olacak meziyet­lere sahip kimsenin bulunmadığından uzun uzun bahsettim.

Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin tekrar dirilmesine taraftar olup olmadığını ve bu uğurda gayret sarfedip, etmediğini sor­dum. Benim de kısmen bildiğim şeyleri tekrarladı. Vatan ve Hürriyet Cemiyeti hiç bir ilerleme kaydetmediği gibi, onun ’te’ilk şubesini kuran arkadaşlar’da içinde eriyip gitmişIerdi. MeseIâ Bûrsâlı Tahirr Bey, İttihadın bîr numaralı üyesi olmuştu.

Paris’teki Cemiyet Merkezinin liderlerinden sayılan Dok­tor Nazım, dış merkezin yetkili bir temsilcisi olarak Selânik’e gelmiş:

– Tarihte Cemiyeti’nin yeri var. Mem­leket dışında bir hayli neşriyat yaparak kendisini tanıtmıştır. Bu ad altında toplanır çalışırsak, daha iyi netice alırız. İki ayrı cemiyet maksat ve gayeleri bir de olsa, ayrılık manzarası ifade eder.

Diyerek Vatan ve Hürriyet’in şubesini kuran ar­kadaşları ikna etmiş, 27. eylül 1907’de iki cemiyet birleşmişti. :

– Bu emrivâkii kabul zorunda kaldım ve ben de İttihadın bir üyesi oldum.

Dedi. Benim duyduğum endişeleri o da duymuştu. Meşru­tiyet iade edilecekti. Bundan şüphe etmiyordu. Şultan Hamid, ister istemez, biraz direndikten sonra razı olacaktı. Eğer razı olmazsa, kan dökülecek, ama yine de Anayasa yürürlüğe gire­cekti. Diyordu ki:

– Fakat sonra ne olacak? Cemiyetin ne esaslı bir planı ve ne de meşrutiyetten sonra onu tatbik edecek bir lideri var.

, görüşlerini daha ilk günlerde, ittihatçı ar­kadaşlarına açıklamakta tereddüt etmemiş, fakat o da benim gibi istediği ilgiyi bulamamıştı. Ancak benden çok daha azimli idi ve sonuna kadar mücadele edecektik. Bu kuvveti kendisin­de görüyordu.

Kaynakça
Makale yazarı :
Ali Fuat Cebesoy
Bibliyografya :
Kaynak :

Sınıf Arkadaşım Atatürk, İnkılap ve Aka kitabevleri, İstanbul – 1967, s. 113 – 114

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Memleket nereye gidiyordu?

Üçüncü sınıfta derslere başladığımız zaman artık genç dimağlarımız derslerden başka şeylerle de ister istemez meş­gul

Kuzey Türk boyları

Çin ve Çin sınırlarındaki çevre, M.Ö. II. yüzyıla kadar, Franke’nin tabiri ile sistem şekline girmiş

Uygurca 37. Ders

Ottuz yettinçi (37-) Ders Adil kiçik dukandin oquş quralliri ve bir neççe uşşaq yémeklik alğili

Türkçülüğün Tarihi

TÜRKÜN ÖZYURDU Bugün Sibiryadan cenubî Avrupaya kadar uzanan geniş arazide Türk dili konuşulmaktadır. Bütün bu

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku