Bir eğitim mucizesi, Usul-ü Cedit

İsmail Gaspıralı, Hasanbey Zerdabi ve Alimerdan Topçubaşov. (Bakü, 1903)
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
İsmail Gaspıralı, Hasanbey Zerdabi ve Alimerdan Topçubaşov. (Bakü, 1903) Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bir eğitim mucizesi, Usul-ü Cedit
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

öncülüğünde başlayan ve vasıtasıyla dünyada geniş kitlelere yayılan “Ceditçilik” yeni bir eğitim-öğretim anlayışı ile başlayıp, hayatın tüm alanlarına yayılan bir yenilik hareketi olarak tanımlanabilir. Gaspıralı’nın önderliğindeki genç münevverler ve ’ın Avrupa’ya karşı mücadele etmesi için eğitim reformu gerektiğini savunmuşlardır. , 1881 yılında yaptığı araştırmada, leri’nde 16 bin kadar mahalle mektebi, 214 medrese bulunduğunu, buralarda yarım milyon çocuğunun 5 yıl okumalarına rağmen 5 satır okuyup yazamadıklarını görmüştü. Bundan dolayı eğitimde acilen bir reform yapılması gerektiğini düşünmüştür. Gaspıralı, Kuran’ın “Oku” emrine benzer cümlelerin Or ve Babil yazıtlarında da geçtiğini, dolayısıyla toplumda en mühim önceliğimizin “Okumak” olması gerektiğini vurgulamıştır. Onun usulü ile okuma yazma eğitiminde kırk günde başarılı olunabileceğini iddia etmiş; bu iddiasını uygulamaları ile kanıtlamıştır.

’nın fikirleri, ‘Kadimciler’ (gelenekçiler) ve ‘Ceditçiler’ (yenilikçiler) arasında bir denge sağlamayı; toplum içerisindeki farklı dünya görüşlerini tek bir çatıda toplama gayesi gütmektedir. Gaspıralı kendi başlatığı bu hareketi sosyal, bilimsel ve medeni bir akım olarak tarif etmektedir. Bir çocuğun terbiyesinde, birinci derecede ın rolü olduğuna inandığı için ın kültürlü ve bilgili olmasına önem verdiğini söylemiş; dolayısıyla bu okullarda kız öğrenciler de yer almıştır. Ceditçiliğin öncü kadrosu olarak Abdülnâsır Kursâvi (1770-1814), Şihâbeddin Mercâni (1815-1889), Abdulkayyum Nasır (1824-1907) ve Hüseyin Feyizhâni (1826-1866) sayılabilir. Bu yeni usül eğitim, Uluğ Bey, Ali Şir Nevai, Farabi gibi alimlerin fikirlerinden istifade edilmiş bir yenilik hareketidir. Usul-ü Cedit hareketine göre “Ezberci Eğitim” eğitim değildir; eğitim sırasında öğrencilerin soru sorma teknikleri ve cevapları kontrol etme becerisi gereklidir. İlk Usul-ü Cedit okulu 1884 yılında açılmış ve bizzat Gaspıralı’nın hazırladığı, hızlı okuma öğreten lar kullanılmıştır. Bu okullara özel olarak seçilen öğretmenler ilk okuma faaliyetini heceleme yerine fonetik usülle gerçekleştirmişlerdir. Daha sonraki yıllarda ’da ilk Cedit okulları 1897’de Andican, 1898’de Semerkand ve Tokmok’da açılmıştır. mekteplerinin eski ve yeni arasında durduğu yeri net olarak belirtir.

“Eski usûl mektep muallimleri olan muhterem kardeşlerimize bu yazdıklarım ağır gelmesin. Hâşâ, biz kendimiz (özümüz) eski ile okuduk. Atalarımızın zamanından kalmış millî mektepleri ıslah etmek, usûl-i cedîd demektir; başka bir okuma, başka bir mektep demek değildir.”[1]

Gaspıralı “Rehber-i Muallimin” adlı bir neşrederek bu anlayıştaki okullarda öğretmenlik yapacak kişilere yol göstermiştir. Gaspıralı on iki maddelik mektep kurallarında eğitim-öğretim anlayışının izleri görülür.

Bir günde bir dersten en fazla bir saat ya da kırk beş dakika görülmelidir. Aksi, öğrencide bıkkınlık ve yılgınlığa yol açar.

Öğrenciyi dövmemek ve azarlamamak gerekir. Dersi öğretmek için ceza değil teşvik gerekir. [2]

’nın yönteminde okuma yazma öğretiminde o güne kadar uygulanan anlayıştan çok farklı bir yaklaşım vardır. 3-5 harf tanındıktan sonra bunlardan kelime oluşturulması ve bunlar tamamen öğrenilmeden yeni harflere geçilmemesi esas alınır. Bu sayede Avrupa’da o güne kadar kullanılan ses-harf usulü ilk defa öğretim hayatımıza girmiş olur. Bu okullarda her altı ayda bir sınav yapılır ve başarılı olanlar üst sınıfa geçebilir.

Gaspıralı 11 Eylül 1914’te Bahçesaray’da vefat etmesi üzerine Muhammedcan Seralin, Aykap’ın 1914 yılı 17. sayısında “Yakında Olan Yeri Doldurulamaz Ölüm” (Juvırda Orını Tolmastay ölim) adlı yazısında Gaspıralı ve Cedit hareketinin başarılarını çok net ifade etmiştir:

Müslümanları birbirinden habersiz, geri kalmış, kimliğini bilmeyen, dünyadan ve bilimden nasibini almamış kültürsüz bir halktı. Bunların bir millet olduğunu anlatan, başka dünyadaki bilimin ve kültürün temellerinin bizim Müslüman atalarımız tarafından atıldığını ortaya koyan, on yıl okuyup doğru dürüst mektup yazamayan halka bir yılda yazabileceklerini öğreten, dilsiz halk dünyada var olamaz deyip, halka kendi dilinin kutsal olduğunu hatırlatan merhum idi” [3]

Kaynakça

[1] – Dr. Mehmet Yalçın YILMAZ, İşgal Dönemi Türkistan’da Rus Dil Dönemi ve Cedid Hareketi,  International Journal of Social Science Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/JASSS2413 Number: 29 , p. 339-349, Autumn III 2014, s. 346

[2] – Mehmet SOYUÇOK, Usul-i Cedit’te okuma yazma öğretimi, , Millî Kültür Araştırmaları Dergisi (MĠKAD) Cilt: 3- Sayı: 1- Haziran 2019 ISSN: 2587-1331, s. 18

[3] – Amankos Mektepov, “Türk Birliğinin Bayraktarı İsmail Bey Gaspıralı ve Kazaklar ”, İsmail Bey Gaspıralı ve Ziya Gökalp Sempozyumları Bidirileri, TÜRKSOY Yayınları, Ankara, 2003 s. 152-153.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Geldikleri Gibi Giderler!

Türkçe Tarih sayfamızdaki bir takipçimiz, “Geldikleri gibi giderler!” konu başlığımızın altına, bu sözün Atatürk’e ait

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku