III. Vlad'ın Ambras Kalesi'nde bulunan, kendisi yaşarken yapılmış olan portresinin, sonradan renklendirilmiş yağlıboya kopyası. Kaynak: Wikimedia Commons Drakula Untold film afişi.
III. Vlad'ın Ambras Kalesi'nde bulunan, kendisi yaşarken yapılmış olan portresinin, sonradan renklendirilmiş yağlıboya kopyası. Kaynak: Wikimedia Commons Drakula Untold film afişi.
Kimdir bu Drakula?
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Tarihin ilginç bir özelliği var. Kimileri olayları farklı bir açıdan değerlendirir ve edindiği bazı bilgilere göre tarihteki kişilikleri yüceltir ve ya ayaklar altına alır. Objektif olan bir tarih yazımı neredeyse imkansızı aramak olsa da yine de tarafsızlığı kora çalışır bazı tarihçiler. Bugün ilginç bir konuyu ele almak istiyorum. Geçenlerde de bir filme konu olan meselesi. Kimdir, gerçekten var mıdır? Ne olmuştur? Bütün dünya ’yı kana susamış bir cani olarak lanetlerken neden Romanya bir kahraman olarak yüceltir? ile aralarındaki ilişki nedir? Gelin biraz filmlerin ardındaki tarihi gerçeklere göz atalım.

’nın babası Eflak Prensi Vlad II. Drakul 1443’te Eflak tahtına yeniden geçtiği zaman Osmanlı Sultanı II.Mehmet’in yani ’in babası II. Murat ile ağır bir antlaşma yapmak zorunda kalır. anlaşmadan 1 ay sonra tahta çıkan antlaşmayı güvence altına almak için Drakul’un oğullarından ikisini rehin olarak almak ister. Drakul’un rehin olarak verilecek olan çocuklarının ismleri Radu ve ’dır. olarak anılan prensin asıl ismi Voyvoda III. Vlad Tepeş’dir.

Filmde biraz farklı anlatılıyor tabi… Babasının, yani Vlad II. Drakul’un bir vampire dönüşüp süper güçlere sahip olamayacağını hepimiz biliyoruz. Asıl olaylar prens ’nın bir süre sonra kaçarak 1459 yılından itibaren ’na vergi ödemeyi reddetmesi ve isyan etmesiyle başlar. Krallığı’yla ittifak yapar.

1460-1461 yılları arasında ordusuyla nehrini geçerek Sırbistan’a ve Karadeniz kıyısına kadar ilerler ve 23.884 ve Bulgar’ı öldürür, 20.000 Osmanlı savaş esirini kazığa oturtur. Bunu haber alan , orduyu hazırlar ve derhal 1462 yılında Eflak voyvodasına karşı sefere çıkar.

Mahmut Paşa ında belirttiğine göre, bin bir güçlükle çok uzun mesafeler boyunca giderler. Sıcaktan bunalmış askerler içecek su bulamaz kimse. Nihayet askeri Eflak’ın başkenti Targovişte’ye vardıkları zaman karşılarındaki manzara dehşet vericidir.

Yaklaşık 5 kilometre boyunca ve 3 kilometre enince bir alandan geçen ordular gördükleri manzara karşısında aklını kaçıracak duruma geldi. Yerde göğe uzanan kazıkların uçlarında yaklaşık 20 bin kadar insan erkek, ve çocuk olmak üzere kazığa geçirilmiş durumdaydı.

Sonraki dönem kaynaklarda bu olaş şu şekilde anlatılmaktaydı:

“Çocukların kızgın ateşte kavrulmasına izin verdi ve annelerini çocuklarını yemeğe zorladı. ların göğüslerini kesti ve kocalarının bunları yemeğe zorladı. En sonunda tüm hepsini kazığa oturttu.” [1]

4 Haziran 1462’de Targovişte kalesini Osmanlı ordusu fethetti. Bu olaydan sonra Kazıklı Voyvoda olarak anılacak olan , Fatih’e başarısız bir suikast girişiminde bulunur ancak başarılı olamaz. Bunun üzerine kaçarak a’a sığınır. Macar Kralı Mattjias, ümitsizlik içine düşmüş olan ’yı, sultanın sarayında işkenceleri tanıyıp öğrendiği Buda hapishanesine koymuştur. Ama yine de Kral Mattjias, yeteneklerini lere karşı bir koz olarak kullanabileceği düşünmesi sebebiyle, ’nın hapis cezasını göz hapsine çevirir.

ordusundan kaçarken bulunduğu yerde taş üstünde taş bırakmadı! Terk ettiği topraklardaki tüm kuyuları zehirledi, ekinleri yaktı, tüm hayvanları öldürttü. Hapishanelerdeki mahkumları ve hastalıklı ne kadar insan varsa hepsini salarak bunların lerin arasına karışmaya zorladı. Bunun sonucunda cüzzam ve veba arttı.

Filmde de ’i öldürerek tarihi de alt üst etmişler ya, o konuyu zaten biliyorusunuz. Daha sonra , Bükreş’i ele geçirerek tekrar Eflak’ın prensi olur olmasına ama Romanya’nın ayrıcalıklı sınıfı Boyarlar ’nın dehşet dönemini asla unutmayarak ’ya suikast düzenler.

Osmanlı daha sonra ’yı ele geçirerek Orta Avrupa’ya doğru ilerlediklerinde Romenler ’yı ’na karşı Hristiyanlığın savunucusu ilan ettiler ve ulusal bir kahraman haline getirdiler.

Böylece kan emici efsanesi de, tarihe zıt bir şekilde doğmuş oldu.

Kaynakça

[1] – “er liess kinnder praten die musten ire mütter essen. Und schneyd den frawen den prüst ab den musten ire man essen. Darnach liess er sie all spissen.” Bkz. Von dem Dracole Wayda, dem großen Tyrannen, Jobst Gutknecht, Nürnberg,

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2014 yılında Türkeli Dergisinde yazarlık yapmaya başlayan yazar, derginin kapanmasıyla birlikte, Türkçe Tarih Dergisi‘ne kuruculuk etmiş ve halen bu dergide yazılarını yayınlamaktadır. Yazar Türkçe Tarih sistemi üzerinde genellikle Milli Mücadele, Atatürk ve Türk Devrimleri üzerine yazılar yazmaktadır. Uzun bir süredir, Rıza Nur ve Hatıratı üzerine araştırmalar yapmakta ve bu çalışmaları ile tanınmaktadır.
Benzer içerikler

Y – Atatürk

Bugünlerde bir moda olmuş. cumhuriyet Halk Partisi, her şeyin başına bir “Y” harfi ekliyor. Kendi

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku