Cehalet Boyunu Geçmiş

Cehalet Boyunu Geçmiş
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Açıkça itiraf etmek gerekirse, ben ömrüm boyunca bu kadar cehaletin dibinde yaşayan bir insan daha görmedim. Zat-ı muhteremin son tarih buluşu şu şekilde efendim:

antlaşma projesini gören yok, merak eden yok, bulup okuyan yok ama herkes üzerine pekala ahkâm kesiyor.”

1920-21’de 2 defa ye çevrilmiş. Ama 2000li yıllara kadar Latin alfabesine aktarılmadı. Sebep neydi acaba?”

Sonra taş gibi ortadan çatlıyor:

“Peki Osmanlının ’e madde madde itiraz eti biliyor muyuz?”

Olmayan antlaşmanın, yazılmamış metnine “madde madde itiraz eden Osmanlı”. Yürü be Mustafa, kim tutar seni!

İyi ki, nin ölüm fermanı olan nın 95. yıl dönümü nedeniyle, Tarih Dergisinin ilk sayısını, bu antlaşmaya ayırmıştık.

Okuyucularımız, nın metninin bir kısmını bulabilir. Tabi , kendi hülyasında yaşadığı için bu bilgilerden mahrum kalmış. Bir el atın da kendisini bilgilendirelim.

Cehalet üreten fabrika tipli yazarların ağızlarında son dönem bir moda var. bir antlaşma değildir! Bir projedir! İmzalanmamıştır, onaylanmamıştır. Yok böyle bir antlaşma” vs türünden, tersten bir şizofreni belirtisi olan bu cümleleri biraz irdeleyelim:

Kendisinin cehaletini mazur görüyoruz, ama hem kendisini takip edenleri hem de bizim okuyucularımızı bilinçlendirmek de bizim görevimizdir.

1 – imzalanmadan önce, 30 Ekim 1918 tarihinde ’in zaten ana taslağı gibi ortada duran Mondros Bırakışması (Mütarekesi) imzalanmıştır. Mütareke sonucu, Osmanlı İmparatorluğu zaten parçalanmış, tüm askerleri dağıtılmış, silahları alınmak istenmiştir.

2 – Daha sonra galip devletler, yenik devletlerle şartları en az kadar ağır olan bir dizi antlaşma imzalamıştır. Merak edenler Versay Antlaşmasına bakabilirler.

3 – 11 Mayıs 1920 tarihinde nın ana taslağı çıkartılmış ve düşüncelerini almak üzere Babıâli temsilcilerine, devlet adamlarına ve askeri personele sunuldu. Paris, Londra ve San Remo konferanslarının neticesinde kararlaştırılan metin, 31 Mayıs 1920’de İstanbul’a ulaşmış ve 26 Haziran tarihine kadar cevap süresi tanınmıştır.

4 – Sonuç olarak , 10 Ağustos 1920 günü, nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Porselen Fabrikası Konferans Salonunda akşam saat dört sıralarında antlaşma imzalanmıştır.

5 – ni temsilen nı imzalayan kişiler; Hadi Paşa ve Rıza Tevfik ile Bern Elçisi Reşad Halis Beydir.

Sevr Antlaşmasını imzalamak ile görevlendirilen Reşad Halis ve Rıza Tevfik Beyler ile Hâdi Paşa, sırayla antlaşma menünü imza ederlerken.
nı imzalamak ile görevlendirilen Reşad Halis ve Rıza Tevfik Beyler ile Hâdi Paşa, sırayla antlaşma menünü imza ederlerken.

6 – Antlaşmayı imzalayanlardan biri olan Rıza Tevfik sonradan kaleme aldığı anılarında, nın maddelerinin hükümet tarafından bildiğini ve kabul edildiğini, kendilerine ise geriye sadece imzalamak kaldığını belirtmektedir. [1]

1920-21’de 2 defa ye çevrilmiş. Ama 2000li yıllara kadar Latin alfabesine aktarılmadı. Sebep neydi acaba?”

, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanmıştır. Antlaşma metni, Fransızcadır. arşivinde İngilizce’dir. İtalya’daki arşivde, İtalyanca’dır.

Bizim memlekette de tabi ki antlaşma metni yayımlanmıştır. Armağan’ın 2000’li yıllara kadar Latin alfabesine aktarılmadığı dediğine bakmayın. Kendisi bunu söyleyerek basit internet araması bile yapamayacak düzeyde bir kişilik olduğunu göstermiştir.

Prof. Dr. Nihat Erim, i’nin 13. Başbakanıdır. Aynı zamanda bir Hukuk profesörüdür. Prof. Dr. Nihat Erim, nı yeni Türk alfabesine aktarmıştır. “Türk Tarih Kurumu Basımevi” tarafından 1953 tarihinde basılmıştır. , bu tarihte henüz piyasada olmadığı için midir bilinmez, 1953 senesinde basılmış olan bu tan haberi yok. Zaten ben garipsemiyorum. Armağan, büyük bir araştırmacı olduğu için, dergisinde kullanacağı resimlerin “yüksek çözünürlüklü hali var mı sizde?” diye takipçilerine soran bir tiptir. Armağan, bu metne ulaşamıyorsa kendisine yardımcı olalım. Bakın Türk Tarih Kurumu bu metni internet üzerinden ücretsiz yayımlamaktadır. [2]

Bununla beraber, Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi internet sitesine girelim. Belgeler kısmına bir göz atalım. Bakın orada “Tarihi Belgeler” başlığı ile bir yer bulunmakta. Buradaki bağlantı adresini açarak, kendisi nın günümüz sine uyarlanmış halini bulabilir. İlk sayfadaki dipnotu kendisinin dikkatle okumasını tavsiye ediyoruz:

“Fransızca metinde (…), İngilizce metinde (…), İtalyanca metinde (…) denilmektedir. Matbaa-i Amire ve Konya metinlerinde (…), Erim metninde ise (…) biçiminde çevrilmiştir.”

Demek ki, nın Fransızca, İngilizce, İtalyanca metinleri mevcut. Bunun yanında, iki kez eski harflerle, bir kez de yukarıda aktardığımız şekilde yeni harflerle yayımlanmış metin.

antlaşma projesini gören yok, merak eden yok, bulup okuyan yok ama herkes uzerine pekala ahkâm kesiyor.”

Yahu sen daha antlaşma metnini görmemişsin, var mı yok mu bilmiyorsun. Gelip millete laf atıyorsun. Evet doğru diyorsun, herkes “senin gibi” üzerine pekala ahkâm kesiyor.

Eklemek istediğim bir şey daha var. Kendisi eğer eski harfli metinleri ve yeni harfli metinleri okuyamıyorsa, okuduğunu anlamakta zorluk çekiyorsa, nın İngilizce metnini kendisine iletebilirim. Belki de, Vahdettin’in vatana ihaneti sonucu kaçacak gemiyi ’den bulması örneğiyle sabit olan gelişmelere, kendisini hazırlamak için İngilizce’sini geliştirmek isteyebilir.

Treaty of Sèvres, İngilizce metni

Yazar Güncellemesi (05-06-2020) : İlgili konuyu Murat Bardakçı, belgeleriye köşesine taşımıştır. İlgilenenler yazıya buradan ulaşabilirler.

Kaynakça

[1] – Rıza Tevfik, Biraz da Ben Konuşayım, İstanbul, 1993, s. 142-143
[2]Devletler Arası Hukuku ve Siyasi Antlaşma Metinleri, Cilt 1 (Osmanlı İmparatorluğu Antlaşmaları), Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1953

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2014 yılında Türkeli Dergisinde yazarlık yapmaya başlayan yazar, derginin kapanmasıyla birlikte, Türkçe Tarih Dergisi‘ne kuruculuk etmiş ve halen bu dergide yazılarını yayınlamaktadır. Yazar Türkçe Tarih sistemi üzerinde genellikle Milli Mücadele, Atatürk ve Türk Devrimleri üzerine yazılar yazmaktadır. Uzun bir süredir, Rıza Nur ve Hatıratı üzerine araştırmalar yapmakta ve bu çalışmaları ile tanınmaktadır.
Benzer içerikler

Okumaz-Yazarlar

Dün yayınlanan BBC Arşiv Odası programının konusu yine Uğur Mumcu’ydu.[1] Biliyorsunuz ki, 24 Ocak 1993

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku