Umumi ve hususi Türkçe: Abdullah Tukayef ve lisanı

Ömer Seyfettin'in Rıfat Bey'e takdim ettiği fotoğafı
Kaynak: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/handle/11498/24788
Ömer Seyfettin'in Rıfat Bey'e takdim ettiği fotoğafı Kaynak: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/handle/11498/24788
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Her Milletin bir lisanı vardır. lerin lisanı da konuştukları çedir. Lakin, ’dan ta Çin hudutlarına kadar konuşulan çe bir midir? Hayır… çede şive itibarıyla az çok değişmiştir. Hatta ’ı bir tarafa bırakalım; ’daki lerin dillerinden nereli olduklarını anlayabiliriz.

Mesela tırlı ve Ohrili bir , şivesiyle Rumelili olduğunu haykırır. luların, Diyarbakırlıların Erzurumluların, Kerküklülerin şiveleri başka başkadır. Bunlara “Mahallî çe” denir. Bununla beraber birbirlerinden çok uzak olan yerlerin leri kendi aralarında anlaşıp konuşabilirler. ’da kim vardır ki bir lu’nun, bir tırlı’nın, bir Erzurumlu’nun söylediğini anlamasın? Hatta Kaşgar’dan, Taşkent’ten, ’dan, gelen hacılarıyla biz tercümansız konuşabiliriz. Farklar ehemmiyetsiz ve şiveye aittir. Tarif
sîgaları hemen hemen birdir. Yalnız şimal kardeşlerimiz ve arasında Eski çe’nin (ġ)ları hâlâ yaşıyor. Mahallî bir çe’den başka bir şey olmayan Tatarca onun için ayrı bir lisan addolunuyor.

Her millet gibi lerin de lisanı mahallî şivelerle konuşulur. Bunlar ayrı ayrıdır. Bir olan edebiyat lisanıdır ki o da ’da konuşulan nazik ve güzel çedir. Nitekim ’daki çesiyle neşrolunur. Kafkasya gazeteleri de öyle…

Rusya’daki kardeşlerimiz bizim gibi hâkim ya’nî mesèûd olmadıklarından, aralarında çok şâ’ir yetişmemiştir. Geçen sene vefat eden merhum onların hemen biricik millî şâ’irleridir. Ahmediyye, Muhammmediyye, Envârü’l Âşıkın gibi eski eserleri çok okuduğundan hep o bozuk ve fakat sade olan lisanı kullanmıştır. Eğer çesi’yle şi’rler, romanlar, yazsaydı şüphesiz o da o kadar sevdiği milletinin edebî lisanıyla terennüm edecekti.

Bizim ediplerimiz, şâ’irlerimiz, konuştuğumuz güzel çesi’ni ihmal ederek Arapça, Acemce terkipler yapmayı bir ma’rifet zannettiklerinden nasıl iye’deki ler eserlerini okumamışlarsa bütün halkı da okumamıştır.

de onların lisanını beğenmemiş ve ne yazık ki lu olmadığından güzel çe ile de şi’rlerini yazamamıştır. Bununla beraber hemen hiç terkip kullanmamış ve konuşulan Şimal çesiyle yazmıştır. Hâlbuki Şimal çesi lerin edebî lisanı değildir. Ancak çenin mahallî bir şivesidir. Şimal halkı eserlerini seve seve okur; fakat bütün ler okuyamaz. Bütün lerin seve seve okuyacağı edebî lisan olan çesidir. Terkipsiz ve tabî’î çesini yazmak yalnız iye’deki şâirlerinin vazifesi değildir. Millî vatanın, ya’ni bütün ’ın şâ’irlari çesi’ni öğrenmeye gayret etmeli, millî sarfının tamamiyet ve hâkimiyetini te’mine çalışmalıdırlar.

Milliyet demek “lisan ve millî ma’ârif” demektir. Müşterek edebî bir lisanı olmayan bir millet rabıtasız sürüler sayılır. Lisan en kavi bir bağdır. Bu bağı örmek bütün ediplerinin en mukaddes bir vazifesidir. ihtimal bu hakikati anladığı için çesine mümkün olduğu kadar yaklaşıyordu. Fakat yazık ki gayrimillî aruz vezinlerini çe zannediyordu. O vakit bu gayrimillî aruzunun çe’yi harap eden yabancı ve ecnebi bir usul olduğunu iye’dekiler bile bilmiyorlardı. Eğer o, millî aruzumuz olan hece vezinleriyle yazmış olsaydı şüphesiz yazıları daha kusursuz olacaktı.

Gayrimillî aruz vezinlerini kullandığım için birçok çe kelimelerin şivesini bozmuştur. Milletini seven ve onun diliyle yazmak isteyenler şive ilminin bu inceliklerini tetkik etmelidirler. Yazı yazmak ma’nâsız lakırdı söylemek değildir. Muharrirlerin de büyük vazifeleri vardır. Manevi vatan olan lisanın müdafileri, askerleri, kahramanları onlardır. Ve lisan öyle bir vatandır ki bozulursa artık ne millet kalır, ne devlet…

Kaynakça
Makale yazarı :
Ömer Seyfettin
Bibliyografya :
Kaynak :

Türk sözü, yıl: 1 sayı: 3, 24 Nisan 1330 Perşembe

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Komutan

komutan olan kişi, tehlike zamanlarında askerleri kendi iradesine uygun şekilde idareye mecburdur; bu cihetle insanlara

Uygur Türk şiiri

Adḳaşu turur ḳat ḳat taġda amıl aġlaḳ aranyadanta Sıra sıra kat kat dağlarda, sakin (ve)

Lisanın sadeleşmesi

Diyorlar ki: “Uğraşmaya ne hacet? İşte lisânımız kendi kendine sadeleşiyor. Yarım asır sonra ne Arapça

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku