Eski Türklerde Kengeş Meclisi

Kengeş - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Kengeş - Tuğrul Çavdar 2019 fontu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Türk Devlet felsefesine göre, Ulu Tanrı tarafından kendisine, Kainatı idare etme görevi verilen Türk Milleti, tarih boyunca, bu kutsal olayı tahakkuk ettirmeye çalışmıştır.

Bu sebepten dolayı da devlet idaresinde, Türk hükümdarına yardımcı olan kurular teşekkül etmiştir. Bunlar arasında ise Toy [1] ve Kengeş (kingeş) meclisi başta gelmektedir.

Biz burada Kengeş meclisi üzerinde duracağız. Yalnız ana mevzua girmeden önce “Kengeş” kelimesi hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Kengeş (ng=geniz n’s),; “Keng” fiil köküne, fiilden fiil yapan eklerden “ş” getirilerek yapılmış fiil soylu bir kelimedir. Kelimenin dar manası “danışma, müzakere etme, istişare etme” geniş manası ise “karşılıklı danışma ve önleyici tedbir almadır”[2]

Kengeş kelimesi yukarıdaki manada olmak üzere, ilk önce Uygur Türklerine ait vesikalarda ortaya çıkmaktadır.[3]

Daha sonra Türk İslam-Kültür muhitinin ilk muhteşem eserlerinden olan (M.S. 1069-1070)[4]ve Divanü-Lügat-İt Türk’te (M.S. 1074) [5] de varlığını devam ettiren Kengeş kelimesi, Harizm Türk lehçesinin değerli sözlüğü Mukaddemet-ül Edep’te (12. Asır)[6]İbnü Muhanna Lügatinde (13-14 asır)[7] (8) mevcuttur.

Ayrıca Eski ’sine ait metinlerde de kelimemize rastlamaktayız. [9]

Kengeş kelimesi bu gün de Kazak [10] Kırgız [11] ve Karaçay [12] gibi muhtelif Türk lehçelerinde yaşamaktadır.

Böylece Kengeş kelimesinin,eski, orta ve yeni Türkçe devirlerinde, dilimizde kullanıldığını, günümüzde de varlığını devam ettirdiğini görmekteyiz.

Şimdi bu etimolojik malumattan sonra ana mevzumuza geçebiliriz. Mevzumuzu iki kısımda inceleyeceğiz. Bunlar;

1-Kengeş meclisinin teşekkülü,

2-Kengeş meclisinin görevleridir.

1- KENGEŞ MECLİSİNİ TEŞEKKÜLÜ

Tarihi kayıtlar, Türk devlet teşkilatı içinde, doğrudan doğruya “kengeş” meclisinin varlığından söz etmemekte ancak aşağıda da göreceğimiz gibi, bazı işaretler, böyle bir kurulun mevcut olduğunu bildirmektedir.

Eldeki bilgilere göre, kengeş, meclisi, ünlü siyaset kitabımız Kutadgu Bilig’de de belirtildiği gibi, “anlayışlı, bilgili, akıllı ve hakim” [13] şahıslardan teşekkül etmekte ve üyeleri arasında “hükümdarın babası, hatunu, veziri, kardeş ve akrabaları, beyleri ve yakınları, aklı erenler vb. [14] bulunmaktadır.

Ayrıca Kaynaklarda “Kengeş Beyi” olarak bilinen bazı isimlere de tesadüf, etmekteyiz. Mesela İmir halkından Kerüncek, Salur halkından Tabak (budak Burka, batak) ve yine Salur halkından Engeş’in, oğlu Ötken ve onun oğlu Kul Sarı ile Arkıl Hoca gibi” [15]

2- KENGEŞ MECLİSİNİN GÖREVLERİ

Kengeş meclisi, Türk devletini yakından ilgilendiren adli, askeri ve idari meseleleri görüşmekte ve bunları karara bağlamaktadır. Şimdi, bu mevzularla ilgili misaller verelim.

a) Kengeş Meclisini Adli Görevi: Kengeş meclisi, Türk töresine aykırı hareket eden şahısları yargılamak için, hükümdarın daveti ile toplanmakta ve suçu sabit görülenlerin cezalandırılmasına karar vermektedir. Mesela; “Karahan öfkelendi ve kinle doldu. Hemen o zaman kardeşlerini ve akrabalarını (beylerini) toplayıp onlara dedi ki; “oğlum Oğuz çocukluğunda mesut, talihli ve padişahlığa istidatlı idi. Şimdi işitiyorum ki kende dininden dönmüş ve başka bir tanrı seçmiş. Bir çocuğun bize ve mabudumuza ihanet edip, onu küçümsemesi rezaletine nasıl katlanabiliriz?” Kengeş ederek Oğuz’u öldürmeye karar verdiler. “Qorı Han; yarın (dan) tezi yok babamla kengeş yapıp, sana layık olduğun cezayı vereceğim”, (Merdan) Halaç halkının iyi insanlarını suçsuz yere öldürmeye başladı. İl yahşıları yığılıp kengeş kılıp Merdanı öldürüp, Evez denilen zatı Lektuni tahtına oturttular” [16]

b) Kengeş Meclisinin Askeri Görevi: Kengeş meclisi, fütuhat esnasında, lüzumlu kararları almak ve bunların uygulanmasını sağlamak için, hükümdarın başkanlığında her an toplanabilmektedir. Böylece içinde bulunan durum değerlendirilmekte ve en iyi netice elde edilmek istenmektedir. Mesela; divan-ü Lügat-it Türk’ten aldığımız şu şiir parçası mevzumuzla yakından ilgilidir. “Mening bile kengeşdi/Bilgi manga tengeş di/Eren bile süngüşdi/Alpler başın ol yuvar (Benimle danıştı. Aklı başına denk oldu. Yiğitlerle çarpıştı. Yiğitlerin başını yuvarlıyor) [17]

Yine İslami Oğuz Kağan Destanında da şöyle denilmektedir. “Oğuz, Kuzye ülkelerini fethetmeye kararlı idi. Beyleri ile yolda kengeş etti. Burada hint yörelerinin meselelerini halletme yolunda bazı kararlar alındı”, “Oğuz, Kara-Hulun sınırına yani Karanlık ülkesine vardığında, karanlık dolayısıyla oraya gitmek mümkün olmadı. Oğuz yakınları ve aklı erenlerle kengeş yapıp danışdı”. “Böylece askerin sayısı olduğundan daha kalabalık görünecekti. Bundan sonra Mısır’ı ne şekilde almaları ve nasıl il yapmaları konusunda kengeş yaptılar”. “Mes’ud Şah, bu yıl kışlamak için Cürcan ve Mezenderana gidince Çağrı Bek ve Davut varıp mahmutluların Gazne başşehrini almak için kengeş yaptılar” [18]

c) Kengeş Meclisinin İdari Görevi:

1- Kengeş meclisi, herhangi bir sebepten dolayı, hükümdarlık makamının boşalması durumunda naip atamaya ve hükümdar seçmeye yetkilidir. Mesela. “bu sırada Korkut ortaya gelip tuman Han’a dedi ki, “Baban öldüğü vakit sen henüz küçük olduğundan padişah naipliğini aramızda kengeş yaparak sen büyüyünceye kadar Kül Erki Han’a verdik Şimdi sen büyümüş ve uğurla bu makama erişmişsin”. Nihayet onun bu halini gören Beyler “üç oğlundan hangisini kendi yerine Han olarak seçersin” diyesordular. Buğra Han “Kengeş yapın, beylerin istediği hangisi ise onu tayin edin dedi” [19]

2- Kengeş meclisi, yabancı ülkelerden gelen elçilik heyetlerine karşı nasıl tavır alınacağına da karar vermektedir. Mesela; Oğuz Sübaşısı el-Katağan oğlu Etrak; “Kendisinden sonra gelen kumandanları çağırttı. Bunlar Tarhan, Yınal bunların kardeşinin oğlu İlguz idiler. Etrak onlara,

“Bunlar Arap hükümdarının sıhrım (damat-kayın baba) Almuş b. Şikli’ye gönderdiği elçilerdir. Size danışmadan (keneşme) onları bırakmak istemedim” [20]

Görüldüğü gibi;

1- Kengeş meclisi umumiyetle hükümdarın çağrısı üzerine, hükümdarın bulunmadığı zamanlarda ise kendiliğinden toplanmaktadır.

2- Devlet idaresinde Türk hükümdarının yetkisi sonsuz değil, aksine kengeş meclisi tarafından sınırlandırılmaktadır. Yani, Türk devletinde mutlak hükümdarlık yoktur.

3- Kengeş meclisi, bu günkü anlamda yasama, yürütme ve yargı ile ilgili hususlarda hükümdara danışmanlık görevi yapmakta, ancak bazı hallerde yerine getirilmesi mecburi olan kararlar almaktadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Türk devletini kainat devleti (cihanşumul-üniversal) hüviyeti kazanmasının temelinde yatan sebeplerin başında, devlet idaresinde istişareye önem verilmesi gelmektedir.

Kaynakça
Makale yazarı :
Ali Rıza Gönüllü
Bibliyografya :

[1] – Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Türk Bozkır Kültürü, s. 47 vd. Ankara, 1987

[2] – Prof. Dr. Bahaettin Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, s. 103, Ankara 1982, Prof. Dr. Abdülkadir Donuk, Eski Türk Devletlerinde İdari, Askeri, Unvan ve Terimler, s. 77, İstanbul, 1988.

[3] – Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Eski Uygur Türkçe’si Sözlüğü, s 105-106, İstanbul, 1968; W. Bang, G.R. Rahmeti, Oğuz Kağan Destanı, s. 617, MAKALELER, c.1 Hz. O. F. Sertkaya, Ankara, 1987.

[4] – Yusf Has Hacib, Kutadgu Bilig 1 (metin), s. 65 vs., Yay. R. R. Arat, 11. Baskı, Ankara, 1979.

[5] – Kaşgarlı Mahmud, Divan-ü Lügat-it Türk, c. 3, s. 365, Çev. Besim Atalay, Ankara, 1986.

[6] – Ebu’l Kasım Carulah Mahmud Bin Osman Bin Muhammed Bin Ahmet Ez-Zamahşari el-Hvarizmi, Mugaddemetü’l-Edeb, s. 139, Yay. Prof. Dr. Nuri Yüce, Ankara, 1993

[7] – ve Mısır’daki Kıpçak Türk lehçesinin ünlü yadigarlarından Et-Tühfetüz-Zekiyye’de de (15. Asır)

[8] – Et-tuhfet-üz, Zekiyye Fil-Lügat-it Türkiyye, s. 194, 202, Çev. Besim Atalay, İstanbul, 1945 İbnü Mühenna Lügati, s. 40 Çev. Abdullah Battal, İstanbul, 1934.

[9] – Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü, c 2 (K-Z) s. 616, Ankara, 1953

[10] – Kazak Türkçe’si Sözlüğü s 129, Ter. Hasan Oraltay, Doç. Dr. Nuri Yüce, Saadet Pınar, İstanbul, 1984

[11] – Prof. Dr. K. K. Yudahin, Kırgız Sözlüğü, c. 2 (K-Z) , s. 438, Çev. Abdullah Taymaz, 3. Baskı Ankara, 1994

[12] – Dr. Wilhelm Pröhle, Karaçay Lehçesi Sözlüğü s. 51. Çev. Prof. Dr. Kemal Aytaç, Ankara, 1991

[13] – “Ukuşluğ biliğlig bu öglüg bügü/Kingeşke tusulur angar ne tigü” Yusuf Has Hacib, a.g.e., s. 283.

[14] – Yusuf Has Hacib, a.g.e., s. 240, 241; Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, Oğuz Destanı (Reşidettin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlili) s. 9, 22,26, 61, İstanbul, 1972, Ebül Gazi Bahadır Han, Şecerei Terakime (A. N. Kononov neşrinin Faksimilesi), s. 72, Haz. Muharrem Ergin, İstanbul tarihsiz.

[15] – Ebül Gazi Bahadır Han, a.g.e., s. 39, 29; karşılaştırınız, Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, a.g.e.,s. 54

[16] – Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 19, 65; Ebül Gazi Bahadır Han a.g.e., s. 25-26.

[17] – Kaşgarlı Mahmud, a.g.e., c. 3, s. 393

[18] – Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 22, 26, 41, 76.

[19] – Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, a.g.e., s. 58, 64

[20] – İbn Fazlan Seyahatnamesi, s. 39, Haz. Ramazan Şeşen, İstanbul, 1975; Prof. Dr. Faruk Sümer; oğuzlar (Türkmenler Tarihleri-Boy Teşkilatı, Destanları), s. 54, İstanbul, 1980

Kaynak :

Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Nisan 1996, Eski Türklerde Kengeş Meclisi, Cilt: XXXIV, Sayı: 396, S. 239-244

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Dede Korkut

Bir çok kaynaklar asıl adının Korkut Ata olduğu halde, dede lakabının kendisine sonradan, tecrübeli, bilgin

Osmanlı Tarihinde Cellatlar

1826 tarihine kadar Osmanlı devletinin, askeri disiplinle yetiştirilen ve cellatbaşının nezareti altında devlet cellatları bulunmuştur.

Hatay Arkeoloji Müzesi

Hatay Arkeoloji Müzesi, çağdaş müzeciliğin bütün donanımlarına sahip olarak yapılan yeni binasında 2014 yılından itibaren

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku