Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Bu katalogdaki fotoğraflar "Çanakkale 1915 Dergisi" arşivinden alınmıştır. Kaynak: 100. yılında fotoğraflarla Çanakkale, TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Kitabın giriş kısmından bir bölüm

Sofya – 1914

1913 kışında Birinci Tümen subay arkadaşlarına verdiğin konferansların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan Subay ve ’ı bu yılın ancak Mayısında okuyabildim. Bu güzel ve pek değerli eserini okumakta birkaç gün geç kalmış olmakla gerçekten suçlanmayı hak ettim. Ancak eser elime geçtikten sonra da onu birkaç defa okumaktan ve hele bazı bölümlerinin içten gelen derin, etkileyici anlamlarını zihnime yerleştirmekten aldığım zevkin ve edindiğim yararın değerini, aklıma getirdikleri dolayısıyla da sana teşekkür ederek, takdir etmeyi borç bildim.

Önsözünden önceki ifadende, ‘Askeri yetenek ve karakterden, bilimsel hasletler ve niteliklerden’ söz edeceğini; ‘subay ruhunun moralini beslemeye hizmet edecek nokta ve durumların araştırılması ve sınanmasıyla’ uğraşacağını; ‘erlere aşılanacak manevi dersleri’ de konu edineceğini; ‘sıkı bir otorite kurmanın’ öğrenilmesi ve korunması yöntemlerini göstereceğini anladığım anda kitabına âşık oldum. Ve hemen sezdim ki, sen on yıllık askerlik hayatının, içinde yoğrulduğun sıra dışı birçok olayın sana kazandırdığı acı tatlı deneyimlerini, senin vicdanında ve zihninde tam olarak olgunlaşan o tertemiz vatansever düşüncelerini ve duygularını; vatandan ayrı düşmekten doğan kalp yaralarına katarak bizi ağlatmak, bizi utandırmak, alnımıza sürülen kara lekeleri silmek gayret ve görevine davet etmek istiyorsun. Ve gerçekten de önsözündeki, “Önümüzde, acılarım gözümüzle gördüğümüz ve kalbimizle hissettiğimiz, felaketle sonuçlanmış bir savaş vardır” ifadesiyle düşüncelerimize ve duygularımıza bir demlenme alanı açıyorsun.

Ben bu düşünsel keder ve vicdani hüzün ile başlangıç bölümünü takip ederken, savaşın, “Askerlik sanatının öğrenilmesinde yardımcı olan araçların en gelişmişi, en gerçeği” olduğunu ve Savaş Hizmetleri Yasası’nın özel bir maddesini de tanık göstererek; çeşitli rütbelerdeki komuta sahiplerinin iktidar ve yetkinliklerinin artmasına hizmet eden barış zamanının araç ve fırsatları ile, bizzat savaş ve onun koşulları ile gerektirdikleri arasında yaptığın karşılaştırmayı ve bulduğun dağlar kadar farkı onayladıktan sonra, “Ordumuz subaylarının büyük bölümünün savaşta bulunmuş olması dolayısıyla, bunca ateşleri kalbimizi yakmış olan bu son savaş, bize mesleki açıdan yarar sağlamaktan geri kalmamıştır” noktasında durdum ve biraz daha düşündüm.

Senin vardığın bu sonuçlara katılmak ya da katılmamakta, net olmayan bir yargıya varmanın aczi içinde kaldım. Zihnim belirsiz hükümlerle kararsızlığını gideremeden, gözlerim daha sonraki satırlara aktı. Bir ordunun barışta izlemesi gereken c’iddiyetli çalışma ve bu çalışmayla pekiştirilen bilimsel birikimin, zamanı gelince, başarı sağlayacak biçimde uygulanması için şerefli askerlik mesleğini yürütenlerin sahip olmaları gereken manevi nitelik ve yeteneklere ait sözlerini de müthiş bir darbe takip ediyor: “Ordumuzun son Savaşı’ndaki kederli yenilgisi acı bir gerçektir. Hayal kırıklığına uğranıldı.” Evet, pek acı bir gerçektir. Fakat senin de anlattığın gibi bu uğursuz gerçeğin bilincine varanlar da vardı. Ve bence bilincine varmamak için ya gafil veya cahil olmak gerekirdi.

Kolordu komutanına, 30 Haziran 1911 günü ’te takdim edilen resmî rapordaki bazı noktaları ders almak, mazideki derin uykulu halimizi, hem şimdi hem de gelecekte sürdürmemek için birlikte bir kez daha gözden geçirelim:

1. Bireysel eğitime, bir verim elde edilemeden son verilmiştir.

2. … Denetleyeceği bireysel eğitim veriminin ne ve nasıl olması gerektiğini bilmemektedir.

3. Tümen komutanı birliklerin karşısındaki seyirci konumuyla, orada bulunmamasından çok daha fazla olumsuz duygular yaratıyor… Görevini de bilmez.

4. Alay ve tümen komutanlarının denetlemede ve eleştirideki bilgisizlikleri subaylarda şaşkınlık, eğlenme ve güvensizlik duygularını uyandırıyor.

5. Bu kafada ve nitelikteki alay ve tümen komutanlarının, günümüzdeki askerî gelişmelere uygun şekilde yetiştirilmeleri zorunlu olan birlikleri hazırlayamayacakları, komuta ve gerektiğinde sevk ve idare edemeyecekleri, şüpheye tereddüde verilemeyecek surette apaçık bir gerçektir. Burada gerçekleri görüp söylememek,

Kaynakça
Makale yazarı :
M. Kemal Atatürk
Bibliyografya :
Kaynak :

Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl, Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara Genelkurmay Basımevi, 2010, s. 5-8

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Askeri eğitim

“Elimizde bulunan talimname ve nizamnamelerin içeriğini sadece okumuş ve öğrenmiş olmak, subayları komutan yapmak için

Uygurca 54. Ders

Ellik tötinçi (54-) Ders Sattar Tursunayniñ işxanisiğa kirip parañlişidu. 1 — Ettigen sa’et qançide öydin

Basat

Dede Korkut Kitabında kendisine bir bölüm adanan kah­ramandır. Kitapta, mucizevî çocukluğu ve Tepegöz’e kahramanca karşı

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku