Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Türklerde kadının önemi

Rukiye, Sabiha, Afet (İnan), ve Zehra.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Rukiye, Sabiha, Afet (İnan), ve Zehra. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

İslam hukukuna dayalı Türk devletlerinin 9.yüzyılda İslam dinini kabul etmesiyle kurulduğunu belirten , bu devletlerden biri olan Selçuklularda kadınların sosyal ve kültürel meselelerde ciddi rolleri olduğunu ifade etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunda ise kadınların siyasi hakları ile ilgili bir gelişme olmadığını fakat köylerde kadınların iş hayatına katıldığını belirten , Osmanlı’da kızların da erkekler gibi dini eğitime katılım sağladığını ifade etmiştir. Osmanlı Döneminde kadın haklarında bazı kısıtlamalar görülmekte olup kadının kendi evinden pek çıkmadığı, medeni hakları açısından ise erkekler ile eşit düzeyde görülmediği bir dönemdir. Türklerde kadının toplum içindeki yeri tarihi dönemlere göre farklılık gösterse de Türk Devletlerinde kadının saygın bir konumda olduğu göze çarpmaktadır. (Doğramacı, 1993)

“Türk Kadın Haklarının Tanınmasının Kültür Devrimindeki Önemi” isimli makalesinde(1967) 19.yüzyılda yapılan reformların kadına sağladığı imkânlar ile ilgili şu tespiti yapmaktadır: 1839-1856 tarihlerinde ilan edilen Hatt-ı Hümayunlarla devlet bünyesinde yapılmak istenen ıslahat Müslüman ve diğer dinlere mensup Osmanlı tebaası hakkında hukuki esasları ihtiva ediyordu. Bu hareket teokratik ve monarşik devlet şekli üzerinde bir tesir yapmamakla beraber, Osmanlı camiasına mensup fertler arasında, fikri bir gelişmeyi sağlamıştır. İşte bundan sonra yeni yeni okulların açılmasıyla kızlara verilen öğretim imkânları sayesinde kadınlar arasında, aydın bir zümrenin teşekkülüne sebep olmuştur. Bu devirde kadın ve aile konusunu işleyen yayınlar olduğu gibi, sadece kadınlar tarafından çıkarılıp kadınların fikren aydınlatılmasını isteyen ve kapalı hayata karşı isyanlarını belirten makaleler yazılmıştır(s.25).

Tanzimat’ın ilanı ile Kız Rüştiyeleri, Kız Sanayi Mektepleri ve Öğretmen Okulları açılmış olup İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte kadın hakları ve cemiyetleri ön plana çıkmaya başlamıştır. 1909 yılında Halide Edip tarafından kurulan Kadınların Yükselmesi Cemiyeti bu cemiyetlerden biridir. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması diğer toplumlardaki kadınları etkilediği gibi Türk kadınlarının değişimini de tetikleyen faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca erkeklerin savaşa gitmesi kadınların iş gücünü arttırmış, fabrikalarda ve gündelik hizmetlerde kadınların çalıştırılması kaçınılmaz olmuştur. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşmadan sonra İtilaf Devletleri Birinci Dünya Savaşı esnasında anlaştıkları gizli antlaşmalara dayanarak memleketimizi işgale başladılar.

Ülkenin içine düştüğü bu karamsar durum karşısında 19 Mayıs 1919’da kurtuluş mücadelesini başlatan Mustafa Kemal, başlatmış olduğu kıvılcım ile bölgesel örgütlenmeleri oluşturarak bütün memleketin yeniden toparlanmasını sağlayacaktır. 1919’da İzmir’in işgali ile başlayan süreç Türk kadınının siyasette aktif olarak rol almasını hızlandırmış ve Halide Edip’in İstanbul mitinglerinde yüz binlerin karşısına çıkarak bir simge haline gelmesini sağlamıştır. 1919 yılında Sivas’ta Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurulmuş ve sonrasında bütün Türkiye’ye yayılan bu dernekler Kuva-yi Milliye’ye tam destek vermişlerdir. Anadolu’da kadınlarımızın cemiyet kurmaları, onlara Türk erkeği ile çalışma olanakları yaratmış, onların mitinglere çıkmasını ve cemiyetler kurarak Milli Mücadeleye ortak olmalarının önünü açmıştır. bu konuda şu açıklamaları yapmıştır(Cunbur, 1967): Cumhuriyet ilan edildikten sonra Türkiye yeni bir devlet rejimine girince, Büyük Millet Meclisinde kanunlar tedvin edilirken, kadın vatandaşların durumu da dikkate alınmaya başlanmıştır. 1926’da Medeni kanunun kabulü ile aile hayatına getirilen yenilik ve kadına erkekle beraber eşit hakların tamamen tanınması prensibi, Türk Müslüman cemiyetine içtimai ve hukuki nizam bakımından yeni bir veçhe vermiştir.(s. 26)

Türkiye’deki işgallere karşı direniş hareketlerinin kadınların ve erkeklerin ortak çabası ile örgütlendiğini savunan şu sonuca varmıştır (Afetinan, 1976): 1919 yılında Türkiye’deki halk hareketi, her bakımdan örnek olacak önemli gelişmeler göstermiştir. Atatürk’ün askeri ve siyasi idaresi ile ilk önce fikir, sonra da uygulamaya geçilmiş ve milli bütünlüğü temin ederek Cumhuriyet İdaremiz kurulmuştur(29 Ekim 1923). Türk kadınına Cumhuriyet devrimizde tanınacak olan kanuni eşitlik hakkı da (1929-1930-1933-1934) bu yurt ödevlerini yerine getirmiş olmanın bir sonucudur.(ss. 1992-2000)

Kaynakça
Makale yazarı :
İsmail Uzun
Bibliyografya :
Kaynak :

Kadın Haklarının Kazanılmasında Bir Cumhuriyet Kadını: Afet İnan(1908-1985), Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (AEÜSBED) 2017, Cilt 3, Sayı 1, S. 73-74

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Altın Elbiseli Adam

“Altın Elbiseli Adam” yalnız Türk tarihi ve kültürü açısından değil, insanlık tarihi açısından çok önemli

Uygurca 29. Ders

Yigirme toqquzinçi (29-) Ders – Salam Xelqim Senuber Tursunniñ xelq, veten, millet söygüsi toğriliq éytqan

Orduya Beyanname

Arkadaşlar!Milletimizi yabancıların elinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu muharebede Sakarya muzafferiyeti gibi adı daima

Dilci Reşit Galip

BİRİNCİ TÜRK DİLİ KURULTAYI Maarif Vekili Dr. Reşit Galip Beyin nutku: Türkiye Cumhuriyetinin Şanlı Reisi,

Ağaç Ata

Bazı Türk boyları örneğin Uygurlar ağaçtan türediklerine inanırlar. İki nehrin kavşağında bulunan bir adacığın tam

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku