Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Ergenekon menkıbesi

Altay mountains (Belukha), photo by Vít Hněvkovský, 2006 Pohoří Altaj (hora Bělucha)
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

“(…)İlhan’ın oğulları bu muharebede ölmüşlerdi, ancak en küçüğü olan Kıyan kalmıştı. Kıyan o sene evlenmişti. (…) Nüküz de henüz o sene evlenmişti. Bunların ikisi de aynı bölükten olan iki adama düşmüşlerdi. Muharebeden on gün sonra bir gece atlanıp karılarıyla beraber kaçtılar. Muharebeden evvel ordu kurdukları yere geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört türlü mal (deve, at, öküz ve koyun) buldular. Hasbıhâl edip dediler ki: “Burada kalsak, bir gün olur düşmanlarımız bizi bulurlar, bir kabileye gitsek, etrafımız hep düşman kabilelerdir; iyisi dağlar arasında kimsenin daha yolu düşmemiş olan bir yere gidip oturalım.” Sürülerini sürüp dağlara doğru yürüdüler. Yabanî koyunların yürüdükleri bir yolu tutup tırmanarak yüksek bir dağın boğazına vardılar. Oradan tepeye çıkıp diğer yanına indiler. Oraları iyice muayene ettiler, gördüler ki geldikleri yoldan başka yol yoktur ve o yol da öyle bir yol ki bir deve ve bir keçi bin güçlükle yürüyebilirdi; eğer biraz ayağı sürçse düşer parça parça olurdu. Vardıkları yer geniş ve bir nihayetsiz ülke idi; içinde akarsular, membalar, türlü otlar, çayırlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. Bunu görünce Tanrı’ya şükürler kıldılar. Kışın mallarının etini yer, derilerini giyerler, yazın sütünü içerlerdi. Oraya () adını verdiler. ‘Ergene’nin manası ‘bir dağın kemeri’, ‘kon’un manası ‘dik’tir; orası dağın kırı (dağın en yüksek yeri) idi. Burada Kıyan ve Nüküz’ün oğulları çoğaldı. Kıyan’ın oğulları ötekininkinden daha çok oldu. Kıyan’ın oğullarına, Kıyat; Nüküz’ün oğullarının bir kısmına Nüküzler, bir kısmına da Dürlükin dediler. Kıyan diye dağdan şiddetle ve sür’atle inen sele derler.

İlhan’ın oğlu güçlü ve tez bir adam olduğundan ona bu ismi vermişlerdi. ‘Kıyat’, ‘Kıyan’ın cemidir. Bu iki kişinin nesilleri uzun bir müddet ’da kaldılar. Çoğaldıkça çoğaldılar. Kabileler meydana geldi. (…) Dört yüz sene sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki artık oralara sığmadılar. Bunun üzerine kenkaş (müzakere) ettiler ve “babalarımızdan işitirdik ki ’un dışarısında geniş ve güzel bir memleket varmış, atalarımız orada otururlarmış. Tatar baş olup başka kabileleri bizim urukumuzu kırıp yurdumuzu almışlar. Artık Tanrı’ya şükür, düşmandan korkarak dağda kapanıp kalacak hâlde değiliz. Bir yol bulup bu dağdan göçüp çıkalım. Bize dost olanla görüşür, düşman olanla güreşiriz” dediler. Herkes bu fikri beğenip yollar aradılar. Mümkün olup bir yol bulamadılar. Bir demirci: “Ben bir yer gördüm, orada demir madeni var. Zannedersem bir kattır. Eğer onu eritirsek yol buluruz.” dedi. O yeri gidip gördüler ve demircinin sözünü münasip buldular. Millete odun ve kömür vergisi saldılar. Herkes vergisini getirdi, bir sıra odun, bir sıra kömür olmak üzere dağın böğründeki çatlağa istif ettiler. Dağın tepe ve diğer yanlarına da odun ve kömür yığdıktan sonra deriden yetmiş körük yapıp yetmiş yere kurdular; ateşleyip hepsini birden körüklediler. Tanrı’nın kudretiyle demir eriyip yükle bir deve geçecek kadar bir yol açıldı. O ayı, o günü, o saati belleyip dışarı çıktılar. İşte o gün Moğollarca bayram sayıldı. O vakitten beri bu halas günü Moğollar bayram yaparlar. (…)Bu güne çok itibar edip: “Zindandan çıkıp ata yurduna geldiğimiz gün” derler.”

Kaynakça
Makale yazarı :
Ebulgazi Bahadır Han
Bibliyografya :
Kaynak :

Şecere-i Türkî, Aktaran: Doktor Rıza Nur, Matba’a-i Âmire, İstanbul, 1925, s. 35-38

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Kazakça Dersleri – 4

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. SOHBETLERİ

Atatürk’e ait iki hatıra

İstiklal Savaşı komutanlarından olan Kâzım Orbay ( 1886-1964) Cumhuriyet döneminde de Üçüncü Ordu Müfettişliği, Askeri

Mert Türk milleti

Çanakkale Savaşları’nda savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden General Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı

Geldikleri Gibi Giderler!

Türkçe Tarih sayfamızdaki bir takipçimiz, “Geldikleri gibi giderler!” konu başlığımızın altına, bu sözün Atatürk’e ait

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın