Harp Akademisi’nde yapılan bir baskın

Ali Fuat Cebesoy Atatürk'ü anlatıyor
Ali Fuat Cebesoy Atatürk'ü anlatıyor
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Daha önce de bir münasebetle söylediğim gibi, fikirlerimizi, toplamı bin­leri aşan öğrencilerine aşılamak için, daha kurmay sınıflarına geçmeden gizli bir teşkilât kurmuş, Muhittin Baha Pars’ın ağabeyi İsmail Hakkı ile ve birkaç arkadaşın da gayreti ile el yazısı iki nüsha dergi çıkarmıştık. Liderimiz ’di. Gele­bilecek sorumluluğun en büyük yükü de O’nun omuzlarında idi.

Hürriyet yolundaki faaliyetlerimize kurmay sınıflarında da devam etmeği kararlaştırmıştık. Harp Akademisi’nin birinci sınıfının yanında ufak bir dershane vardı. Veteriner okul­larından teğmen olarak çıkan efendiler, geri kalan tahsilleri­ni burada tamamlarlar, yüzbaşı rütbesiyle orduya katılırlar­dı. Sayıları bize nazaran çok azdı. İçlerinde aydın fikirli genç­ler vardı. Dergiyi bu dershanede hazırlıyorduk. Sonra gizlice elden ele dolaştırıyorduk. Faaliyetimiz nasılsa, Mektepler Nazırı Zülüflü İsmail Paşa tarafından duyulmuştu. Bu zat, Sultan Hamid’in kç hafiyelerinden biri idi. Okul Nazırı , saraya çağırılarak tekdir edilmiş, kendisine ağır şeyler söylenmiş. Padişaha sadakatsizlikle itham olun­muştu. :

— Yalandır, iftiradır, aslı esası yoktur. Talebe efendile­rin sevgili padişahımıza sadakatleri tamdır.

Diyerek ve yemin üstüne yemin ederek yakasını ar­mıştı Ancak günlerden bir gün, ile beraber
dergiyi çıkaran arkadaşlar, yine Veteriner dershanesine gire­rek, kapıyı kapamışlar, çalışmağa başlamışlardı. Ben o gün
orada yoktum. Bu sırada durumdan haberdar edilen ansızın dershaneye girmiş, arkadaşları cürmümeşhut
halinde yakalayıvermişti.

, belki ideal bir Müdürü olamaz­dı. Değerli bir asker de değildi. Fakat şunu itiraf etmek lâzımdır ki, namuslu ve vicdanlı bir insandı. Eğer o gün iste­seydi, bu arkadaşların istikballerine mâni olabilirdi. El yazısı dergiyi görmemezlikten geldi.

— Neden derslerinizle meşgul olmuyor da, başka şeylerle uğraşıyorsunuz?

Diye kendilerini azarlamakla beraber hiç bir ceza verme­di. Ben, olayı, bizim üstümüzdeki sınıftaki arkadaşım Pirlepeli Ali Fethi (Okyar) den haber aldım. Fethi ateş püskürüyor, bir eliyle ’nı işaret ederek:

— Hep oradaki adamın başının altından çıkıyor bunlar. Sarayı başına yıkılmadıkça rahat yok. Elime fırsat geçse, oraya bomba koyarım.

Diyordu. Bahsettiği kimse, Sultan Hamid’di. 23 temmuz 1908 de sarayı değil, fakat onun istibdat idaresi yıkılmış, do­kuz ay kadar sonra da 27 nisan 1909 da hal’edilerek muhafa­za altında Selânik’e gönderilmişti. Tesadüfe bakın ki, ülhamid’i Selânik’e götüren muhafız Fethi Okyar’dan başkası değildi.

Derhal ’i bularak, geçmiş olsun dedim. Dergi yayınlama işine artık ara verecektik. ’dan ulmuştuk ama, Zülüflü İsmail Paşa’dan ulmamı­zın imkânı yoktu. Bu adam ocağımıza incir dikerdi. devrinde bir gün, Kadıköy vapurunda ’ya tesadüf etmiştim. Beni derhal tanıdı ve yanıma geldi. Biraz hoş beşten sonra söz, Harp Akademisi’ndeki tahsil hayatımıza intikal etti. Paşa bu olayı hatırlıyordu.

— Allaha şükürler olsun, dedi. Tanrı o gün fena bir karar almaktan beni korudu. mileti için de pek hayırlı oldu.

Sonra, ’ya giderek Gazi’yi ziyaret etmeği çok arzu­ ladığını söyliyerek yardımımı istedi. Bize hiç bir fenalığı do­kunmamış olan bu ihtiyar ve emekli askerin arzusunu yerine getirdim. Galiba 1933 yılı idi, ’ya geldi. Gazi tarafın­dan kabul edildi ve iltifat gördü.

Kaynakça
Makale yazarı :
Ali Fuat Cebesoy
Bibliyografya :
Kaynak :

Sınıf arkadaşım Atatürk okul ve genç subaylık hatıraları, Cumhuriyet yayınları, 1997- İstanbul, s. 45-47

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Turan Ovası

Esile mezarından Batıya doğru açılan yaylalar ve ovalar boyunca 1000 km kadar ilerleyince, Turan ovasına

Pervasız Turgud

“Şu Malta şövalyelerine bak! Yanakları bir korku ve dehşet hissile mütehassıs imiş! İspanya, İtalya tarafından

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku