İskit atları

Urek Meniashvili - Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Urek Meniashvili - Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0 - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Atlar, zamanının büyük bir kısmını atın üzerinde geçiren göçebe İskitlerin hayatlarının temelini oluşturuyordu. At sürüleri aynı zamanda zenginliğin de en belirgin göstergesiydi. At tasviri ise ının en sevilen motifiydi. Atlar, İskitlere ölümlerinden sonra da refakat ediyordu. Kuban Yanı, ve kurganlarında soylu İskitlerle birlikte at sürüleri de gömülmüştür. Kurganlardaki at iskeletlerinin sayısı birkaç yüzü bulmaktadır.

Günümüz ölçütlerine göre İskit atları çok uzun değillerdi (cıdağın ölçüsü 130–140 santimetreye ulaşıyordu). Ancak görünüş itibarıyla çok uzun ve alımsız olan bu atlar, çok dayanıklı ve hızlıydılar. İskitlerin komşuları da onların bu özelliklerini farketmişti. Romalı tarihçi Arrianus, İskitlerin atlarını şöyle tasvir etmiştir: “Başta bu atlar hızlı koşamıyorlar. Ve Teselya, Sicilya ve Mora Yarımadası atlarıyla karşılaştırıldığına şahit olursanız onlardan nefret etmeniz mümkündür. Ancak bu atlar, her türlü zorluklara karşı dayanaklıdırlar. Böyle bir durumda da uzun boylu, yel gibi hızlı atın gücünü kaybettiğine, kısa boylu uyuz atın ise bu atı başta geçtiğine, ardından da çok gerilerde bıraktığına şahit olursunuz.” Büyük İskender’in babası II. Filip de bu atların kıymetini bilmiştir. M. Ö. 339’da o, İskit hükümdarı Ateya’yı mağlup ettikten sonra 20.000 İskit atını ganimet olarak memleketine götürdü.

Kaynakça
Makale yazarı :
Rafail Hakimov
Bibliyografya :
Kaynak :

Atlas Tartarica, Tatarlar ve Avrasya Halklarının Tarihi, Tataristan Cumhuriyeti: Dünü ve Bugünü, Çevirmen: İlyas Kemaloğlu, Tataristan Cumhuriyeti Ş. Mercanî Tarih Enstitüsü, Tataristan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Kazan – Moskova – St. Petersburg – İstanbul, 2017, s. 62-63

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Kazakça Dersleri – 3

NOT: DERSLERDEKİ DİYALOGLARIN HEPSİ “МаnuеI dе Qаzаq Lаnguе еt СіvіIіsаtiоn” ADLI FRANSIZCA KİTAPTAN ALINMIŞTIR. 1-13

Uygurca 5. Ders

Beşinçi (5-) Ders Aşxanida1 — Cek, uyğurçe tamaq qandaq? 2 — Uyğurçe tamaq yaxşi. 3

Lisanın sadeleşmesi

Diyorlar ki: “Uğraşmaya ne hacet? İşte lisânımız kendi kendine sadeleşiyor. Yarım asır sonra ne Arapça

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku