Turgut Reis

Turgut Reis'in Bodrum'daki heykeli
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Turgut Reis'in Bodrum'daki heykeli Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

üstünlüğünü ve kahramanlığını sularda Hayreddin Paşa gibi yürüten ikinci bir deniz erimiz Turgut’tur. Usta Hayreddin’in çıraklarından olan ve adını ’de onun kadar büyük bir ustalık ve bilginlik ile dolaştıran Turgut, suların benzerlerini ancak ırkında görebileceği eşine az rastlanır kaptanlardan biridir. O da ’in kucağına korsan olarak alılmış o da kâfir donanmalarına, adalarına ve kıyılarına aman vermemiş, o da adı ve erliği önünde Batılıları titretmiştir.

Turgut, Menteşeli bir çiftçinin oğludur. İlk gençliğinde ok atar ve irdi. Daha o zamanlarda bile bahadırlığı ile tanınmıştı. Fakat onun yiğitliğinin parlaması, ’in sularına açıldıktan sonra başlamıştır. Üstün kahramanlığı ile az zamanda gemilere baş olan Turgut, hayatının sonuna kadar bu suların eşsiz kaptanı olarak dolaşmıştır.

Turgut’un korsanlık hayatı pek şanlıdır. ’in batı sularında, tıpkı gibi yıllarca kâfirlere kan kusturmuştur. Düşmanı her basışından sonra gücü artmış, sonunda yirmi beş parçalık bir donanmaya sahip olmuştu. Kâfirlere indirdiği yumruklar öyle idi ki, Batılılar, Hayreddin Paşa’dan sonra en büyük korkulu insan olarak Turgut’u tanımışlardı.

’un en namlı çırağı olan Turgut, bu şerefi, deniz çarpışmalarında gösterdiği kahramanlıklarla elde etmişti. Ustası ile birlikte giriştiği savaşlarda, onun sevgisini ve takdirini arak bahadırlık ve denizcilikteki değerini göstermişti. Koca , korsanı kendinden bile üstün tutarak “Benden daha yararlıdır!” demiştir. Kâfirler eline tutsak düştüğü zaman duyduğu yas da, Hayreddin Paşa’nın çırağı hakkındaki sevgisini gösterir: Turgut, gemilerini yağlamakla uğraştığı bir sırada basılıp Hıristiyanlara tutsak olmuş ve Ceneviz’de hapse konmuştu. Hayreddin Paşa bu haberi duyunca donanma ile Ceneviz’e geldi. Turgut’u bırakmazlarsa bütün evlerini yakacağını İtalyanlar’a bildirdi. Bu ihtar ’e ünlü korsanı yeniden dırmıştır.

Turgut, Batı sularında Hıristiyanları yıllarca kırdıktan sonra, ustası gibi, devlet hizmetine girdi. Kaptan Sinan Paşa ’e çıkıp Turgut’a haber salmış, o da Batı sularında gelerek donanma ile buluşmuştu. Donanmaların buluşması sırasında yapılan top şenliğinde Turgut’un gemilerinin ateş üstünlüğünü gören Sinan Paşa, korsanın yamanlığını iyice anladı. Bu buluşma Turgut’u imparatorluğa dırdı. Devlete hizmeti kabul edip namlı beğleri ile birlikte gelen korsana Karlıeli sancağı verildi.

Hayreddin Paşa’nın ölümünden sonra donanmasına başlık yapabilecek en büyük kaptan Turgut idi. Çünkü denizcilikteki bilgisi, zekâsının üstünlüğü ve kahramanlığı ile ’un eserini yürütecek ondan büyük kaptan yoktu. Fakat kötü talih, Hayreddin Paşa’nın yıllarca şeref verdiği bu mevkii, onun yaman çırağından esirgedi. bu kahraman oğlundan tam olarak faydalanamadı. Talihin bu kahpeliğinin baş sebebi, soyundan olmayan bir adam, sadrazam Rüstem Paşa’dır. Mevkileri para ile satan, çok rüşvet alan ve zekâsını daima şahsına ait menfaatler için kullanan Rüstem Paşa, Turgut’u hem kardeşine rakip gördüğünden, hem de kaptan paşalığı ele alırsa bir daha bırakmayarak kendisine engel olabileceğinden hiç sevmezdi. Onun için gibi doğru ve dik bir olan çırağını her zaman kötülemiş, sığıntısı olduğu milletin bu öz çocuğuna karşı çok haksızca hareketlerde bulunmuştur. Bu yüzden koca Turgut gücendirilmiş, lük kaybetmiştir.

Kanunî, Trablus’u ele geçirmeye karar verdiği zaman, bu işi yapabilecek tek adamın Turgut olduğunu düşünmüştü. Fakat Turgut o sıralarda devletin buyruğunun dışında olarak Batı sularında dolaşıyordu. Karlıeli sancağında bulunurken bir Venedik gemisini basarak içindekileri kılıçtan geçirmiş, yapılan şikâyet üzerine ’a çağrılınca Rüstem Paşa’nın, kendi hakkındaki düşüncelerinden dolayı bir tehlike sezerek Batı’ya doğru yelken açmıştı. Padişah bu halden kendisini incinmiş bulunuyordu. Lâkin Trablus’un zaptı işi ortaya çıkınca Kanunî, Turgut’u bağışladı. Kendisine bir altın kılıç ile bir de Kur’an gönderdi, vazifeye çağırdı. Trablus ele geçirilirse, beğlerbeğiliği Turgut’un olacaktı. Padişah, Sinan Paşa’yı 120 parça kadırga ile gönderirken buyruğu Turgut’a bırakmıştı. Koca Reis devletin donanmasını dilediği gibi kullanarak Trablusu az zamanda ele geçirdi. Kanunî’nin isteği yerine getirilmişti. Fakat verilen vazifeyi ustalıkla yapan Turgut, yine haksızlığa uğradı. Sinan Paşa, Trablus beğlerbeğiliğini başkasına vererek Turgut’u yeniden gücendirmişti.

soyundan olmayanların Turgut’a yaptıkları haksızlıklar bununla da bitmedi. Kanuni, Turgut’un yaptığı büyük hizmetlere karşılık olmak üzere kendisine Cezayir beğlerbeğliğini kaptanlık ile vermişti. Padişahın bu kadirbilirliği, Arnavut Rûstem Paşa’nın hilesi ile yanda kaldı. Sadrazam, Turgut’un beğlerbeğliği istemediğini söyleyerek, Sultanı kandırdı. Menteşeli Korsan yine Karlıeli sancağında bırakılmıştı. Nihayet Turgut, sefere çıkan Padişahın yolunu önleyerek vaziyeti bildirdi ve beğlerbeğliğini ağızdan istedi. Kanunî deniz erinin isteğini hemen yerine getirdi.

Turgut, kendi milletinden olmayanların hıyaneti ile kaptan paşalıktan uzakta bulunduruluyordu. Fakat denizlerde bir yerin zaptı gerekti mi, Kanunî Süleyman, hemen Turgut’u arıyor, kaptanlara ve serdarlara onun sözünden çıkmamalarını buyuruyordu. Yani donanmanın asıl kaptanı Turgut idi.

’nın kaptanlığı sırasında seferine çıkıldığı zaman da aynı şey oldu. 150 parça gemi ile sefere çıkan donanmanın kaptanı Piyale ve serdarı Mustafa Paşalar, Cezayir beğlerbeğisi Turgut’un buyruğunda idiler. Büyük deniz işlerinde Kanuni’nin bütün emniyet ve itimadı Turgut’ta olduğundan, kaptana ve serdara, eski korsanın fikirlerinden dışarı çıkmamalarını sıkı sıkı söylemişti. Bu buyrukla yola çıkan donanma ’ya vardığı zaman Turgut henüz gelmemişti. Kaptan ve Serdar, Kalesi’nin ele geçirilmesini Turgut’un fikri ile yapmayı kararlaştırdılar. Lâkin o gelinceye kadar boş durmamak için, Limanın korunması yolunda yapılmış olan Santırma burcunun ele geçirilmesi işine giriştiler. Santırma kuşatmasının yedinci günü Turgut Paşa, gemileri ile geldi. Paşa girişilen işi yerinde bulmadı. kalesi alınmadan, burcun zaptının bir fayda vermeyeceğini söyledi. Fakat bir kere başlanmış olan kuşatma işine devam olundu. On yedinci gün son bir saldırışla burca bayrağı dikildi. Lâkin bu başarı, bir çok namlı erlerin şehitliği ile elde edildi. donanmasının ruhu olan koca Turgut da bu kuşatmada başından mermi yarası aldı. Ağzından burnundan ve kulaklarından kan gelerek düştü. Dört gün bu halde yattı. Beşinci gün. son savaşı olan bu çırpışmanın şehidi olarak gözlerini yumdu. sularında geçen pek şanlı bir hayat yine o sularda sona ermişti, ölüsü, beş parça kadırgası ile Trablusa gönderildi ve orada gömüldü.

Turgut, milletimizin pek büyük çocuklarından biridir. Ustası gibi tarihimize bir Pireveze armağan edememişse de, kahramanlıkta ve denizcilikte çağının en büyüğü olmuş, savaşlar mış ve ’de adını şeref ile dolaştırmıştır. Hayatının sonunda dığı şeref ise ustası Hayreddin Paşa’nın rua imrenme verecek kadar büyüktür.

Kaynakça
Makale yazarı :
Nejdet Sançar
Bibliyografya :
Kaynak :

Irkımızın Kahamanları, Ayılı Kurt Yayınları, 1943, s. 43-45

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Ayasofya Müzesi

Yenilikçi mimarisi, zengin tarihi, dini önemi ve olağanüstü özelliğiyle yüzyıllardır zamana direnen Ayasofya; İstanbul’daki en

Uygurca 15. Ders

On beşinçi (15-) Ders – Hemyan ve Almas Üzük Nesirdin Ependi Letipisi 1 — Bir

Tufan Efsanesi

Şamanist Türk boylarında söylenen Dünya Tufanı efsane­sine ait rivayetler birçok folklorcu ve seyyahlar tarafından tesbit

Mustafa Kemal Selanik’te

Şam’da topçu stajını tamamlayan Mustafa Kemal, 20 haziran 1907 de kolağası oldu. Kolağalığı yüzbaşılık ile

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku