Bâb-ı Âli Baskını

 

22 Ocak’ta Sarayda Londra Konferansı’nın şartlarını görüşmek üzere toplanan şurada Kamil Paşa’nın İstanbul’un kuşatılmış olduğunu savaş ya da barışa karar vermek durumunda olduklarını bildirdi. Sonuç olarakta ezici bir çoğunlukla barış kararı aldı. Bu Edirne’nin gözden çıkarılması demekti. [1]


Bu durumdan hükümeti sorumlu tutan İttihat ve Terakki fırkası bir hükümet darbesi yapmaya karar verir. Enver Paşa’nın önderliğinde Bab-ı Ali’ye yürüyen İttihat ve Terakkinin fedailerin küçük bir grup 23 Ocak 1913’te “Edirne Elden gidiyor” sloganıyla Kamil Paşa kabinesinin toplantıda bulunduğu sırada Bab-ı Ali’yi basarak 5 kişiyi öldürür. [2]

Bu sırada “Beni aldattınız.” diyerek çıkışan ve ittihatçı olarak bilinen Nazım paşa öldürülür. Enver Paşa Kamil Paşa’nın yanına vararak istifasını yazdırdı. Bu istifayı alarak Saraya giden Enver Paşa Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazam olduğunu ve padişaha Kamil Paşanın İstifa mektubunu göstererek bundan sonra yeni sadrazam olarak Mahmut şevket Paşanın tanınacağını hatırlatması üzerine Padişah Reşad’ın “Peki o halde Hayırlı Olsun” [3] demesi tarihi bir gerçeği de ortaya koymaktadır. Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazam olması ile yeni kabine siyasi hayatına başlamış, Enver Paşa harbiye nazırı, Said Halim Paşa Hariciye Nazırı, Hacı Adil Dahiliye, Ahmet İzzet Paşa’da başkumandan olmuştur. [4]


İttihat ve Terakki Cemiyeti 20 Eylül 1913’te yaptığı kongresinde kesin olarak siyasi partiye dönüşmüş olup, partiye bir genel başkan ve yardımcı görevlendirilmiş ve ilk genel başkan Said Halim Paşa olmuştur. 14 Mayıs 1914’te üçüncü genel seçim yapılarak Osmanlı Mebusan Meclisi toplanmış, İttihat ve Terakki partisi tek başına iktidara gelmiştir. Bunu 4 Şubat 1917’de sadrazam olan Mehmet Talat Paşa kabinesi izlemiştir. [5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Boğazlar Meselesinden Montrö’ye

Jeopolitik açıdan dünyanın en önemli yerlerinden biri olan ve Osmanlı’nın elinde bulunan Boğazlar, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlamaktadır. 1453’te İstanbul’un fethiyle birlikte tamamen Türklerin kontrolüne girmiştir. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan…