Emil Ludwig’in kaleminden Atatürk

 

Ankara’ya niçin geldiğimi soruyorsunuz. Önce, büyük kurtarıcınız Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri’ni görmek için geldim. Çünkü zamanımızın hemen bütün devlet adamlarını tanımak isterim. Bundan başka, Birinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye’ye gelmiştim. Dostlarım bana daima ülkenizde beş-altı yıl içinde meydana getirilen büyük ve hayrete değer ilerlemelerden ve medeniyet eserlerinden bahsettiler. Bunları yerinde görmek ve incelemek istedim.

Ülkenizi ziyaret ederken İtalya’da gördüğüm bir tabloyu hatırladım. Ünlü. bir ressam tarafından yapılan tablonun üzerine bir başka resim yapılmıştı. Fakat genç bir ressam, yeni yapılan resmi kazımış ve altında bulunan gerçek tabloyu meydana çıkarmıştı.

Türk milletinin yeteneklerini, ilerlemeye ve medeniyete karşı olan kabiliyetlerini temsil eden tablo, sultanlar devrinde, aldatıcı diğer resimle örtülmüştü. O büyük adam gelmiş, sonradan yapılan resmi hayret verici bir hünerle kazımış ve Türk milletinin gerçek yeteneklerini meydana çıkarmıştır.

Pek hasta olan ve sonradan yeni bir hayat ve kudret kazanan bir milletin manzarasını görmekten daha güzel bir hal düşünülemez. Beni, bilhassa meydana getirilen bu yeni değişiklikler hayrette bıraktı. Türkiye’yi ilk ziyaret ettiğim İstanbul’da iki Türkçe kelime öğrenmiştim; “Çabuk” ve “yavaş”… Eski devir pek “yavaş” gidiyordu ve o zaman arabacılara çabuk demek zonmdaydım.

Bu defa ki ziyaretimde öyle bir hıza tanık oldum ki, şoföre “yavaş” demek zorunda kaldım.

Cumhurbaşkanı Gazi Hazretleri bana, Goethe’nin bir sözünü hatırlattı;

“İnsanlar aynı zamanda düşünürler ve harekete geçene»

Gazi ile konuşma o kadar kıymetlidir ki, bunu kelimelerle anlatmaya imkân yoktur. Bütün dünya, Gazi’nin yalnız çalışmalarını bilir. Fakat ben, kendileriyle görüşürken dünyanın bilmediği diğer büyük özelliklerini keşfettim: Gazi Hazretleri. çalışkan oldukları kadar da bir fîkir adamı idiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Vatan, millet ve Türklük fikirleri

Mustafa Kemal, çok güzel giyinir, çok güzel konuşur, kimseyi kırmaz, terbiyeli bir çocuktu. Doğup büyüdüğü Selanik’in batıyla daha çok bağlantılı bulunması sebebiyle olacak, dikkati çeken fikirleri vardı. Etrafına topladığı arkadaşlarla…

Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor

Atatürk, çocuklara karşı büyük bir sevgi, saygı ile karışık bir sevgi besler ve gösterirdi. Çocukların saflıklarıyla içlerinden geldiği gibi konuşmaları O’nun hoşuna giderdi. İlk defa Cumhurbaşkanlığına seçildiği sıralarda idi. Bir…

Bir adım geri gitmek yoktur!

Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki üzerimizde bulunan vatan ve namus vazifesini tamamen yerine getirmek için bir adım geri gitmek yoktur! Uyku ve istirahat aramanın,…

Sevgili kardeşlerim

Aranızda ne kadar mutlu olduğumu nasıl belirtsem bilmem ki?.. Duygularımı tek tek sözcüklerle açıklamış olayım: Sevinçliyim, duyguluyum, mutluyum. Bu durumun içimde yarattığı duygulan, yanınızda şöylece kâğıda geçiriverdim. Bunları içinizden bir…