Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Lozan ve Sevr Antlaşmalarına Göre Sınırlar

Sevr Antlaşması'na göre Osmanlı topraklarının paylaşımını gösteren harita.
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Sevr Antlaşması'na göre Osmanlı topraklarının paylaşımını gösteren harita. Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Lozan ve Sevr Antlaşmalarına Göre Sınırlar
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

ve Antlaşmalarına Göre Sınırlar Antlaşması, Osmanlı tarihindeki en ağır şartlara sahip antlaşmadır. İçerik olarak bakıldığında tamamen Osmanlı Devleti’ni parçalamaya ve bir ulusu esir etmeye yönelik olduğu açıkça görülmektedir. Osmanlı Devleti’nin sınırları hâkimiyetindeki İslam ülkeleriyle birlikte 24.000.000 km²’ye kadar uzanıyordu. Devam eden süreçte kaybedilen savaşlarla birlikte sınırlar ciddi anlamda daraldı. Birinci Dünya Savaşı başladığı sırada Osmanlı Devleti’nin sınırları 5.000.000 km²’ye kadar gerilemişti. Yaklaşık 5.000.000 km² büyüklüğünde bir toprakla Birinci Dünya Savaşına giren Osmanlı Devleti savaşı kaybetti ve savaş sonunda imzaladığı Antlaşması ile sınırları iyice daraldı.

Antlaşması’nda sınırlar ile ilgili hükümlere bakıldığında Osmanlı Devleti’nin sınırları İstanbul’un bir kısmı batısında Bilecik’ten güneyde Nevşehir, kuzeyde Sinop, doğuda ise Muş, Erzincan doğrultusunda Giresun’a kadar uzanmaktadır. Peki, geriye kalan Osmanlı topraklarına ne oldu. Onu da şöyle özetlemek gerekirse; Midye- Enez hattının batısında kalan topraklar (Batı Trakya) ve İzmir, Manisa çevresi ve Ege Adaları Yunanistan’a verildi. Balıkesir’den Denizli’ye ulaşan, Konya, Antalya’dan Karaman’a kadar ulaşan bölge yani İç Batı Anadolu’nun büyük bir kısmıyla Güneybatı Akdeniz İtalya’ya verildi. Tokat’tan başlayarak Kayseri, Adana, Mersin hattı ile Mardin, Elâzığ, Sivas hatları arasında kalan ve güneyde Suriye’nin de dâhil edildiği topraklar Fransa’ya verildi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin küçük bir kısmı ile Musul ve Irak İngiltere’ye verildi. Doğu Anadolu’da ise Kars, Ardahan, Artvin, Trabzon, Rize, Erzurum, Muş, Van Bitlis, İtilaf Devletleri tarafından kurulacak olan Ermenistan’a bırakılmıştır. Boğazlar bölgesi ise İtilaf Devletleri’nin ortak işgal bölgesi haline getirilmiştir. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti’nin toprakları İtilaflarca, paylaşılmıştır. Osmanlı Devleti’ne ise küçük bir bölge bırakılmıştır.

Öte yandan Antlaşması’nın dokuzuncu kısmı “Mısır, Sudan ve Kıbrıs” başlığını taşımaktadır. 101-112. maddeler Mısır ile 112-114. maddeler Sudan ve 115- 117. maddeler ise Kıbrıs ile ilgilidir. Onuncu kısım Fas ve Tunus’a ayrılmış ve 118-119. maddede Fas, 120. maddede ise Tunus ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Antlaşması’nın on birinci kısmı “Bingazi ve Adalar Denizindeki Cezayir” başlığıyla düzenlenmiştir. Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika ile ilgili hükümlerin ortak noktası, Osmanlı Devleti’nin tüm bu topraklardaki haklarından vazgeçmesi üzerinde toplanmıştır.

, bir ulusun güçlü zorluklar sonunda galip geldiği bir savaşı bitiren ve bağımsızlığının en büyük göstergesi olan belgedir. Nitekim Antlaşması ile dikta edilen zorbalıklara karşı gelinmiş vatan toprağı işgallere teslim edilmemiştir. Antlaşması ile Osmanlı Anadolu içinde küçük bir toprak parçasına razı olmuşken Barış Antlaşması ile yeni Türk Devleti’nin sınırları bir iki farkla Misak-ı Millîye uygun olarak belirlenmiştir. Batı Cephesinde yapılan savaşlar neticesinde Batı Anadolu’nun tamamı Yunan’dan temizlenmiştir. Yunanistan Karaağaç’ı savaş tazminatı olarak Türkiye’ye bırakmış, Meriç Nehri sınır olmuştur. Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için büyük önem arz eden İmroz ve Bozcaada geri alınmıştır. Ayrıca Anadolu’ya yakın Yunan adaları asker ve silahtan arındırılmıştır. 16 Mart 1920’de işgal edilen İstanbul, işgalden kurtarılmıştır. Güney sınırı 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması’na göre belirlenmiştir. Ancak bu antlaşmaya göre Hatay Misak-ı Millî sınırları dışında kalmıştır. Her ne kadar Misak-ı Millîden taviz verilmiş olsa da 1939’da Hatay’ın Anavatana katılmasıyla bu taviz Misak-ı Millîye uygun olarak geri alınmıştır. Doğu Anadolu’da Ermeniler Kâzım Karabekir komutasındaki Türk Ordusu tarafından mağlup edilmiş ve 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. Böylece Doğu Anadolu’da Ermeni işgalinden kurtarılmıştır. Doğu sınırı öncesinde belirlendiği için ’da tartışma konusu dahi edilmemiştir. Irak sınırı İngiltere ile yapılacak dostane görüşmeler sonunda belirlenecektir. Ancak görüşmeler sırasına Şeyh Sait İsyanı patlak vermiş ve Musul 1925 yılında Şeyh Sait İsyanı sırasında İngiltere kontrolündeki Irak’a verilmiştir. Irak sınırı bu şekilde çizilmiştir. Yine ’ın eleştirilere maruz kaldığı Kıbrıs ve Adaların verilmesi konuları ise bambaşkadır. Kıbrıs 1878’de Sultan Abdülhamid Dönemi’nde elden çıkmıştır. Adalar ise Trablusgarp Savaşı sonunda kaybedilmiştir. Trablusgarp Savaşı sonunda imzalanan Uşi Antlaşması’nda Adaların geçici olarak İtalya’nın işgalinde kalması yer almaktadır. Bundaki amaç ise Balkan Savaşı sırasında Adaları Yunan işgalinden korumaktı. Ancak Osmanlı’nın Balkan Savaşı’nı ve 1914’te patlak veren Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesi üzerine adalar uzun yıllar İtalya’nın elinde kaldı. İtalya İkinci Dünya Savaşı’nı kaybedince Paris Konferansı’nda alınan karar gereğince 1947’de Yunanistan’a verildi. Görüldüğü gibi Kıbrıs ve Adalar ’dan çok daha önce kaybedilmişti.

Her iki antlaşmaya da bakıldığında Antlaşması ve Barış Antlaşması arasında ciddi farklılıklar vardır. Antlaşması, Türk Milletinin yaşadığı toprakları elinden alırken, Mustafa Kemal Paşa ve Türk Milleti Barış Antlaşması ile bu toprakları tekrar geri almıştır. Barış Antlaşması’nın sınırlar konusunda Antlaşmasına karşı üstünlüğünü görmezden gelmek tarihe yapılan bir ihanettir. Her şey bu kadar açık ve net ortadayken Barış Antlaşması ile topraklarımızı sattılar gibi boş nidâlar atmak yersiz ve kabul edilemez.

Kaynakça

Temuçin Faik Ertan, Sevr ve Lozan Antlaşmaları Hakkında Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi Bahar 2016
https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf
https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/6-Sevr.pdf (Nihat Erim, Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri, C1, TTK, Ankara, 1953)

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
9 Ekim 1988 İstanbul doğumlu tarihçinin memleketi Giresun’dur. İlk ve ortaöğretimini İstanbul’da tamamlamıştır. Sakarya Üniversitesi Tarih bölümünü bitirmiştir. Eğitim kurumlarındaki 8 yıllık öğretmenlik kariyerine yine bir eğitim kurumu olan Uğur Okulları bünyesinde öğretmen ve yönetici olarak devam etmektedir. 2017 yılında “Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa” isimli ilk çalışmasını yayınlamıştır. Ardından Nisan 2020’de İstanbul’un işgal yıllarını ve İstanbul’un kurtuluş sürecini anlatan “İşgalden Kurtuluşa İstanbul” adlı çalışmasını yayınlamıştır.
Benzer içerikler

Cehalet Boyunu Geçmiş

Açıkça itiraf etmek gerekirse, ben ömrüm boyunca bu kadar cehaletin dibinde yaşayan bir insan daha

Okumaz-Yazarlar

Dün yayınlanan BBC Arşiv Odası programının konusu yine Uğur Mumcu’ydu.[1] Biliyorsunuz ki, 24 Ocak 1993

Bekir’in Hikayesi

Tebriz’de sıradan bir gün…Kervan Muhafızı Bekir’in Hikâyesi Kardeşlerini toplamış dut ağacı altında aşık oynuyordu Bekir.

Uluğ Sultan

Kalonoros’un fethinden dönüyorlardı, zafer kazanmanın sarhoşluğu vardı üstlerinde. İntikâllerini bile ağır adımlarla ve gevşek yapmaktaydılar.

Diktatörlükler

Uzun uzun size demokrasi tarihini yazacak değilim. Ama bugünkü yazımı “diktatörlükler” üzerine yazdım. Faşizm, demokrasi,

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku