Tarih yazımı: yönelişler üzerine güncel bir derleme

 

Popüler Tarih: Geçmişte olmuş olanı ele alan, fakat bunu daha çok edebiyata ve gazeteciliğe benzeyen kendine has biçimiyle yeniden inşa eden bir anlatı, yazım, gösterme türü ve tarihe dair bilginin yaygın görünümü. [1]Yerel Tarih: Bir-birkaç köy, küçük-orta ölçekte bir kasaba veya eyalet/vilayetten daha büyük olmayan bir coğrafi birimin araştırılması.[2]Sözlü Tarih:Bir yöntem ve tarih yazım biçimi. Yaşayan kişilerin, kendi geçmişleriyle ilgili belleklerinin, toplumsal olayların, tanıdıkları kişilere dair anlatımlarının ve genel olarak anılarının, mülakat yoluyla kayda geçirilmesi. [3] Psikotarih: Ana hattı psikanalitik yönelim olan psikolojik tarih incelemesi. Birçok farklı psikoloji kuramından herhangi birinin (ya da bu kuramların herhangi bir kombinasyonunun) tarihsel analiz amacıyla kullanılması.[4]Makro Tarih: Mikro tarih yaklaşımının ortaya atılmasına kadar genel tarih söylemi tekelini elinde bulunduran, tarihin var olan bütün süreçlerinde genel yön ile ilgilenen kapsayıcı yaklaşım.[5]Mikro Tarih: Popüler tarih üzerine düşünce şekli, postmodern düşüncenin beraberinde getirdiği gündelik hayat tarihçiliği. Mikro tarihçilik gündelik hayat vurgusu yaparak tarihin odağını toplumsal olaylardan gündeliğin sıradan rutinine kaydırmıştır. [6] Entelektüel Tarih: Tarih fikirleri (sistematik düşüncenin genellikle felsefi formülasyonlar aracılığıyla incelenmesi), entelektüel tarihin doğruluğu, uygunluğu (gayri resmi fikirler, düşünce iklimleri ve edebi akımlar), sosyal tarih fikirleri (ideolojilerin ve fikirlerin yayılım biçim/yöntemlerinin incelenmesi) ve kültürel tarih (dünya görüşlerini ve kolektif düşünme biçimlerini de dahil ederek kültürün antropolojik anlamda incelenmesi).[7]Çevresel Tarih:Sadece insanların değil insanların da içinde yer aldığı doğal çevredeki canlı-cansız tüm varlıkların ve bu varlıklar arasındaki etkileşimin kayda geçirilmesi gereken bir tarihi olduğu düşüncesini savunan yaklaşım. [8] Karşılaştırmalı Tarih: Tarihi bağlantıları göstermek ve benzer fenomenlerin bağımsız oluşumlarına dikkat çekmek [9] amacıyla zaman ve mekan açısından farklı iki toplum veya zaman ve mekan açısından yakın, birbirlerinden sürekli etkilenmiş iki toplumun karşılaştırılması. [10] Karşılaştırmalı tarih yaklaşımında üç yöntem kullanılmaktadır: Paralel Karşılaştırmalı Tarih (Anlaşma Yöntemi), Zıtlıklara Yönelik Karşılaştırmalı Tarih (Farklılık Yöntemi), Makro-analitik Karşılaştırmalı Tarih. [11] Çizgisel ve Döngüsel Tarih: Çizgisel tarih düşüncesi İlkçağ ile başlamış olup, tarihin belirli bir noktada başladığını ve son bulacağını söyler. Buna göre insan, bu sona doğru ilerleme halindedir. Bu ilerleme, birçok düşünürde erek ile birlikte -yani belirlenmiş bir maksada ulaşma süreci ve bu sürecin yekpare olmaktan ziyade dinamik ve gelişimsel merhaleler içerdiği düşüncesiyle birlikte- yer almıştır. Buna mukabil bu düşüncenin tüm düşünürler tarafından kabul edilmemiş olduğunu da belirtmek gerekir. Çizgisel tarih düşüncesine alternatif olarak, tarihî sürecin basamaklara benzer biçimde gelişmeyi de kapsar bir hâlde ilerliyor olmasından ziyade birtakım olay, durum yahut varoluş biçimlerinin tekerrür ediyor oldukları düşüncesi ortaya atılmış ve bu düşünce döngüsel tarih anlayışı olarak isimlendirilmiştir. [12] Pozitivist Tarih: Doğa biliminin tek bilgi olduğu savı, [13] tarihin pozitivistlerce doğaya indirgenişi. Düşüncesi iki aşamalı olgulardan oluşan -ilki olguları belirleme, ikincisi yasaları biçimleme-, tümevarım yoluyla genelleme yapılması üzerine kurulu olan ve pozitivist tarih yazımı denebilecek yeni bir tarih yazımı ortaya çıkaran XIX. yüzyıl yaklaşımı.[14] Neo-Pozitivist Tarih: Veya Mantıksal Pozitivist yahut Mantıksal Ampirist.XIX. yüzyıl pozitivizminin daha güncel ve sofistike bir versiyonu. Fikirlerinde biçimsel mantığa ve matematiğe önemli ve temel bir rol veren neo-pozitivistler, mantıksal-dilbilimsel çerçevede bilimi objektif bir bütün (unifed science) olarak değerlendirmiş, sosyal bilimlerin doğa bilimleri modelinde şekillendirilmesi gerektiğini savunmuşlardır. [15]

Postmodernist Tarih: Felsefi ve ideolojik temelleri ile birlikte modernizmin temel varsayım ve kavramlarının sorgulanması, eleştirilmesi, tartışmaya açılması ve yeniden betimlenmesi. Tarihe bir yön ve anlam veren, evrensel genel-geçer açıklamalar yapan kuramsal çerçevelerin, anlatıların (narrative) veya üst anlatıların (meta-narrative) artık bugünün şartlarını ve gelişmelerini açıklamada yetersiz kaldığını ileri süren yaklaşım. [16] Ampirist Tarih: Geçmişin bir biçimde nesnel olarak yeniden yaratılabileceği düşüncesine bağlı, merkezinde nesnellik bulunan ve tamamen belgeli bir anlatı ortaya koyan yaklaşım. [17] Yapısalcı Tarih: Tinsel bilimlerin ya da kültür bilimlerinin yöntemleri üzerindeki tartışmalara bir tepki olarak, tarihsel olaylardaki yasallık-rastlantısallık tartışmasını bir yana bırakıp, bir dilin, bir toplumsal yaşayış tarzının, bir çağın, göreli olarak sabit kalmış yapısını rasyonel olarak kavrama yönteminden hareket eden akım. Bu akım, kaynağını dilbilim (lingüistik) ve etnoloji de bulmuş ve her tarihsel dönemin, çağın ya da halkın, kendi eşzamanlı yaşamı içinde yapısal özellikleriyle kavranması gerektiğini ileri sürmüştür. [18] Maduniyet (Çalışmaları): Mevki bakımından alt kısımda olan kimse anlamına gelen madun kelimesinin literatürdeki ilk kavramsallaştırması, kavramı hapishanede maruz kaldığı sansür dolayısıyla sınıf kavramı yerine kullanan Antonio Gramsci’ye aittir. 1982 yılında Güney Asya uzmanı bir grup akademisyenin Ranajit Guha editörlüğünde Subaltern Studies 1: Writings on South Asian History and Society (Madun Çalışmaları 1: Güney Asya Tarih ve Toplumuna Dair Metinler) isimli çalışmayı yayınlamaları maduniyet çalışmalarını başlatmış, bir tarih anlayışı/ekolü olarak ortaya çıkarmıştır. Ekolün kolonyal dönemdeki tarih yazıcılığına eleştirel bir bakış getirdiği, madunların özne olarak var olduğu alanları vurguladığı, madunların sahip oldukları negatif bilinçlilik ile özneliğin tam olamayışı arasındaki ilişkiyi incelediği söylenebilir. [19] Milli Tarih: Milli şuuru, ilmi yollardan ve ilmi metodlarla, bütün millete mal etmek isteyen tarih anlayışı. [20]Varoluşçu Tarih: Pek çok tarih felsefesinin benimsediği bir yaklaşım olarak tarihin objektif bütünlüğü gibi bir varsayımdan değil, tam tersine, tarihin içinde duran ve tarihe sahip bireyden hareketle -örneğin Varoluşçu Karl Jaspers’e göre tarih; etkileşimler ve süjeler arası iletişimler ortamıdır- yönelen akım. [21] Maddeci Tarihçilik: Dünyevi yaşamı teorik bir sorun olmaktan çok, pratik bir sorun olarak gören, pratiğin çözümlenmesine ve ezilenlerin lehine örgütlenmesine yönelen Marksist yaklaşım. Kapitalizm karşısındaki en önemli başarısını ücretli emeği özgürleştirmekte gören maddeci tarihçilik, inceleme nesnesini her zaman belirli bir ölçek içinde değerlendirir, toplumu bireylerin değil, karşılıklı ilişkilerin ve fikirlerin bir toplamı olarak görür ve toplumsal üretim süreçlerinin her bir yönünü derinlemesine sorgular. [22] Feminist Tarih: Tarihteki patriarkal ilişkileri açığa çıkarmayı ve tarihi yeniden inşa etmeyi hedefleyen, ev içi emek sömürüsüne dayanan patriarka sisteminin kendine özgü kültürel ve ideolojik aygıtları ile kadınların geçmişte ve bugünde varlığını ve rolünü belirlediğini, biçimlendirdiğini savunan yaklaşım. Kadınların tarih anlatısında yer almayışını problem edinen kadın tarihçiler, tarihe yeni bir yöntem, yeni bir yorum ve yeni bir kurguyla bakarak bahsi edilen yokluğun sebeplerini bu ekol çerçevesinde araştırmıştır. [23] Tarihsel Empati:Tarihçinin vakaları empati aracılığıyla anlayarak, anladıklarını gerçek tarihi bilgilere dönüştürdüğünü savunan ve Alman filozof-tarihçi Wilhelm Dilthey’in görüşlerine dayandırılan yaklaşım. [24]Söz konusu bu yaklaşım içerisinde tarihteki kişiliklerin fikirleri, inanışları, tarz ve tutumları ile değer-norm yargıları irdelenerek yaşamış oldukları tarihi vakalar onların perspektifiyle idrak edilmeye çalışılmaktadır. [25] Romantik Tarih: Sistematik ve felsefi temellere dayanmaktan çok, tarihe yöneltilmiş estetik coşkunun ifadesi -tarih yüce bir sözlüktür, tarih üzerine bir coşkulu şiir gibi- olan yaklaşım. [26]Tarihselcilik: İnsan varoluşunun özünü onun tarihselliğinde gören, tarihselliği insan yaşamının canlı temeli şeklinde anlayan, böylece de dünyayı tarih olarak kavrayan felsefi düşünme doğrultusu. [27]Tarihsicilik: Tarihsel bakışa, bilimsel bilgiye gereğinden fazla, mutlak olarak, aşırı bir biçimde değer vermek. [28] Yeni Tarihselcilik: Yazılmış eserlerin dönemin sosyal ve kültürel bağlamları göz önünde tutularak, nesnel kaygılar dışında öznel bir bakış açısı ile sosyal, ekonomik ve politik bakış dâhil edilerek sorgulanması, incelenmesi. Yeni tarihselci eleştiriye göre kişiliğin yapılanması öncelikle sosyal kurumların ürünüdür. [29] Alman Tarih Okulu: -Ekonomi disiplinin adeta kabuk değiştirdiği- XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Almanya’da etkin olmaya başlayan tarihçi yaklaşım, fikirsel olarak rasyonalizme ve Aydınlama çağına bir tepki ve genel geçerli ekonomi teorisini temsil eden İngiliz Klasik iktisadına bir meydan okuma. Tarihsel araştırma yöntemini ekonomiye eklemleyen Alman Tarih Okulu, -varsayımlarına karşı çıktığı- Klasik Okulun  açıkça dışarıda bıraktığı gelenek, görenek mülkiyet ve çıkar çatışması kavramlarını bilime katmış, tarihsel verilere olan yakınlığı ekonometrik ve istatistiksel analitik tekniklerin gelişmesine de katkıda bulunmuştur. [30] Annales Okulu: Siyasete, savaşa, diplomasiye veya olaya yönelik tarihe verilen dar vurguyu reddeden Fransız Okulu, [31] Marc Bloch (1886-1944) ve Lucian Febvre (1878-1956) tarihsel sentez kavramından esinlenerek ürettikleri olaylardan oluşan geleneksel anlatımın yerine, sorun odaklı, insan faaliyetlerinin tamamına eğilen, diğer disiplinlerle işbirliği yapmaya önem veren -Febvre’ün emir kipiyle söylediği gibi, “Tarihçiler, birer coğrafyacı olun. Hukukçu, sosyolog ve psikolog da olun!”- analitik-alternatif tarihsel yaklaşım, [32] sistematik açıklamayı öne çıkaran tarih yazımı paradigması. [33] Grubun merkezinde Lucien Febvre, Marc Bloch, Fernand Braudel, Georges Duby, Jacques Le Goff ve Emmanuel Le Roy Ladurie yer alır. Marksist bir tarih yaklaşımına bağlılıkları nedeniyle halkanın merkezine uzak düşen Ernest Labrousse, Pierre Vilar, Maurice Agulhon ve Michel Vovelle grubun kenarında yer alır (Bu kenar konumu bilhassa Vilar örneğinde güçlü bir şekilde hissedilir). Tam çeperde veya biraz ötesinde ise, tarihsel uğraşıları ile Annales’in çağrıştırdığı uğraşılar arasında örtüşmeler olması nedeniyle elinizdeki çalışmada zaman zaman boy gösterip kaybolan Roland Mousnier ve Michel Foucault durmaktadır. [34]

Yazar

  • 1992 yılında Rize'de doğdu. Lise eğitimini Rize Lisesinde tamamladı ve akabinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden 2014 yılında mezun oldu. 2017 yılında ise OMÜSBE Tarih Yüksek Lisans programını "Atatürk Döneminde Müteşebbis Sınıfın Geliştirilmesine Yönelik Tasarruflar" adlı tezi ile bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Son Osmanlı Meclis-i Mebûsan Seçimlerinde (1919) Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Taşra Teşkilatı: Namzetler Meselesi

Son Osmanlı Meclis-i Mebûsan seçimine katılım konusunda Hürriyet ve İtilaf genel merkezi ile taşra şubeleri arasında anlaşmazlık görülmektedir. [1] Zeynelabidin Efendi’ye göre Anadolu’nun hali Hürriyet ve İtilaf Fırkasının seçime katılımının…