Milli Mücadele: Askeri Muhteviyata Haiz Kitap ve Tezler Üzerine Bazı Notlar

 

Milli Mücadele’nin askeri yönü üzerine neşredilen eserlerin konulara ve alt başlıklara dağılımı bakımından nicel ve nitel çeşitliliği genel bir değerlendirme yapmayı imkânsız kılsa da, eserlerin tasnifi ve bu minval üzerine değerlendirilmesi, -konu ve alanda zaman içerisinde kendisine yer edinmiş, yahut yapılan taramalarda göze çarpan eserlerin akademik kaidelere riayet edilerek sunulması- daha mümkün görülmektedir.

Milli Mücadele’nin hemen akabinde veya kısa bir süre sonra kaleme alınan ve ekseriyetle Askeri Matbaa tarafından basılan Birinci İnönü Muharebesi’nin İçyüzü (1930), [1] Yunanlılarla İstiklâl Harbi/ Tabiye ve Sevkülceyş Nokta-i Nazarından Tetkik (1934) [2] İstiklal Savaşında Kocaeli Bölgesindeki Harekat (1936), [3] İstiklal Harbinde Demirci Akınları (1936), [4]Türk İstiklal Harbi’nin Ana Hatları (1938), [5] İnönü Zaferleri (1942), [6] Türk İstiklal Savaşı: Yunan Cephesi Operatif ve Tabiye Bakımından İnceleme (1943), [7] İstiklal Savaşı’nda Sakarya Meydan Muharebesi (1944) [8] gibi eserler -objektifliği tartışmaya açık bırakılarak- gerek tanıklık, gerekse bilgi yanlışı karşısında tanıkların editöryal müdahale edebilme şansına sahip olmaları sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine yapılan diğer referans eserlerden oldukça ayrışmaktadırlar. Dil ve kaynak sunma (dipnot) kaidelerinin dönemsel farkları dışında bahse konu eserler ile günümüz eserleri arasında ciddi metod farklılıkları görülmemektedir.

Türkiye’de Milli Mücadele’nin askeri yönü üzerine yapılan çalışmalarda Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), Türk Tarih Kurumu (TTK), Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi belirli kurumların yahut akademinin başat rol oynamakta olduğu ve çoğunlukla bu iki kolun birbiriyle ilişikli hatta sıklıkla uyumlu bir seyir izlediği görülmektedir.

Milli Mücadele üzerine yapılan en kapsamlı çalışma Genelkurmay Başkanlığı Yayınları tarafından yayımlanan Türk İstiklal Harbi’dir. [9] Yedi cilt ve on altı kitaptan mürekkep külliyat niteliği taşıyan eser, 1962-1975 yılları arasında tamamlanmıştır. Türk İstiklal Harbi dışında Cephanelik Baskını hadisesi ve hadisede adı geçen Köprülülü Hamdi Bey’in olay evveli ve ardında gerçekleştirdiği faaliyetlerin konu edildiği Millî Mücadelede Akbaş Cephaneliği Baskını, [10] Sakarya Meydan Muharebesi hakkında yapılmış tafsilatlı çalışmaların başında gelen ve harbin cereyan ettiği bölge, zamandizinsel olarak harp evveli durum, Türk-Yunan ordularının hazırlıkları, harp esnasında gelişen hadiseler, metodolojik yaklaşımlar ve akabinde sonuçları mikro ölçekte konu ayrımı yapılarak incelenen Kurtuluş Savaşında Sakarya Meydan Muharebesi, Anıtlar ve Şehitlikler, [11] Büyük Taarruz’un 70. yıl dönümü münasebetiyle hazırlanan İsmet Görgülü’nün hazırladığı Türk-Yunan ordularının Büyük Taarruz hazırlıklarını, taarruz planında Batı Cephesini, harp esnasını ve harp akabinde Yunan ordusunun Anadolu’dan çıkışını anlatan iki ciltlik Büyük Taarruz, [12]sicil numarası önceliklendirmesi etrafında Milli Mücadeleye katılmış, alay ve tugay ile eşiti birlikleri komuta etmiş subayların aile durumundan, öğrenim durumuna, terfi tarihlerine, katıldıkları savaşlara, askeri ve sivil görevlerinden, nişan ve madalyalarına değin tüm bilgilerin tertiplendiği iki ciltlik Türk İstiklal Harbine Katılan Alay ve Tugay Komutanlarının Biyografileri [13] ve Askeri Polis Teşkilatının kuruluşu, batı ve güney cephelerinde teşkilatlanması, teşkilat bağlamında yapılan düzenlemeler ve mali-idari yapısı üzerine oldukça özgün bilgiler sunan Kurtuluş Savaşı İstihbaratında Askerî Polis Teşkilâtı [14] Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Mücadelenin askeri yönünü konu edinen yayınları arasındadır.

Genelkurmay Başkanlığı eserleri dışında başlık seçiminden itibaren Milli Mücadeleyi bütünsel değerlendiren Selahattin Tansel’in -sunuşunu İsmail Hakkı Tekinel’in yazdığı- dört ciltlik Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, [15] yine benzer isimde lâkin tamamen farklı bir sistemde yazılan Gotthard Jaeschke’in 30 Ekim 1918-31 Aralık 1923 tarihleri arasını kapsayan iki ciltlik Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi [16] ve Tuncer Baykara’nın kapsam olarak dar, perspektif olarak geniş bir çerçevede incelediği -kurgusuyla çağdaşlarından ayrılan- Milli Mücadele (1918-1923) [17] günümüz tarih yazımında sıklıkla atıf yapılan çalışmalardır. Başvuru eserlerden; Rahmi Apak, Yunan ordusunun faaliyetleri, Kuva-yı Milliyenin teşekkülü, isyanlar ve tüm bu hadiseler karşısında Türk Ordusunun askeri tasarruflarının ayrıntılarıyla anlatıldığı İstiklal Savaşında Garp Cephesi adlı eseriyle Milli Mücadeleyi Batı Cephesi ekseninde, [18] Yaşar Akbıyık Milli Mücadelede Güney Cephesi (Maraş) [19] ve İsmail Özçelik Milli Mücadele’de Güney Cephesi (Urfa [20] ) adlı eseriyle iseGüney Cephesi ekseninde irdelemişlerdir. Özellikle Yaşar Akbıyık’ın çalışması Güney Cephesine ilişkin gazetelerde yer alan müşterek haber, protestoname, yazı ve telgrafların değerlendirmesi ve haber başlıklarının listesini sunması açışından oldukça değerlidir.

Milli Mücadele’nin askeri yönü üzerine yapılan tezler incelendiğinde Milli Mücadelenin ana hatlarını ve kadrosunu titizlikle anlatan İsmet Görgülü’nün -daha sonra aynı isimle Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan- [21]On Yıllık Harbin Kadrosu 1912-1922 Balkan-Birinci Dünya ve İstiklal Harbi” adlı doktora tezi günümüzde hâlâ güncelliğini korumaktadır.[22] Genelden özele doğru gidildiğinde; askeri tarihin dili ve konsepti ile klasik bir Türk harbinin esaslarını örnekleriyle sunan Necati Ulunay Ucuzsatar’ın –daha sonra Derin Yayınları tarafından yayımlanan- [23]Türk İstiklal Harbi’nin Menşei ve Esasları” adlı doktora tezi; [24] İaşe ile ilgili hususlarda Milli Mücadelede iaşe hadiselerini okuyucuya bir bütün olarak sunan Sayim Türkman’ın “Kurtuluş Savaşında Batı Cephesinde İaşe” adlı yüksek lisans tezi [25] yine Batı Cephesinde iaşe konusunda geçen bir dizi yükümlülüklerin hazırlanışını ve uygulanışını kapsamlı olarak ele alan Feyzullah Ezer’in “Batı Cephesi’nin İkmal ve İaşesi (1919-1922)” adlı doktora tezi, [26] ki Sayim Türkman’ın tezi dönemi itibariyle alanında yapılan ilk toplu çalışmadır, Levazım konusunu lojistikle ilgili eserlerin içerisinde sadece bir alt başlık olmaktan kurtararak Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş temeli Kurtuluş Savaşında nasıl icra edildiği, ne gibi zorluklarla karşılaşıldığı, savaşın sonucuna etki edecek ne gibi bir rolü olduğunu tahlil eden Murat Günal Ataman’ın “Kurtuluş Savaşında Levazım İkmal Faaliyetleri” adlı yüksek lisans tezi; [27] sağlık teşkillerinin düzenlenmesi, sıhhiye bölükleri, hastanelerin kurulması ve personel eksikliğinin giderilmesine yönelik alınan tedbirler bakımından Fuat İnce’nin “İstiklal Harbi’nde Türk Askeri Sağlık Hizmetleri” adlı doktora tezi; [28] Milli Mücadele Merkez Ordusunun yapısını ve faaliyetlerini araştırarak Milli Mücadele Tarihinin bir kesitine katkıda bulunan Mustafa Balcıoğlu’nun -daha sonra Yükseköğretim Kurumu Matbaası tarafından basılan- [29]Milli Mücadele’de Merkez Ordusu” adlı yüksek lisans tezi; [30] Milli Mücadele Güney Cephesi örneği üzerinden gayr-i nizami harp kavramının analizini yaparak, Kuva-yı Milliye kuvvetlerinin Fransa’ya karşı Adana, Maraş, Urfa ve Antep işgal bölgelerinde gerçekleştirdiği direnişi anlatan Erkan Çatalbaş’ın -alanında ilk eser olmasa da günümüz itibariyle en yenisi olan- “Kurtuluş Savaşı’nda Gayrinizami Harp ve Güney Cephesi” adlı doktora tezi [31] gerek kaynakları gerekse akademik disiplinleri bakımından Milli Mücadele Tarihinin askeri yönünü alt başlıklara yayan, alanlarında öne çıkmış tezlerdir.

Sonuç olarak; Türkiye Milli Mücadelesinin askeri yönü hakkında ele alınan referans eserler arasında hatalarına müdahale edilebilme imkânının mevcudiyeti hasebiyle tanıklıklara çağdaş eserler ayrılmaktadır. Kurumlar bünyesinde yayınlanan kitaplar ele alındığında ise eserlerin ekseriyeti kurumların yayın çizgilerini yansıtmaktadır. Statik bir görünüm sergileseler de Türkiye’de TTK, ATAM, ATESE gibi kurumlar tarafından kabul edilen eserler, sosyolojik alımlanım bağlamında “disiplinli eser” hüviyeti kazanmaktadır. Zümre psikolojisi bu yönde ise de disiplinli olan eser değil, tarihçidir. Unutulmamalıdır ki; ana kaynaklardan istifade edilerek vücuda getirilen her eser özgündür. Lâkin her özgün eser nitelikli değildir. Eserin niteliğini tarihçinin kaynaklara erişme ve elde edilen bilgiyi işleme kabiliyeti -bazen interdisipliner çerçevede- belirler.

Yazar

  • 1992 yılında Rize'de doğdu. Lise eğitimini Rize Lisesinde tamamladı ve akabinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden 2014 yılında mezun oldu. 2017 yılında ise OMÜSBE Tarih Yüksek Lisans programını "Atatürk Döneminde Müteşebbis Sınıfın Geliştirilmesine Yönelik Tasarruflar" adlı tezi ile bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Son Osmanlı Meclis-i Mebûsan Seçimlerinde (1919) Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Taşra Teşkilatı: Namzetler Meselesi

Son Osmanlı Meclis-i Mebûsan seçimine katılım konusunda Hürriyet ve İtilaf genel merkezi ile taşra şubeleri arasında anlaşmazlık görülmektedir. [1] Zeynelabidin Efendi’ye göre Anadolu’nun hali Hürriyet ve İtilaf Fırkasının seçime katılımının…