Van Yedi Kilise

Varagavank Ermeni manastırında, Ermeni rahipleri ve çocukları -
Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesinde, LOT 13551, no. 48
Varagavank Ermeni manastırında, Ermeni rahipleri ve çocukları - Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesinde, LOT 13551, no. 48
Van Yedi Kilise
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesinde, LOT 13551, no. 48 ile kayıtlı bulunan bu fotoğraf, Van Yedi Kilise olarak da bilinen Varagavank Ermeni tırında, Ermeni rahipleri ve çocukları resmetmekte.. Yıl 1880 ile 1892 arası.

Bu Varagavank Ermeni tırı, Vaspurakan’ın (Ermenice, “soylu ülke” ya da “prensler ülkesi” anlamına gelen, Ermeni Krallığı’nın sekizinci vilayetiymiş [1] en zengin ve en iyi bilinen tırıymış. Van başpiskoposunun yeriymiş. Vaspurakan Kralı Senekerim-Hovhannes’in, bu tırı, hükümdarlık dönemi(1003-1022)nin başlarında yaptırdığı iddia edilyor. [2]

Fotoğrafın ortasında, Vaspurakan Kralı, Senekerim-Hovhannes’e ait olduğu söylenen bir tahtta bulunmakta..

İşin ilginci tırın bulunduğu, eski adı “Yedi Kilise” olan Yukarı Bakraçlı Köyü, Fatih Altaylı’nın dedesi Hüsamettin Altaylı’ya ait. Doğal olarak köyün sınırları içinde bulunan bu Ermeni tırı’da Hüsamettin Altaylı’nın. Bu durumu Fatih Altaylı şöyle açıkladı:

Kilisenin tapusu bende. Dedeme aitti orası. Dedemden babama kaldı, babam ölünce de bana kaldı. 40-50 yıl önce dedem oradaki kiliseleri tamir ettirmişti yıkılmasın diye. Bir daha kimse ellemedi, öylece kaldı. Köy de bize ait. Ama ne gidiyorum ne görüyorum, haberim yok. Van’a uzun süredir gitmedim. Bu olaydan da sizin sayenizde haberim oldu.[3]

Bu arazilerin ailesine nasıl geçtiğini de şu şekilde açıklıyor Altaylı:

1915’te Van’da bir Ermeni devleti kurulunca bir katliam oluyor, herkes birbirini öldürüyor. Dedemin babası Hurşit Bey, ailenin bir kısmını ’a gönderiyor. Ama kendisi Van’da öldürülüyor. Sonra Cumhuriyet döneminde tekrar ailenin büyük bir bölümü Van’a dönüyor. Aile büyüklerinden o köyle ilgili duyduğumuz, birtakım kamu binalarının yapılacağı arazileri devlet bizden alınca, karşılığında Ermenilerden kalan boş arazilerden bazılarının tapusunu bize verdikleri. Benim bildiğim bu; doğru mudur, değil midir, yüzde yüz böyle midir açıkçası bilmiyorum. Sonrasında da buralardan ne kira alındı, ne bir şey yapıldı. Ne kullanan biziz, ne de faydalanan biziz.[4]

Peki sonra ne mi oldu? Kiliseyi geri iade etmesi istenen Altaylı kiliseyi Partikhane’ye iade etmek istedi.

Agos Gazetesi ve ayrıca Ermeni mülk ve eserlerini tamir etn Hrant Dink Vakfı, haberde şöyle yazmakta:

Patriklik yetkilileriyle yaptığımız görüşmede, Fatih Altaylı’nın kiliseyi iade etme kararına çok memnun olmakla birlikte, mevcut hukuk kuralları altında Patrikliğin herhangi bir kilisenin mülkiyetine sahip olma hakkı olmadığını, ancak devletin bir idari kararla kilisenin kullanım hakkını veya mülkiyetini Patrikliğe devredebileceği ifade edildi. Öğrenildiğine göre, Van Valiliği kiliseyle ilgili bir restorasyon projesi hazırladı ve Kültür Bakanlığı’ndan da gerekli bütçe için izin çıktı. Valilik yetkilileri, kilisenin mülkiyetiyle ilgili kesin araştırmanın sonuçlanmasının ardından Fatih Altaylı ve Altaylı ailesiyle gerekli temasları başlatacaklarını ifade ettiler.[5]

T.C. Kültür Bakanlığı tırı restore etmek için gerekli bütçeyi hazırlamış. Tebrik ediyoruz. Acaba medeniyetine de gereken özeni vererek bazı tarihi yapıları restore edecekler mi merak ediyoruz.

Abbasiler, Bizans ve Selçuklu İmparatorluğu’na bağlı olarak yaşayan Ermeni krallıklarından biri olan Vaspurakan’dan [6] söz açılmışken.

Geçenlerde Facebook “Van” olan ilçemizin ismini “Tuşba” olarak değiştirmişti. Bilmem hatırlar mısınız? Bu Tuşba, aslında M. Ö. 8 ile 7 yy.’lar da, ’da hüküm sürmüş olan, Urartular’ın başkenti olan Tuşba, yani Van’dır..

“Urartu” kelimesinin anlamı ise Ön- araştırmacısı Kazım Mirşan şu şekilde açıklamakta:

Bir Oy Bil Konfederasyonu’nun bir Uç Devleti olan, “ISUB-URA BİL”in başkenti Kafkasya’daki “ÇUR” şehri idi. Kafkaslar ve Doğu ’da egemendi. ’yı da kültürel etkisi altına almıştı.

[…]

Bu üç UÇ-DEVLET’i yöneten kişinin ünvanı “USUB URUŞ TURUK” idi. Yani “yazıya vurulmuş, kayıtlı, bağlı, BUĞ’a tâbi” yönetici… Bu kişinin “URUA TURU” yani “askere alma” yetkisi vardı. Bir devlet için çok önemli olan bu yetki, Asurlular tarafından “Uruatri” olarak telâffuz edilmiş, bundan da “Urartu” kelimesi doğmuş, bir devlet adı olarak kabul edilmiştir. (M.Ö. 1000’ler)[7]

ler Ansiklopedisi, “Hurriler” maddesi’nde şöyle bir açıklama mevcut:

”da büyük bir imparatorluk vücuda gen Sami kökenli Akkadların valarından öğrenildiğine göre, M.Ö. 3. binyılın sonlarında Mardin merkez olmak üzere Güneydoğu Bölgesi ile Kuzey ’daki Musul ve Kerkük dolaylarında Hurriler adıyla anılan bir kavim oturuyordu. Hurri dili üzerinde yapılan filolojik tetkikler, bu kavmin dilinin Asya kôkenli dillerden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu dilin, M.Ö. 9-6. yüzyıllar arasında Doğu ’da güçlü bir devlet kuran Urartu kavminin diline benzediği, bir başka deyişle M.Ö. 1. binyılda karşımıza çıkan Urartularla M.Ö. 3. binyıl Akkad metinlerinden tanıdığımız Hurrilerin akraba oldukları tespit edilmiştir.

Demek oluyor ki, M.Ö. 3. binyıl kavimlerinden biri de, Güneydoğu ’da oturan ve daha sonraları Kuzey ve Kuzey Suriye’ye kadar sirayet eden Hurrilerdi. Ancak, Doğu Bölgesi’nde yapılan k kazılar ve yüzey araştırmaları neticesinde ele geçirilen buluntulardan, M.Ö. 6000-5000 yılları arasına tarihlenen Neolitik devir kültürü ile M.Ö. 5000-3000 yılları arasına yerleştirilen Kalkolitik devir kültürünün de Hurrilere ait olduğu anlaşılmıştır. Hatta, M.Ö. 3. binyıla tarihlenen Eski Tunç Çağı kültürü ile Kalkolitik ve Neolitik devir kültürleri arasında hiçbir kopukluğun olmadığı tespit edilmiştir. Bu da bize gösteriyor ki, k buluntulara göre hüküm vermek gerekirse, Doğu Bölgesindeki Hurri kültürünün kökleri, günümüzden 8000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bir başka ifade ile Ön- kavimlerinden biri olarak kabul ettiğimiz Hurriler, ”nun en eski sahiplerinden biridir.

[…]

M.Ö. 2. binyılın ortalarında Hurri-Mitanni Devleti, Eski Ön Asya‟nın en kuvvetli siyasi güçlerinden biri iken, Şuppiluliuma‟nın seferleriyle kudretini kaybederek, Hititlere bağlı ve Asur‟a karşı tampon bir ülke haline getirilmiştir. M.Ö. 1200’lerde cereyan eden Ege Gôçleri neticesinde ise hem Hitit İmparatorluğu, hem de Mitanni Devleti, tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Fakat bu, Hurrilerin etnik olarak ‟dan tamamen silindiklerine işaret etmez. Tam tersine onlar, M.Ö. 1. binyılda Van Gôlü ve civarında Urartular adıyla tekrar karşımıza çıkacaklardır.[8]

Uzun lafın kısası; toprakları, bazılarının aklının bile alamayacağı bir ölçüde ’e ve ’ne aittir.

Mustafa Kemal ’ün büyük bir bilgi birikimi ile yazdığı şiir geliyor insanın aklına:
HAKİKAT NEREDE? [9]

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır

ezelden diyarıdır.

Bilinen tarihler söylememiş bunu

Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,

Dinleyin sesini doğan tarihin,

Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak

Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya’nın ortasında Oğuz oğulları,

Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları

Doğudan çıkan biz

Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz

sadece bir milletin adı değil,

bütün adamların birliğidir.

Ey birbirine diş bileyen yığınlar,

Ey yığın yığın insan gafletleri

Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,

Hakikat nerede

Kaynakça

[1] – Hovannisian, Richard G., Armenian Van/Vaspurakan, Costa Mesa, (Kaliforniya: Mazda Publishers, 1999)

[2]Varagavank Manastırı

[3]“Ne olacak Fatih’in kilisesinin bu hali”, Taraf, 22 Eylül 2012

[4]“Manastırı seve seve veririm”, Agos, 5 Ekim 2012

[5]“Manastırı seve seve veririm”, Agos, 5 Ekim 2012

[6]“Vaspurakan Krallığı’nın başkenti kazılıyor”, Ntv Msnbc, 13 Ocak 2004

[7]“Urartu-Subar-Sabir-Sümer İlişkisi ve Tatarlar”, Kazım Mirşan

[8] – Prof. Dr. Ekrem Memiş, Ortadoğu’da Türklerin Varlığı Tartışmaları, Türkler Ansiklopedisi Cilt 1, s. 435-450

[9] – Atatürk bu şiiri 1932 yılında İsmail Habib Sevük’e dikte ettirmiştir.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2014 yılında Türkeli Dergisinde yazarlık yapmaya başlayan yazar, derginin kapanmasıyla birlikte, Türkçe Tarih Dergisi‘ne kuruculuk etmiş ve halen bu dergide yazılarını yayınlamaktadır. Yazar Türkçe Tarih sistemi üzerinde genellikle Milli Mücadele, Atatürk ve Türk Devrimleri üzerine yazılar yazmaktadır. Uzun bir süredir, Rıza Nur ve Hatıratı üzerine araştırmalar yapmakta ve bu çalışmaları ile tanınmaktadır.
Benzer içerikler

Kimdir bu Drakula?

Tarihin ilginç bir özelliği var. Kimileri olayları farklı bir açıdan değerlendirir ve edindiği bazı bilgilere

Gelecek, Nasıl Gelecek

Üniversite son sınıftayken dört yıldır müdavimi olduğum kafeteryada yeni çalışmaya başlayan bir gencin hayatına yakından

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku