Kutadgu Bilig adlı esere dair

 

Kutadgu Bilig Nedir?

11.yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınan ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a takdim edilen, ilk Türk-İslam eseri olma özelliğini taşıyan Kutadgu Bilig; temsili dört kişinin arasında geçen karşılıklı konuşma ve tartışma metnidir.

Eserin Konusu Nedir?

Eserde sosyal ve siyasi konular hakkında izlenmesi gereken yollar ileri sürülmekte ve çeşitli ögelere yer verilmektedir. Bunlar anlatılırken de çeşitli deyimler ve atasözleri ile bu düşünceler desteklenmektedir. Bunun yanı sıra yeri geldiğinde ayetlerden ve hadislerden de yararlanılmıştır. Eserde ilk olarak Allah’a, Peygambere, Dört Halifeye, Tabgaç Buğra Han’a övgüler sıralanırken iyiliğin, aklın, bilginin faydaları, devlet yönetme anlayışı, aile yapısı, ekonomik ve sosyal meseleler, hükümdarlık ve komutanlık vasıfları gibi birçok konudan bahsedilmiştir.

Yukarıda bahsi geçtiği üzere eserin dört karakterinden bir tanesi Hükümdar olan Gündoğdu olup eserde adaleti ve kanunu temsil etmiştir. Vezir olarak Aydoğdu karakteri ise kutu temsil etmekteydi. Bu iki temel karakterin yanında ise vezirin oğlu olarak Ödgülmüş akılı, Odgurmuş ise akıbeti temsil etmiştir. Bu dört karakterin Kutadgu Bilig adlı eserdeki hikâyesi ise özetle şu şekildedir:

Hükümdar Gündoğdu’nun bir yardımcısı yoktur ve bunu duyan vezir Aydoğdu, kendisini hükümdara tanıtma fırsatı bularak onun veziri olmuştur. Vezir Aydoğdu’nun ölümü sonrasında ise onun oğlu Ödgülmüş, hükümdarın onayı ile yeni vezir olmuştur. Ödgülmüş babasının izinden giderek devlete faydalı işler yapmaya devam etmiştir ve bundan memnun kalan hükümdar Gündoğdu, ona bir yardımcı bulmak istemiştir. Vezir Ödgülmüş ise buna karşın hükümdara Odgurmuş’u önermiştir. Odgurmuş bunun üzerine saraya çağrılmış ve hükümdarla yaptığı konuşmadan sonra tekrar yaşadığı dağlara geri dönmüştür. Daha sonra Ödgülmüş, yaşlandığını ileri sürerek Odgurmuş’un yanına gider ancak Odgurmuş bu gelişi doğru bulmaz ve onun saraya dönmesini ister. Saraya gelen Ögdülmüş bir süre sonra Odgurmuş’un hastalandığını duyar ve tekrar onun yanına gidererek yardımcı olmak ister. Odgurmuş ise ona son sözlerini söyleyerek öğütlerde bulunur. Saraya geri dönen Ödgülmüş olup biteni hükümdar Gündoğdu’ya anlatır. Hükümdar Gündoğdu ona, arkadaşını yalnız bırakmamasını söyler. Fakat bu esnada Odgurmuş’un ölüm haberi saraya ulaşır ve büyük bir üzüntü yaşanır Hükümdar, vezirine taziyede bulunur ve ikisi de baş başa vererek devleti adaletle yönetirler.

Kutadgu Bilig’in Anlamı Nedir?

Kutadgu Bilig adlı eserden bahsederken adında geçen ‘kut’ kelimesi ‘siyasi hâkimiyeti elinde bulundurma’ manasına gelmektedir. Genel bir ifade ile yıllarca okullarda bizlere öğretildiği gibi ‘Mutluluk Veren Bilgi’ olarak bu eseri adlandırmak son derece hatalı olur ve doğrusu ise ‘Hükümdarlık Bilgisi’dir. Çünkü kitabın adında geçen ‘Kutad-mak’, kut sahibi olmayı ifade etmektedir. Dolayısıyla anlam olarak incelendiğinde bu sonuca varılmaktadır.

Eserin Edebi Özellikleri Nelerdir?

Kutadgu Bilig, mesnevi tarzında ve aruz ölçüsü ile yazılmıştır. Nazım birimi ise beyittir. Bazı bölümleri ansiklopedik bilgiler içermesi bakımından önemlidir. Siyasetname türünün Türk edebiyatındaki ilk örneğidir ve Hakaniye Lehçesi ile kaleme alınmıştır. Toplam 6645 beyitten oluşan bu eserden kısa bir alıntı ile yazımı sonlandırmak istiyorum:

Bak, iki türlü asil insan vardır: Biri bey, biri alim

Bunlar insanların başıdır.

Bunlardan başkasının hepsini hayvan sürüsü say.

Hangi tarafı istersen, o tarafı tut.

Sen şimdi hangisisin, bana bunu açıkça söyle

Bu ikisinden biri ol, üçüncüden kaç

Biri eline kılıç aldı, halkı itaat altında tutar.

Biri eline kalem aldı, doğru yolu bulup gösterir.

KAYNAKÇA:

Erkan Göksu, Kutadgu Bilig’e Göre Türk Hükümdarlık Sanatı, Kronik Yayınevi, 2019, İstanbul.

Reşid Rahmeti Arat, ‘Kutadgu Bilig’, İA, VI, MEB Yayınları, 1986, İstanbul.

Özlem Bağdatlı, ‘Kutadgu Bilig’de Devlet Ve Adalet İlişkisi’, İÜ SBE, Yüksek Lisans Tezi, 2007, İstanbul.

Sait Beşer, ‘Kutadgu Bilig’de Kut Ve Töre’, İrfan Yayınları, 2011, İstanbul.

İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1998, İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Eski Türklerde savaş araç ve gereçleri

İlk zamanlar kabileler halinde yaşayan insanlar diğer kabilelere karşı çıkar çatışmaları ve menfaatleri yüzünden şiddet kullanma yoluna başvurmuştur. Böylesi bir ortamda da adına harp veya savaş dediğimiz bir kavram ortaya…