Osmanlı TarihiYazarlar

1876 Kanun-i Esasi’de Yasama-Yürütme İlişkileri: Kavramsal Çağrışım (Kuvvetler Ayrılığı) – İçerik (Kuvvetler Birliği) Uyuşmazlığı

0
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu

23 Aralık 1876’da imparatorluk halkı için bir haklar bildirgesi olarak ilan edilen [1] -, ancak alışılmışın dışında terimleri dolayısıyla sınırlı bir otokrasi olarak tanımlanabilecek Kanun-i Esasi, [2] – her biri kendi bakanlığından sorumlu bir bakanlar kurulu, atanmış bir senato, seçilmiş bir milletvekilleri meclisi öngörmekte idi. [3] – 1876 tarihli Kanun-i Esasi ile padişahın yasama ve yürütmeye dair yetki ve tasarrufları -vükelanın atanması ve azli, makam, mevki, madalya verme, mümtaz eyaletlerin imtiyaz şartlarına uygun yönetilmesi, yabancı devletlerle anlaşma imzalama ve imzalanacak anlaşmaların muhteviyatını belirleme, para basımı, savaş ve barış dâhil tüm askeri teşebbüslerin kararlarını veyahut gerekli tedbirlerini alma, [4] -şeyhülislamın atanması, [5] – Heyet-i Vükelanın müzakerelerinde gerekmesi hâlinde izin verme, [6] – vükela ile Heyet-i Mebusan arasında anlaşmazlıklara çözüm sağlama, şartlar dâhilinde vükelayı değiştirme ya da yeniden seçilmek üzere Heyet-i Mebusanı feshetme, [7] – kanun hükmünde kararname çıkarma, [8] – sürgüne karar verme, [9] – Meclis-i Umuminin iki kolu, Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusanın açılma ve kapanma dönemlerinin irade ile tespiti -heyetlerden biri toplanmamış ise diğerinin de toplanamaması-, [10] – meclislerin çalışabilmeleri ve çalışma sürelerini belirleme, [11] – Meclis-i Umuminin tatili ve gerektiğinde feshi hukuku mukaddese-i padişahi cümlesinden olması (padişahın kutsal haklarından), [12] – yeni kanunların yapılmasına, kanunlarda değişikliğe ve kanunların yürürlüğe girmesine onay gibi- [13] – yazılı hâle getirilmiş ve yönetimsel olarak Osmanlı İmparatorluğunun meşruti monarşi adı altında mutlak monarşi ile yönetilmeye devam edileceği ilan edilmiştir.

Kanun-i Esasi maddeleri tahlil edildiğinde yasama-yürütme ilişkisinde yürütme erkinin ağırlığı dikkat çekmektedir. Kanun yapma padişahın uhdesindedir ve şeriat kurallarına uygun biçimde yürütme fonksiyonunu yerine getirecek olan da yine padişahlık kurumudur. Meclis-i Umumi üyeliğine seçilen ve atanan kişiler vatana ve Kanun-i Esasiye sadık olacaklarına dair padişaha yemin ederler. [14] – Böylece yürütmeye sadakat tasdiklenmiş olur. Özellikle padişahın tasarrufuna bırakılan sürgün hakkının, yürütmenin sınırlarını belirlemeyi oldukça zorlaştırdığı görülmektedir. Yanı sıra Heyet-i Vükelanın halk tarafından seçilmiş meclise karşı bir sorumluluğunun olmaması, yasama ve yürütme arasında bir denge olmadığını da göstermektedir. [15]

Mustafa Koç
1992 yılında Rize'de doğdu. Lise eğitimini Rize Lisesinde tamamladı ve akabinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden 2014 yılında mezun oldu. 2017 yılında ise OMÜSBE Tarih Yüksek Lisans programını "Atatürk Döneminde Müteşebbis Sınıfın Geliştirilmesine Yönelik Tasarruflar" adlı tezi ile bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalında doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilmektedir.

Şer ordusu “Kuva-yı İnzibatiye”

Önceki yazı

Birinci Meşrutiyet Döneminde Meclis-i Mebusan ve İstizah (Gensoru)

Sonraki yazı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorumlar

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla yazı Osmanlı Tarihi