Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Orta Asyadaki Sakaların tarihinin başlangıcı

İskit savaşçılarını gösteren bir rölyef; Kırım'daki Kul-Oba Kurganı'ndan bir Elektrum-Kupası'ndan, MÖ 400. (Ermitaj, St. Petersburg)
Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
İskit savaşçılarını gösteren bir rölyef; Kırım'daki Kul-Oba Kurganı'ndan bir Elektrum-Kupası'ndan, MÖ 400. (Ermitaj, St. Petersburg) Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

İdil Ötesi’ndeki bozkırlarda yaşa­yan Saka kabileleri, aynen Kuzey Karadeniz Yanı’ndaki gibi, aralarındaki (Saka kabileleri arasın­daki) jeneolojik ve kültürel birliğin (ortak isim ve dildeki yakınlık) farkındaydılar. Dolayısıyla bu husus, büyük ve küçük kabileler birliğinin mevcudiyetine de işaret etmekte­dir. Bu tür birliklerin bazılarının isimleri, komşularının yazılı kay­naklarında geçmektedir.

Tarih bilimi için Saka epopeleri­nin (destanlarının) başlangıcını Kimmer ve in M. Ö. VIII–vII. yüzyıllardaki Ön Asya ve Karadeniz Yanı bölgelerine yaptıkları askerî seferler oluşturdu. Bunun da deva­ mında Ahameniş kralları Kiros ve Darius, Seyhun ve Ceyhun ötesindeki a ve “deniz ötesi”, yani Karadeniz Yanı bölgesindeki a (Herodot’un ine) karşı seferler düzenlediler. Bu olaylar dola­yısıyla Saka kabilelerinin vatanına, vatanlarındaki hayatlarına, âdet ve geleneklerine, kuzey ve doğu komşularına dair ilk, ancak tam olmayan bilgiler orta­ya çıktı.

M. Ö. 558’de İran platosunun güneybatısındaki İranî kabilelerin başkanı, Ahameniş soyundan gelen Kiros’un torunu II. Kiros oldu. Onun küçük devletinin sınırlarında dönemin dört büyük devleti vardı. Bunlar İran plato­sundaki Med İmparatorluğu, Küçük Asya’daki Lidya, Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki Babil Devleti ve Mısır’dır. M. Ö. 553’te Kiros, süzereni olan Med Kralı Astiag’a karşı isyan etti, üç yıl sonra ise onun sarayına yerleşti. M. Ö. 547’de Krez’in Lidya Krallığı, M. Ö. 539’da ise Babil Devleti bozguna uğratıldı.

Ancak daha Babil’i ele geçirme­ den önce, M. Ö. 545–539 yıllarında Kiros, doğuya sefer düzenlemişti. Behistun Yazıtı sayesinde, Darius’a Kiros’tan ın Ülkesi de dâhil olmak üzere Hindistan’ın kuzeybatı sınırlarına kadar olan topraklar miras kaldı. Antik tarihçiler ın sınırında, Seyhun yakınla­rında Kuriştiş şehrinin (muhteme­len Kuruş Kata, Kiros’un şehri) inşa edildiğini yazmaktadırlar. Daha sonra Büyük İskender’in yoldaşları onu Kiropolis olarak adlandırdılar ve güçlü kaleyi alarak adını Aleksandriya Eshatu (Sınırdaki Aleksandriya) olarak değiştirdiler (Bu şehir, Tacikistan’ın kuzeyindeki eski Leninabad, şimdiki Hujant şeh­ridir).

M. Ö. 530’da Kiros, Doğu’ya ikinci bir sefer düzenledi. 100 yıl sonra Herodot, Kiros’un düşmanlarını Massaget adlı büyük ve güçlü bir kabile olarak adlandırdı. Ancak M. Ö. III. yüzyılda yaşayan ve eserlerini Yunanca kaleme alan Babilli papaz, tarihçi ve astronom Berossus’ta Kiros ile savaşan kabile, Dai (Dahi, Daoi) olarak geçmektedir. Herodot’a göre Massagetler, Hazar’ın doğusundaki düzlüklerde ve 40 kolunun bataklıklarda son bulduğu, bir kolunun da Hazar’a döküldüğü Aras Nehri’nin arka­sında yaşıyorlardı. Burada “Araks” olarak adlandırılan nehir aslında Ceyhun Nehri, onun başlıca kolu ise o zamanlar bol suya sahip (şimdi kuru) Uzboy’dur. Herodot’a göre Massagetleri yakalayabilmek için Kiros, köprülerle kuleler inşa etmiştir. Kiros’un Uzboy kıyısın­ da M. Ö. 530 yılının Ağustos ayında öldüğü bilinmekte­dir. Ancak krallarını kaybeden Fars ordusunun bozguna uğratılıp uğratılmadığı ve Ceyhun’un kıyısında ele geçirdiği toprakları terk edip etmediği anlaşılmamak­tadır.

M. Ö. 522’de İran’da iktidara Kiros’un uzak akrabası Darius geldi. ın Ülkesi de dâhil olmak üzere ele geçirilen topraklar, bağımsızlık mücadelesi başlattılar. Darius, isyancıları bastırarak yeniden imparatorluğunu toparlamaya başladı. Özellikle Merv (şimdiki Mary şehri) şehri ve halkı Darius’a sadık kalan Baktriya Satrabı Dadarşiş tarafından acımasız bir şekilde ceza­landırıldı. Mervlilerle birlikte da itaat altına alındı. Kralın Saka­Tigrahaudalarla savaşma sahnesi, Darius’un mühür­ lerinden birinde oyulmuştur. Bu sahnede yenilen düşmanlardan biri, kralın ayaklarının yanında yatmak­ta, yüksek başlıklı bir başkasını ise kral sol eliyle tutarak kılıçla öldür­meye hazırlanmaktadır. Bu savaş­tan önce , Farsların idaresin­de değillerdi. Nitekim Darius da onları isyancı olarak adlandırma­makta, onların liderleri Skunha’yı da isyan çıkartmakla suçlamamaktadır. Skunha’nın kendi­si de Behistun Yazıtı’nda diğer isyancılar gibi başlıksız değil de yüksek sivri uçlu bir başlıkla tasvir edilmiştir.

Skunha’nın idam edildiğine dair de bir bilgi olmayıp yalnızca onun yerine Darius’a daha yararlı birinin çıkar­tıldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla Kral Darius’un Saka­ Tigrahaudalara karşı gerçekleştirdiği sefer, cezalandır­ma amaçlı yapılan değil de hâkimiyeti altında olmayan halkı ele geçirmek için düzenlenen bir seferdi. ın Ülkesi’nin yerini ise savaş öncesinde Darius’un geçmek zorunda kaldığı büyük nehrin adı sayesinde belirlemek mümkündür. Behistun Yazıtı’nda bu nehrin adı geçmemektedir. Ancak dolaylı bilgiler­ den, Farslarla arasındaki söz konusu büyük nehrin, Seyhun Nehri olduğu anlaşılmaktadır. Bazı yazıtlarda Darius kendi devletinin sınırlarını çizerken ülkesinin kuzeydoğusunda, Soğd’un ötesinde ın Ülkesi’nin, güneybatının en ucunda ise Kuş’un (Etiyopya) yer aldığını belirtmektedir. Soğd’un merkezi, Semerkand olup doğuda Soğd, Fergana ve Taşkent ile komşuydu. Soğd’un kuzeydoğusunda kalan ve Farsların hâkimiyeti altında olan ın Ülkesi ile Soğd İli arasında Seyhun Nehri bulunuyordu.

Kaynakça
Makale yazarı :
Rafail Hakimov
Bibliyografya :
Kaynak :

Atlas Tartarica, Tatarlar ve Avrasya Halklarının Tarihi, Tataristan Cumhuriyeti: Dünü ve Bugünü, Çevirmen: İlyas Kemaloğlu, Tataristan Cumhuriyeti Ş. Mercanî Tarih Enstitüsü, Tataristan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Kazan – Moskova – St. Petersburg – İstanbul, 2017, s. 64 – 65

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Kadınlar…

Kadının en büyük vazifesi, analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin

Bizim dinimiz…

Düşmanlarımız, bizi dinin tesiri altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklama ve çökmemizi buna bağlıyorlar; bu

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku