Çürümüş hukuk

Milletimizi çöküşe mahkûm etmiş ve milletimizin gür sinesinde devir devir eksik olmamış olan teşebbüs sahiplerini, çalışma ve çaba gösterenleri en nihayet ümitlerini kırıp bozguna uğratmış olan menfi ve ezici kuvvet, şimdiye kadar elinizde bulunan hukuk ve onun samimî takipçileri olmuştur. Belki ağır ve cesurane olan tarihî gözlemimin, seçkin topluluğunuz içinde ve hükûmetinin bugün hizmetlerinden istifade etmekte bulunduğu kıymetli memurlar ve hâkimlerimiz içinde kimsenin hayretine sebep olmayacağına eminim. Bununla beraber biraz daha amacımı açıklamak için müsaade etmenizi rica ederim. Uluslararası umumî tarihin akışında lerin 1453 zaferini, yani ’un fethini tasavvur ediniz. Bütün bu cihana karşı ’u ebediyen topluluğuna mal etmiş olan kuvvet ve kudret, takriben aynı senelerde icat edilmiş olan matbaayı ’ye kabul için hukukçuların uğursuz mukavemetini yenmeye muktedir olamamıştır. Köhne hukukun ve takipçilerinin, matbaanın memleketimize girmesine müsaade etmeleri için, üçyüz sene müşahede ve tereddüt etmelerine ve leh ve aleyhte pek çok kuvvet ve kudret sarfetmelerine mecburiyet hasıl olmuştur. Eski hukukun çok uzak ve çok eski ve yaşama kuvvetini kaybetmiş bir devrini ve takipçilerini seçtiğimi sanmayınız. Eski hukukun ve onun takipçilerinin, yeni inkılâplar devremizde bizzat bana çıkardıkları güçlüklerden misal getirmeye kalksam başınızı ağrıtmak tehlikesine maruz kalırım. Fakat bilesiniz ki, Büyük Millet Meclisi’nde doğuş zamanında, onun bugünkü mahiyet ve vaziyetini, hukuk esaslarına ve ilmî prensiplere aykırı sayanların başında meşhur hukukçular bulunuyordu. Büyük Millet Meclisi’nde egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu ifade eden kanunu teklif ettiğim zaman, bu esasın Osmanlı Anayasası’na aykırılığından dolayı karşı bulunanların başında yine eski ve ilmî fazileti ile milleti aldatan ünlü hukukçular bulunuyordu. Hatta ilân olunduktan sonra meydana gelen feci bir hâdiseyi de, uyanık bakışlarımız önünde canlandırmak isterim. En büyük şehrimizin, bu memlekette belki Avrupa’da öğretim görmüş yüksek uzmanlardan oluşan baro heyeti, açıkça hilâfetçi olduğunu ilân eden ve ilân etmekle iftihar duyan birisini kendisine reis seçmiştir. Bu hâdise, kökne hukuk erbabının zihniyetine karşı içten ve gerçek olan vaziyet ve eğilimini ifadeye kâfi değil midir? Bütün bu olaylar, inkılâpçıların en büyük fakat en sinsi can düşmanının, çürümüş hukuk ve onun dermansız takipçileri olduğunu gösterir. Milletin ateşli inkılâp hamleleri esnasında sinmeye mecbur kalan eski kanun hükümleri, eski hukukçular, gayret ve çalışma gösterenlerin etki ve ateşi yavaşlamaya başlar başlamaz derhal canlanarak inkılâp esaslarını ve onun samimî takipçilerini ve onların aziz ülkülerini mahkûm etmek için fırsat beklerler. Bu fırsat, eski kanunların varlığı ve eski hukuk esaslarının yürürlükte olmasıyla ve eski anlayışını içten ve kalbî olarak muhafazada direnen hâkimlerin ve avukatların mevcudiyetiyle sağlanmıştır. Bugünkü hukukî faaliyetlerimizin sebeplerini izah etmiş oluyorum ümidindeyim.

 

M. Kemal Atatürk
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Medeni hukuk

Mühim olan nokta, adalet telâkkimizi, adaletle ilgili kanunlarımızı, adalet teşkilâtımızı, bizi şimdiye kadar şuurlu, şuursuz

Geldikleri Gibi Giderler!

Türkçe Tarih sayfamızdaki bir takipçimiz, “Geldikleri gibi giderler!” konu başlığımızın altına, bu sözün Atatürk’e ait

Kerkük Manileri

Toplayan: Müderriszade Salâhattin Sait Görse dal Bülbül konar görse dal. Göz sarraf gevil[1]dellal Kalbe danış

Dede Korkut

Bir çok kaynaklar asıl adının Korkut Ata olduğu halde, dede lakabının kendisine sonradan, tecrübeli, bilgin

Harfler marşının hikayesi

Osman Zeki (Üngör), Harfler Marşı’nın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “…Yeni Türk harfleri çıktığı zaman, eskiye

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku