Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

“İnkılabın nuru bir cemiyette kadınlar vasıtasıyla akseder.”

Ömer Seyfettin'in Rıfat Bey'e takdim ettiği fotoğafı
Kaynak: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/handle/11498/24788
Ömer Seyfettin'in Rıfat Bey'e takdim ettiği fotoğafı Kaynak: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/handle/11498/24788
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

‘eğitimli anneler’ vurgulamasıyla, 19. yüzyıl ortalarından itibaren başlayan larla ilgili dönüşüm hareketlerinin ve konuyla ilgili teklif ve tasarıların paralelinde bir konumu benimsemiş görünür. Zira dönemde konuyla ilgili olarak söylenebilecek en önemli tespitlerden ilki, ların acilen modernize edilmesiyse ikincisi, bu modernizasyonun Osmanlı medeniyetinin belirleyenleri etrafında gerçekleştirilmesidir. Dönem aydınlarının tamamı tarafından benimsenen bu ortak endişenin, içten içe ve Türkçüler tarafından da paylaşıldığı söylenebilir. bunu ın yüklendiği sembolik anlamlar dünyası (vatan--namus üçlemesi) üzerinden yaparak daha geçerli ve kabul edilebilir kılar.

lar ve Maarif” başlıklı yazı bu sebeple, kaya kovuklarından modern yaşama kadar devam eden sosyalleşme sürecinde larla erkekler arasında bir farkın olmadığı görüşüne vurgu yaparak başlar. Yazar birer ‘unsur-ı mühim’ olan ve erkeğin birbirinin tamamlayıcısı olduklarını, birinin “…vazife ve hak nokta-i nazarından yekdiğerine karşı, hiçbir … rüçhaniyet-i fıtrisi, bir insaniyet-i cibillisi …” ( 2001a: 97) olamayacağını söylerse de Endülüs’ün akıllara hayret veren terakkisinin temellerinde bir taraftan lık görevlerini icra eden diğer yandan “… âlem-i fünunun tabakat-ı âliyesini istila …” eden ların varlığına dikkati çeker. Yani lar bir yandan biyolojik lerinin gereklerini yerine getirip bu doğrultuda hayatlarını biçimlendirmeye devam ederlerken diğer yandan da bilim âleminin en yüce noktalarına isimlerini yazdırmalıdırlar. Yazarın bununla bir süredir eğitim alarak hayata katılma sancılarını yaşayan ların etraflarında dönüp duran toplumsal rollerle ilgili tartışmalara cevap verdiği düşünülebilir. 1923 Haziranında lar Halk Fırkası’nın kuruluşu sırasında bile ların aynı endişe ve direnişlerle karşılaştıklarına bakılırsa, bütün gelişmelere rağmen bu sorunun gerek erken dönem gerekse Cumhuriyet milliyetçiliğinde varlığını sürdürdüğü sonucuna varılabilir. Konuyla ilgili çalışmalar, bu yaklaşımın sonraki yıllarda da sürdürdüğüne işaret etmektedir. Örneğin Arat’ın Tekeli’ye dayanarak yaptığı tespit şöyledir:

“… Tekeli’ye göre, ların birincil rolleri milliyetçi söylemde aydın bir annenin çocuk yetiştirmesi olarak tanımlanmaya devam etti ki bu da modern eğitim için en büyük gerekçeyi oluşturuyordu.” (akt. Kandiyoti 2005: 113)

de -Ziya Gökalp gibi- lardan bir ihtilal bekler. Üstelik ların gerçekleştireceği bu ihtilal, erkekler için de çok önemli olacaktır. Zira bu ihtilal, ların eğitimde istenilen seviyeye geldikleri, kendilerine güvenmeye başladıkları hatta aldıkları eğitimi içselleştirdikleri anlamına gelmektedir. Böylece erkekler, a ve terakki fikrine karşı taşıdıkları tereddütlü durumdan kurtularak daha emin ve rahat hareket edebilme kabiliyetini kazanacaklardır.

ölümünden dört ay kadar önce, Aralık 1919’da -yani konuyla ilgili ilk yazılarından hemen hemen 10 yıl sonra- yazmış olduğu “İnkılaplarda ” başlıklı makalesinde, konusuna dönüş yapar. Söz konusu makale yazarın, köklü dönüşümün larca gerçekleştirildiği düşüncesine ulaştığını göstermektedir. Öyle ki terakki ve eğitim yolunda erkeklere emanet edilmiş lar artık bu seviyeyi aşmış, kendilerini ifade edecek yeni alanlar açmışlardır. Artık ların da dâhil oldukları ve yönlendirdikleri bir akım hâline gelmiştir. Yazar, “Bizim son asırdaki en ciddi inkılabımız -ki ciddî bir harekettir- yeni milliyet cereyanı en büyük kahramanlarını ların arasında buldu.” ( 2001b: 234) der. Bundan sonra da, Halide Edib’in Yeni Turan ve Müfide Ferit’in Aydemir isimli romanlarını Türk kimliğinin inşasına katkıları açısından değerlendirmeye geçer.

Kaynakça
Makale yazarı :
Prof. Dr. Hülya Argunşah
Bibliyografya :
Kaynak :

Ömer Seyfettin’de Millî Kimliğin İnşasında Kadın, Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatında “Kadın” Sempozyumu, Amasya Üniversitesi, 4-6 Mayıs 2017, Amasya, s. 63-65

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Lisanın sadeleşmesi

Diyorlar ki: “Uğraşmaya ne hacet? İşte lisânımız kendi kendine sadeleşiyor. Yarım asır sonra ne Arapça

Uygurca 54. Ders

Ellik tötinçi (54-) Ders Sattar Tursunayniñ işxanisiğa kirip parañlişidu. 1 — Ettigen sa’et qançide öydin

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku