Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

BİRİNCİ TÜRK DİLİ KURULTAYI

Maarif Vekili Dr. Reşit Galip Beyin nutku:

nin Şanlı Reisi, İrfan âleminin dâhi Başbuğu Gazi Hazretlerini, Dili Kurultayı’nın mümtaz ve muhterem âzalarını derin saygılarla selâmlarım. (Alkışlar).

1919 Mayısının 19 unda, yani Reis’in a çıkışındanberi Millî istiklâl savaşı içindeyiz. Askerî, siyasî, adlî, hukukî, malî, iktisadî, hattâ karantina idareleri dolayısisyel sıhhî sahalarda savaşımız, tam, mutlak, kat’î ve edebî uluşa vardı.

Son dört yıldır, 9 Ağustos 1928 Sarayburnu hitabesiyle, millî kültürün ana temel unsurları üzerinde inkilâp ve ıslâhat pençeleşmesi başlamış bulunuyor. Lâtin harflerinin alınışı bu sahadaki zaferlerden birincisi oldu. Büyük Reis’in himayesinden şeref ve mütemadi irşatlarından ışık alan tarih mesaisi, millî tarihin kalbini kanatan iftira ve husumet dikenlerini temizledi. Şimdi, ruhumuzun kubbesinde onun yeniden çınlayan sesi bize diyor ki:

“Millete verdiğimiz söz daha yerine gelmedi, millet huzurunda içtiğimiz and daha tamam olmadı. Millî kültür toprağı yabancı unsurlardan henüz ulmadı. dili kendi asîl benliğini bulmadı. Onu sevgi ile ve şefkatle kucaklayın, onu yeniden ana südü ile emzirerek taze, çoşkun ve ölümsüz hayata eriştirin” (Alkışlar).

Birinci Dili Kurultayı, çağıran ve vazife gösteren bu hitabın millet göğsünden aksetmiş cevabıdır.

Bizlerin, yani dünkü ve bugünkü şartlar içinde okumuş ve yazmışların konuştuğumuz ve bilhassa yazdığımız dile dili demekte hakikî teredüdüm vardır. 17 milyon ü içinde ancak yüzde ona varabilecek bir zümrenini anlıyabildiği dile çe denemez. Selçuklardanberi 8 asır süren şaşkın bir inat ile, şuursuz ve kozmopolit bir dalâletle çe, bizzat ler tarafından ölüm çukuran sürüklendi. Çok defa, hiçbir mecburiyet olmaksızın kapitülâsyon bağışlıyan Osmanlı diplomatları gibi, Osmanlı müellifleri, şairleri, edipleri, âlimleri de yabancı istilâsına karşı dilinin kapısını ardına kadar açtılar. Besin Atalay Bey-Çok doğru.

Reşit Galip Bey (devamla) – Böylece dilimiz çe olmaktan çoktı, içinde pek aç çe kelimelerle bazı çe kaideler bulunan bir Osmanlıca, bir yeni dil oldu. İnkılâp idaresinin Osmanlı idaresinden tesli aldığı ümmiler, yekûnun kç fazlalığına sebepler aranırken, osmanlıca denilen ve bugün hâlâ devlet idaresinde ve fikir cereyanlarında sayısı az lerin anlaşma vasıtası olmakta devam eden bu yeni ve yabancı dili, milletinin benimsemekten istinkâf etmiş olmasını dahi gözde tutmak pek yanlış sayılamaz.

Son asrın muhtelif zamanlarında yapılmış süreksiz veya mahdut tesirli tecrübelerden sonra, son yirmi iki yıllı çülük cereyanının gittikçe artan ve genişleyen saflaştırma gayretlerine rağmen bu dil hâlâ çeleşmedi.

Millete hâlâ yüzde yetmişini anlamadığı bir dille hitap ediyoruz. Boyunduruğu kanat olarak kullanmak tecrübesi sekiz asır sürdü. Kasırga hoyraltığı ile giren yabancı kaide ve kelimelerin ezice yüklü altında dilimizin ruhu felce uğradı ve hayatı cendere içinde kaldı. Uzak ve derin mazilerdenberi ilim ve san’atın cömert kaynağı ve zengin ifade vasıtası olan dili muammalarla dolu divanlara, en çetrefil tabirler, terkipler ve ıstılahlar sergisi lara ölmeden gömüldü, Dilimize gene kendimiz tarafından sokulmuş olduğunu söylediğimiz Arap ve Fars kelime ve kaidelerinden şikâyetimiz, Arap ve Fars milletlerin veya dillerine karşı sevgi ve saygımızın eksikliği şeklinde tefsir edilemez. Herhangi bir milletin asîl ruhlu, hakikî milliyetperverleri, bizim gayretlerimizin başkaları için mutaarrız olmayan, ancak Milletine ilmi, irfanı anlıyabileceği bir dille sunmaktan ibaret bulunan mânasını kolaylıkla sezerler ve takdir ederler. (Bravo sesleri, alkışlar).

Son asırlar medeniyetinin hayret verici bir yürüyüşle ileri gidebilmesi, okuma ve öğrenmenin umumî ve demokratik bir müessese haline gelmiş olmasındadır. Bugün ilimler, fenler eski devirlerde olduğu gibi pek saygılı adamlara munhasır kalmıyorsa bunun en başta gelen sebebi her yeni bilginin yayılmasında ve öğrenilmesindeki kolaylıktır. Bunun vasıtası yalnız mektepleri arttırmak, yalnız halkı okutmak değil, ondan daha evvel halka kendi dili ile öğretmeyi temin etmektir.

Osmanlıca ile ilişiğimizi bir an evvel kesmek, millî kültürün istikbali için kat’î bir zarurettir. ’da halk konuşma dilinde yaşadığını mütehassısların temin ettikleri belki seksen bin kelime bu işe temel olabilir. Eksikler, başka lehçelerde, eski yazma valarda bulunacak kelimelerin şivesine uygun şekilleri ile tamamlanmalı, yabancı dillere, ancak bunların hiç birinde karşılığı bulunamıyacak mefhumlar için müracaat edilmelidir.

Bunun daha geniş mütalâası, selâhiyetli dil âlimlerimize ve gidilecek yol hakkında kat’î karar Kurultaya aittir.

Birinci Dili Kurultayının muhtemel âzaları!

Kararlarınızın bütün hükûmet teşkilâtı tarafından, bütün imkân vasıtaları ile tatbikine çalışacağını size resmen arz etmeğe Başvekil İsmet Paşa Hazretleri tarafından memurum. (Alkışlar). Bu şeref verici vazifeyi memnuniyetle ifa ederken Devlet, Hükûmet ve Millet tarafından el birliği ve fikir birliği ile kavranmış işlerin en kısa zamanda, muvaffakiyete ereceğine, sınırsız göklere doğru yorulmaz kanatlar açacağına derin bir inanışla inandığımı söylemek isterim. (Alkışlar) dilinin Milleti tarafından ulacağından şüphe edenlerin, Tdilinin aslî zenginliğini, aslî haşmet ve âzametini tekrar kazanacağına inanmıyanların millet hafızasının cehenneminde dünyanın sonuna kadar yanacaklarına inandığımı söylemek isterim. (Alkışlar).

Kurultayınız bir kuvvet olarak doğuyor. Dilimizin feyizli toprağında yeşeren bu kuvvet, gittikçe büyüyecek ve az zamanda şeref başaklarının hasadına başlıyacaktır. Uzun asırlar durmuşuz. Fakat artık durmak mefhumunu millî hayatın sırtından atmış ve durdurulmaz diye anılacak yürüyüşe geçmiş bulunuyoruz. İleri atılma aş her sahada harp nizamına geçmiş ordular halinde görünüyor. Hakikî hayatan ve hayatlı hakikatten doğan ihtiyaç bize dünyada en ileri ve en kuvvetli millet olmak hedefini gösteriyor. Siz bu hedefe yürümekte ve yürüyecek millî ideal ordularından birini, en şanlılarından birini temsil ediyorsunuz. Kültür ordusu, Başkumandanın ve bugünkü toplanış ve açılış ile millî tarihe ebediyen kutlulanacak bir gün kazandıran Kurutlayınızın ulu varlığı önünde saygı ile baş eğerim. (Sürekli alkışlar).

Kaynakça
Makale yazarı :
Ahmet Şevket Elman
Bibliyografya :
Kaynak :

Dr. Reşit Galip, Yeni matbaa, 1955 Ankara, sh. 187-190

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Aydınoğlu Umur Beğ

‐ Atsız’a‐ Selçuk sülâlesinin sona erişinden sonra Anadolu’da meydana gelen beğliklere başlık eden gerçekten değerli

Uygurca 20. Ders

Yigirminçi (20-) Ders – Ğerb Memliketliride Novruz Bayrimi Uyğurçe xeverdin misal 1 — Novruzniñ yetip

İstanbul halkı ve Cumhuriyet

AtaTürk’ün Tercüman-ı Hakikat Başmuharririne demeç. İstanbul halkının bu kılıncı bana göndermekle, gösterdiği muhabbet ve teveccühe

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku