Generic selectors
Sadece birebir eşleşmeler
Başlıkta ara
İçerikte ara
Yazılarda ara
Sayfalarda ara

Unutulduysa Hatırlatalım..

Cihan Oktay - Unutulduysa hatırlatalım
Unutulduysa Hatırlatalım..
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

12 Nisan 1931 yılında, bizzat Atatürk tarafından kurulan Türk Tarih Kurumu’nun savsözünü (sloganı) herkes bilir;

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir! Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Mustafa Kemal Atatürk [1]

Türk Tarih Kurumu’nun kullandığı bu savsöz, aslında bir paragraf. Devamı da şu şekilde:

“Siz buna razı mısınız?”

Bu sözler, Atatürk’ün, Türk Tarih Kurumu’na göndermek üzere, 16-17 Ağustos 1931 tarihinde kaleme aldığı 21 sayfalık mektupta yazıyor.

Atatürk bu mektubu Yalova’dan, Türk Tarih Kurumu’na, dönemin TTK Başkanlığını yürüten M. Tevfik Bıyıkoğlu‘na [2] hitaben yazıyor ve içeriği tam olarak bir sitem dolu. Mektup içeriğine geçmeden önce mektubun başına gelenleri, “Atatürk’ün Sansürlenen Mektubu” adıyla ilk kez orijinal belgeleri ile yayınlayan Atilla Oral’dan dinleyelim:

“Beyoğlu Hazzopulo Pasajı’nda düzenlenen kitap ve fotoğraf müzayedelerinin birinde Türk Tarih Kurumu eski Genel Sekreteri Uluğ İğdemir’e ait çeşitli belgeler satışa çıktı. Bu belgeler içinde Atatürk’ün el yazısı mektup sayfalarının yıllar önce çoğaltılmış eski kopyaları da vardı. Belgeleri satın aldım. Dokümanları müzayedeye getiren sahaf arkadaşım belgelerin çöpten çıktığını söyledi.

Atilla Oral [3]

Anlaşılan Türk Tarih Kurumu, kurucusunun kendisini hitap alan mektubun içeriğinden rahatsız olduğu için sansürlemekle kalmamış, belgelere sahip de çıkmamışlar.

Peki mektup, sadece Atatürk’ün Türk Tarih Kurumu’nu eleştirdiği için mi sansüre uğradı? Öyle ya, 80 yıldır mektuptan sadece iki cümle hayatta kalabilmişti!

Bunu anlamak için sansürlenen bölümlerin içeriğine kısaca göz atmak yeterlidir.

Mektupta sansürlenen ve yayımlanmayan bölümler, Atatürk’ün İslam Dini, Halifelik ve Araplar hakkındaki düşünceleridir.”

Atilla Oral [4]

Peki bu mektubu Atatürk neden kaleme aldı? Konu ders kitaplarının hazırlanması ile ilgili. Atatürk, liselerde okutulmak üzere tarih ders kitapları hazırlanması için ‘Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’ni görevlendiriyor. Cemiyet, kitapların yazımına başlıyor. ‘İslam Tarihi’ ve ‘Türklerin İslam’daki Yeri’ ile ilgili bölümü ise Mısır’da bulunan El Ezher Üniversitesi mezunu Zakir Kadiri, Camii Ezher Medresesi şeyhlerinin görüşlerini yansıtacak şekilde hazırlıyor. Atatürk de, Arap milliyetçiliğinin ön planda tutulduğu bu bölümlere itiraz ediyor, bazı düzeltmelerin yapılmasını, bizzat bu mektubu kaleme alarak belirtiyor.

Aslında bu yazımda, kendi arşivimi karıştırıp, son on yılın unutulmuş olaylarını derleyerek sizlere sunacaktım. Başlık arıyordum ki, Atatürk’ün bu sözleri aklıma geldi.. Sadece bu sözleri yazmak, onları tekrar etmek, bizleri Atatürk’ü anlamaya ne kadar yaklaştırabilir? Doğrudan doğruya asil Türk Milleti’nin bir evladı olarak, Atatürk’ün tarih ile ilgili bu sözlerini içeren mektubun nasıl bir akıbete uğradığını yazmasaydım, içim de rahat etmezdi. Eğer tarih yazımı ile ilgileniyorsak, Atatürk’ün, Türk Tarih Kurumu’na yazdığı bu mektubu kesinlikle anlamalıyız.

*

Gelelim bugün sizlere aktarmak istediğim, arşivimde kıyıda köşede kalmış bazı olaylarla.. Yaşadığımız ülkede, coğrafyada o kadar çok oyun dönüyor ki, günlük hatta bazen saatlik haber akışına kimse yetişemiyor. Böyle bir ortamda ben de sizler için bazı haberleri hatırlatmak maksadıyla derledim. Umarım hatırlatmakta faydam dokunur.

Tarih 16 Şubat 2004,

Recep Tayyip Erdoğan, Kanal D ekranında, Fatih Altaylı’nın sunduğu “Teke Tek” isimli televizyon programında konuşuyor:

“Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım!”

Recep Tayyip Erdoğan [5]

Ama aslında RTE, tam 32 yerde yaptığı miting ve konuşmalarda kendisini “Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı” olarak tanımlamasına ve kendilerine “BOP eşbaşkanlığı görevi verildi” demesine[6] rağmen, çiçeği burnunda Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dış İşleri Bakanı iken yaptığı açıklamada, RTE’nin üstlendiği görevi “Demokrasi Destek Eş Başkanlığı” olarak tanımlıyor.

Biz yanlış anlamışız?! Ama en iyisi yazımın içeriğine uygun olarak kendisine de hatırlatmada bulunayım. Türkiye’nin iktidarında olan hükümet için, resmi tez BOP’tan yanadır!

Tarih 14 Mart 2006,

Abdullah Gül, Kızılcahamam Kampı’nda milletvekillerine bilgi verirken:

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek…”

Abdullah Gül [7]

*

Kimse demesin “BOP nedir?” diye. İşin aslını dinleyelim.

Tarih 7 Ağustos 2003,

ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, The Washington Post gazetesi, “Transforming The Middle East – Ortadoğu’yu Dönüştürmek” isimli yazısında, özet olarak, “Fas’tan Basra körfezine kadar, üzerinde 300 milyon insanın yaşadığı Ortadoğu bölgesinde bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini”açıkladı.[8]

Model olarakda, Irak’taki Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesini gösteriyor. Bugün gelinen nokta, bu kirli oyunlar, Irak, Suriye, Mısır, Libya gibi devletlerde milyonlarca kişinin ölümüne ve evsiz kalmasına sebep oldu. Ama;

Tarih 31 Mart 2003,

Recep Tayyip Erdoğan’ın The Wall Street Journal gazetesinde yazdığı yazı:

Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.”

Recep Tayyip Erdoğan [9]

Kahraman ABD askerlerine sadece RTE duacı değil!

Tarih 16 Mayıs 2006,

Abdullah Gül’ün Takvim gazetesine verdiği röportaj:

“Dünya barışı için, barışı korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir.”

Abdullah Gül [10]

Amaç barışı korumak tabi.. Amerikalılar da çok barış severler ki, ta kilometrelerce ötedeki kıtalarından kalkıp buralara kadar gelmişler..

Tarih 12 Temmuz 2002,

Recep Tayyip Erdoğan’ın Of’ta düzenlediği mitingde:

“Birileri ırk milliyetçiliği yapıyor, birileri bölge milliyetçiliği yapıyor, birileri de dine dayalı milletçilik yapıyor… Biz bu üçünü de elimizin tersi ile itiyoruz. Türkiye’de 30’a yakın etnik grup ve 4 hak dine mensup herkesi tıpkı Yunus, Mevlana kültüründe olduğu gibi ‘hepimiz birimiz, birimiz hepimiz’ anlayışı ile seviyoruz, kucaklıyoruz”

Recep Tayyip Erdoğan [11]

Böylece, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. maddesinde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” diyerek tek bir isimle birleştirdiği Türk Milleti’ni, 30 etnik, 4 hak dine inanan gruplara ayırıp, sonra birleştirdi?!

Tarih 7 Mart 2002,

Recep Tayyip Erdoğan,

“Demokratik yapıların sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi dayanışmayla olur katılımcılıkla olur. Özellikle Irak ve Kürdistan’dan gelen bilgiler bizi memnun etmektedir.”

Recep Tayyip Erdoğan [12]

Tarih 25 Mart 2009,

Neçirvan Barzani, Irak’a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyaretini değerlendiriyor:

“Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisiyle görüşmesinin, Türkiye’nin “Kürdistan Bölgesini” tanıması anlamına geliyor.”

Neçirvan Barzani [13]

Yukarıda bahsettiğim, bazı konu başlıklarını MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, 28 Haziran 2013 tarihinde, yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi haline getirdi. [14]

Cevabı sizlerle paylaşmak istiyorum:

Tarih 11 Haziran 2004,

George Bush, 2004 yılında toplanan G-8 zirvesinde RTE ile aile fotoğrafı çektirirken:

“Sen ne harika bir adamsın!”

George Bush [15]

12 Eylül 1980 askeri darbesini, ABD eski Başkanı Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar işi başardı.” sözleriyle haber veren, ABD eski Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul Henze’nin ifadelerini hatırlayacak olursak, [16] çocuklar büyümüş, şimdilerde adam olmuş..

Tarih 11 Haziran 2005,

Recep Tayyip Erdoğan, “Foreign Policy Association”da “Türk Dış Politikası ve ABD’yle İlişkiler: Paylaşılan Vizyonlar ve Birbirini Güçlendiren Yetenekler Ortaklığı” konulu yaptığı konuşmada:

“Küresel sorunlarla mücadelede dünyanın ABD’ye ihtiyacı var. Türkiye, ABD ile aynı genel hedeflere doğru ilerlemektedir.”

Recep Tayyip Erdoğan [17]

Yine aynı konuşmada, “Musevi düşmanlığı “utanç verici bir akıl hastalığının tezahürü” olarak değerlendiriyor ve “Katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır, sapıklıktır” diyor.[18] Çok değil yakınlarda ise, Soma’daki bir vatandaşa,“Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü!” [19] diyerek yumruk atmaya çalışan başka birisi zaten. Bu konu ile RTE’nin uzaktan yakından ilişkisi yoktur..

Tarih 12 Nisan 2006,

Cüneyt Zapsu, Washington’daki American Enterprise Institute adlı araştırma kuruluşunda (think tank) Amerikalılarla yaptığı konuşma:

“Bu adam dürüst bir adam. Kendi inançlarına sahip ve bu inançlarında samimi. Lütfen şunu yapmaya çalışın…”Sömürmek” kötü bir kelime, ama kullanmak… Bu adamdan yararlanın. Çünkü bu kişinin çok itibarı var, hem kendi inançları nedeniyle Müslüman dünyasında, hem de Batı tipi demokrasiye inanıyor. Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı koymak yerine onu kullanın… Burada ve Avrupa’da bundan yararlanmalısınız. Teklifim budur.”

Cüneyt Zapsu [20]

Tarih 15 Mayıs 2003,

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye tarihinde Rotaryen’lerin toplantısına alenen katılan ilk başbakan. “Uluslararası Rotary 2430 Bölge Konferansı” isimli, Rotaryen toplantısına Bülent Arınç’ta katıldı.[21] Plaketini alırken şöyle seslendi Rotaryenlere Arınç:

“Peygamberimiz, ‘Veren el, alan elden üstündür’ diyor. Siz veren elsiniz, öpülecek elsiniz.”

Bülent Arınç [22]

Peki sonra ne oldu?

Tarih 9 Mart 2005,

Erhan Çiftçioğlu, kendisinin başında bulunduğu Rotaryen toplantısına katılanlar için, durum tespiti yapıyor:

Bir mucize Turgut Özal’dı. Bir başka mucize, Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’nin kaybedilmiş yıllarını, tekrar kazandırdı. Bu iki yıl içinde yapılan işler, 15 sene içinde yapılması gerekenlerdi. Hiç popilist politika uygulanmıyor. Oy kaygısıyla bu adımları atmıyor. Türkiye’nin aydınlık bir yüzü. Çok büyük bir şansımız. AB ile ilgili cesur adımlarını sevgiyle karşılıyoruz ve de takdir ediyoruz.”

Erhan Çiftçioğlu [23]

Demek ki, Rotaryenler için RTE ve ekibi, Türkiye’nin aydınlık bir yüzü.. Kendileri de öyle diyor:

Tarih 20 Mayıs 2004,

Niğde’nin Ulukışla ilçesi AKP teşkilatının seçim minibüsü:

“İktidarla el ele 84 yıllık karanlığa son” [24]

Bunu minibüse yazanlar hakkında suç duyurusunda bulunuldu. 5 AKP’li hakkında dava açıldı.[24] Daha sonra bu olay, AKP’yi kapatma ve bazı kişiler için siyaset yasağı istemiyle hazırlanan iddanamenin, yerel yöneticilere yönelik olarak hazırlanan 18 madde içinde yer aldı.

Buna benzer bir olay da, AKP Isparta Milletvekili Recep Özel’in sarfettiği şu sözlerdir:

“80 yıllık pisliği temizliyoruz.”

Recep Özel [25]

Tarih 25 Mayıs 2006

Mehmet Ali Şahin, diyor ki:

Başörtüsünü sorun sayanların sayısı yüzde bir buçuktur. Halk hangi konuların öncelikle çözülmesini istiyorsa biz hükümet olarak bu sorunlara odaklandık. Bizim gündemimizde halkın sadece yüzde 1,5′inin gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur. Olması siyaseten de yanlıştır.”

Mehmet Ali Şahin [26]

Tarih 9 Kasım 2006

Recep Tayyip Erdoğan, kendisine “Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele için geldiniz ama bazı yasaklar (türban) kaldı?” diye soran Hürriyet muhabiri Enis Berberoğlu’na şu cevabı verdi:

“Yani burada bizim bireysel özgürlük anlayışlarımız eğer genel özgürlük anlayışının önüne çıkarsa herhalde yanlış yaparız diye düşünüyorum. Geneli kucaklamak durumundayız. Ormanı düşünelim oradaki birkaç ağacı değil. Birkaç ağaç üzerinden hareket edersek yanlış yaparız. Nitekim Türkiye’de yapılan kamuoyu araştırmalarının bu konudaki neticeleri çok açık net ortadadır. Yani bunlara bakarak değerlendirmeleri yaparsak Türkiye kazanır,kaybetmez diye düşünüyorum.”

Recep Tayyip Erdoğan [27]

Tarih 2 Nisan 2005

Resep Tayyip Erdoğan, türban konusunda açıkça şöyle söylüyor:

Başörtüsü konusunda hiçbir yerde, kimseye söz vermedim. Vaat etmediklerimizi, vaat edilmiş gibi gösteren, provake edenler var. Acele etmemek lazım. Acele eden ecele gider.”

Recep Tayyip Erdoğan [28]

Tüm bunlar geçmişte yaşanmış, söylenmiş olaylar. Dün bunlar oldu bugün o günlerde ekilen tohumlar biçiliyor? Son 24 saat içinden en önemli 3 olayı aktarmak istiyorum:

Cengiz Topel Caddesi’nde maskeli 2 kişi tarafından uğradıkları silahlı saldırı sonucu Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Erbaş Yunus Yılmaz (Elazığ) ve Erbaş Ramazan Köse (İzmir) 3 askerimiz şehit oldu! [29]

Bu milletin parasıyla beslenen, Aysel Tuğluk denen kişi, Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantısında şöyle demişti:

Uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı haklar ışığında ortak vatan anlayışı temelinde toprak bütünlüğüne ve demokratik ulus perspektifi temelinde Türkiye halklarının ulusal bütünlüğüne bağlı kalarak, Kürt halkı olarak Demokratik Özerkliğimizi ilan ediyoruz.

Aysel Tuğluk [30]

Suriye’deki Kürtler, Kobane’de “Afrin Kantonu Demokratik Özerklik Yönetimi” adıyla, terörist başının resmi altında özerklik ilan etmişti. [31]

Ülkeye Cumhurbaşkanı adayı olan, birilerinin ahmakça ve haince desteklediği Selahattin Demirtaş, 12 Şubat’ta “Seçimlerden sonra Özerklik ilan edeceğiz!” [32]

demişti. Her gün özerklik ilan ediyorlar.. Bugün de, Şırnak ilimizin Cizre ilçesinde PKK’nın, yan sanayi it sürüsü askeri düzende? yürüyüş yaparak, sözüm ona, özerklik ilan etti.. [33]

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, sabaha karşı gözaltına alındı.[34]

“Yeni Türkiye” dedikleri yerde, yeni hiç bir şey yok..

Esen kalın.

Kaynakça

[1] – Hasan Cemil Çambel, T.T.K. Belleten Cilt:3, Sayı: 10, Nisan 1939, s. 272
[2] – M. Tevfik Bıyıkoğlu’nun Türk Tarih Kurumu’ndaki biyografisi
[3]“80 Yıl Önce Sansürlenen Mektup Bulundu”, Habertürk, 20 Haziran 2011
[4] – Atilla Oral, “Atatürk’ün Sansürlenen Mektubu”, Demkar Yayınevi, İstanbul – 2011, s. 21
[5] – Nail Kızılkan, “BOP Eşbaşkanlığının Kanuni Karşılığı Nedir?”, Milli Çözüm Dergisi, Kasım 2007
[6] – Teke Tek programı, Kanal D, 16 Şubat 2004
[7]“Davutoğlu: Erdoğan BOP Eş Başkanı olmadı”, Haber 7, 12 Kasım 2010
[8]“Gül: BOP içinde ABD ile birlikte hareket ediyoruz”, Radikal, 12 Mart 2006
[9] – Condoleezza Rice, “Transforming The Middle East”, The Washington Post, 7 Ağustos 2003
[10] – Recep Tayyip Erdoğan, “My Country Is Your Faithful Ally and Friend”, The Wall Street Journal, 31 Mart 2003
[11]“ABD, çocuklarını barışa feda etti”, Milliyet, 16 Mayıs 2006
[12]“Oyun Boşa Çıkacak”, Yenişafak, 12 Temmuz 2002
[13]“Talabani, Erdoğan-Baykal’la görüştü”, Ntvmsnbc, 7 Mart 2002
[14]“N. Barzani: Türkiye Kürdistan bölgesini tanıdı”, Ntvmsnbc, 25 Mart 2009
[15] – TC Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı olarak yaptığı, IRGY/2013/616012 numaralı yazılı cevap, 15 Temmuz 2013
[16]“Bush usulü övgü: ‘You are a great man’, Radikal, 11 Haziran 2004
[17]“Birand’dan Paul Henze’ye ‘sesli–görüntülü’ yalanlama”, Zaman, 14 Haziran 2006
[18]“Özgürlük ve demokrasi hedeflerimiz örtüşüyor”, Yeni Şafak 11 Haziran 2005
[19] – A.g.h.
[20]“Niye kaçıyorsun İsrail dölü”, Odatv, 15 Mayıs 2014
[21]“Kullanın”, Milliyet, 12 Nisan 2006
[22]Erdoğan ve Arınç, Rotary toplantısında”, Radikal, 15 Mayıs 2003
[23]“Baltayı sert taşa vurdu”, Habervaktim, 27 Mart 2008
[24]“Rotary kulüpleri: Biz mason değiliz”, Haber 7, 9 Mart 2005
[25] – “84 yıllık karanlığa son” yazısı… 5 AKP’li hakkında dava açıldı”, Milliyet, 20 Mayıs 2004
[26]“İşte AKP iddianamesi Tam metin”, Hürriyet, 19 Mart 2008
[27]“80 yıllık pislik’ diyen AKP’li vekile Yargıtay incelemesi”, Hürriyet, 7 Ağustos 2004
[28] – Milliyet, 24 Mayıs 2006
[29]“İlla cumhurbaşkanı olacağım demiyorum”, Hürriyet, 9 Kasım 2011
[30]“Başörtüsü konusunda hiçbir vaat vermedik”, Vatan, 2 Nisan 2005
[31]“Hakkari’de hain saldırı: 3 şehit”, Sabah, 25 Ekim 2014
[32]“Demokratik özerklik’ ilan edildi”, Ntvmsnbc, 14 Temmuz 2011
[33]“Kürtler özerklik ilan etti”, Milliyet, 29 Ocak 2014
[34]“Demirtaş: Seçimden sonra özerklik ilan edeceğiz”, Hürriyet, 12 Şubat 2014
[35]“PKK, Cizre’de özerklik ilan etti”, Zaman, 26 Ekim 2014
[36]“Soner Yalçın’a gözaltı!”, Sözcü, 26 Ekim 2014

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
2014 yılında Türkeli Dergisinde yazarlık yapmaya başlayan yazar, derginin kapanmasıyla birlikte, Türkçe Tarih Dergisi‘ne kuruculuk etmiş ve halen bu dergide yazılarını yayınlamaktadır. Yazar Türkçe Tarih sistemi üzerinde genellikle Milli Mücadele, Atatürk ve Türk Devrimleri üzerine yazılar yazmaktadır. Uzun bir süredir, Rıza Nur ve Hatıratı üzerine araştırmalar yapmakta ve bu çalışmaları ile tanınmaktadır.
Benzer içerikler

Sultanahmet ve Fatih Mitingi

15 Mayıs 1919’da İzmir’in İşgali üzerine Türk Ocağı ve Karakol Cemiyeti tarafından düzenlenen, Trakya-Paşaeli Müdafaa-i

Türk’ün Ata Sporu Güreş

Koşay Han, Molla İzzet, Koca Yusuf, Recep Kara, Ali Gürbüz gibi çayır güreşinde dünyaya nam salmış Türk pehlivanlar olduğu gibi bugün minderde de Yaşar Doğu, Hamza Yerlikaya, Rıza Kayaalp, Taha Akgül, Cenk İldem, Mehmet Özal gibi dünyaya rüşdünü ispat etmiş, başarılı isimlerle Türk’ün güreş geleneği dünyaya adını duyurmaya devam etmektedir.

Okumaz-Yazarlar

Okumaz-Yazarlar

Dün yayınlanan BBC Arşiv Odası programının konusu yine Uğur Mumcu’ydu.[1] Biliyorsunuz ki, 24 Ocak 1993

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın